İçin plan yaptınız mı? Geçen yıl Antalya'ya gitmiştim. Bu yıl o havaya giremedim. Sıcak değil hava. Planım yok. Çalışacağım büyük ihtimalle. Siz neler planladınız?
İçin plan yaptınız mı? Geçen yıl Antalya'ya gitmiştim. Bu yıl o havaya giremedim. Sıcak değil hava. Planım yok. Çalışacağım büyük ihtimalle. Siz neler planladınız?
-6
arbre (12.05.26)
antalya. peki çok kalabalık mıydı? nereleri gezdiniz?
0
renegade
(13.05.26)
renegade, Kemer'e gittim. Otelden çıkmadım. Sadece Muratpaşa'da gezdim biraz. Mark Antalya AVM çevresi. Kalabalıktı.
-5
🌸arbre
(13.05.26)
Planım dip köşe temizlik yapmaktı ama benim de çalışmam gerekecek ve temizlik yalan olacak. Yetişkinliğe lanet olsun.
0
peki madem
(13.05.26)
full mesai.
0
summerjam0306
(13.05.26)
önceki bayramda gezmiştim bu bayramı aileme arkadaşlarıma ve dinlenmeye ayıracağım
Flörtten sevgililiğe giden bir ilişkim var. Adamın 5 erkek (2'si bazen benimkinde kalıyor) ve 4 kadın çok yakın arkadaşı var. Hep grupça takılıyorlar, herkes birbiriyle çok iyi anlaşıyor, ayrıca birlikte iş de yapıyorlar. Patron benimki, o yüzden arkadaş grubunda da lider genelde o oluyor. Şimdi şöy
Flörtten sevgililiğe giden bir ilişkim var. Adamın 5 erkek (2'si bazen benimkinde kalıyor) ve 4 kadın çok yakın arkadaşı var. Hep grupça takılıyorlar, herkes birbiriyle çok iyi anlaşıyor, ayrıca birlikte iş de yapıyorlar. Patron benimki, o yüzden arkadaş grubunda da lider genelde o oluyor.
Şimdi şöyle bir durum var ki ben kadınlardan 2 tanesinin (X ve Y) benimkinden hoşlandığına eminim. X uzun yıllardır arkadaşı, kadın beğeniyor belli ki ama olmayacağının farkında. Bu kadınla ilgili başka biri geçen yıl bir şeyler söylemiş ve benimki de durumu fark edip araya mesafe koymuş diye de duydum başka birinden. Hadi onu geçtim.
Y olan ve benimkinin aynı zamanda en sık görüşerek iş yaptığı kadın ise resmen ona yaranmak için çırpınıyor. Sürekli sadece ona özel cilveli ses, çocuk gibi bir haller, neredeyse her cümleye yiaaa diye güya tatlılık yaparak başlama falan. Bu kadın 3 yıl önce iş yaparken aralarına katılmış ve yakın arkadaş grubuna öyle dahil olmuş. Aynı zamanda gruptaki bir başka erkek (ki benimki de onu çok sever) ilk zamanlarda Y'den hoşlanıyormuş ama Y onu kesin bir şekilde reddetmiş. Benimki o dönem ufak ufak aralarını da yapmaya çalışmış ama olmamış.
Şu an gruptaki az önce bahsettiğim X ve bu erkek kişi dışındaki herkes bu kadınla benimkini çok yakıştırıyor ve birlikte olmalarını istiyor açık açık. Zaten adam onlara beni tanıştırınca o erkek kişi dışındaki herkes soğuk davrandı bana, hala da öyle. Sürekli biz bize şuraya gidelim, biz bize bunu yapalım planları yapılıyor ama ben asla yokum. Benimki sürekli beni hatırlatıyor, dahil ediyor falan ama onlarla vakit geçirmek istemiyorum. Bana kendimi fazlalık gibi hissettiriyorlar. Ayrıca birlikte olduğum insandan hoşlanan kadınlarla veya onu başka bir kadına yakıştıran insanlarla ne kendim yan yana olmayı ne onun yan yana olmasını istiyorum. Benimkine desem ya ne alakası var, asla öyle hissetmiyorlardır falan der eminim. E adam da onları hem çok seviyor hem kaç yıllık arkadaşları ve alışmış sürekli onlarla olmaya. Geldim diye arkadaşlarından koparamam, zaten hakkım da yok.
Başka ilginç bir bilgi, benimki ne zaman biriyle flört etse birkaç aydan uzun sürememiş çünkü ya gruptaki kadınlar o kadını aşırı sevip aşkımmmm bebeğimmmm diye dibinden ayrılmamış ya da bana yaptıkları gibi soğuk davranmışlar. Ayrıca gruptaki hiç kimsenin uzun yıllardır hiç ilişkisi hatta flörtü bile olmamış. Buna o kadar şaşırdım ki. Yılbaşında bile nolur sana gelelim diyerek sabahtan benimkinin evine geldiler, biz gece 3 gibi eve gelip onlara katıldık. Bir tek ev arkadaşı olan bir erkek ve zamanında Y'den hoşlanan erkek arada flört falan deniyor ama o da sürmüyor. Bana çok hastalıklı geldi bunların hali bir noktada ya.
Bir iki ay önce adamın doğum günüydü ve evinde baş başa vakit geçirelim dedik ki bir de bunu arkadaşlarına haber verecek halimiz yok zaten. Akşam kapı çaldı ve balonlar, pastalar, kamera elde ve açık falan doğum gününü kutlamaya gelmişler. Bana da aaa biz seni unutmuştuk ya hiç aklımıza gelmedi dediler. Sonunda git de denemedi ama gecemiz ve ertesi günümüz rezil oldu çünkü sabaha kadar kaldılar.
Mesela bazen X'in canı sıkılıyor ve ya sende kalmaya geldim diyerek gelip benimkinde kalıyor o diğer 2 erkek de evdeyse. Ya da Y bazen ya kahvaltı hazırlamaya geldim diye eve gelip bu 3 erkeğe sabah kahvaltı hazırlıyor, dur bir de börek açayım diyor akşama kalıp falan. Erkekler de abi bu kız tam evlenilecek kız değil mi ya diyor güya şakayla ara sıra. Evde geçen hep birlikte oturuyoruz ve kahve makinesini bulamadım. Y diyor ki sen şimdi bilmezsin yerini, onu ben alttaki dolaba koydum.
Ya sizin bizim ilişkimizde yeriniz ne? Sizin bu adamın evinde işiniz ne? Biz niye bu ilişkiyi futbol takımı gibi yaşıyoruz? Erkekler de dahil siz niye bu adamın evinden çıkmıyorsunuz? Biliyorum esas problemli olan benimki çünkü yıllardır asla sınır koyamamış. Bir de herkes yerini bilir özellikle iş söz konusuysa diye onlara hadlerini bildirdiğini falan sanıyor ama alakası yok.
Adamın bunlar dışında her şeyinden memnun sayılırım ama ona söylesem özellikle Y ve erkeklerin tavrını asla konduramayacağını, kabul etmeyeceğini düşünüyorum. Sonradan gelip adamın herkesle arasını bozan da olmak istemediğim için özellikle bu insanlara karşı rahatsız olduğumu da pek belli etmedim ki etsem de toplu halde inkar edip beni kötü yapacaklarına eminim. Ben hiç uğraşmayıp bu aile olmuş insanları birbirine bırakıp gideyim mi ya? Ya da şansımı denemek adına bir benimkine söyleyip en sonunda onun gözünde muhtemelen fitne fesat olayım mı? Aslında kaç aydır rahatsızım ama bugün yine bir şey oldu onun üzerine sormak istedim. Yaşananların çoğunu yazmadım bile, bunlar sadece iki üç küçük şey. Yaşlar 35 ve üstü. Sadece ara sıra bunun evinde kalan 2 erkek kişisi 30'ların başında.
-1
seni tanıdığım güne lanet olsun (04.05.26)
Erkek arkadaşınızın tavrı net gibi, onun için bu bahsettiğiniz iki kişiyle ilgili bir endişeye gerek yok gibi görünüyor anlattığınız kadarıyla.
Şöyle ki, elinizdeki malzeme bu. Bu kızlarla ilişkinin bu aşamasında rekabete girerseniz kaybedersiniz.
Sizin arada kalmış halinizi kurtaracak tek davranış sanırım "yerinde ağır olan" insan olmak. Rekabet etmemelisiniz. Bu senaryodan ancak özgüvenle çıkılır heralde. Her şeye onay verin demiyorum, ama yeri geldiğinde erkek arkadaşınıza sakin şekilde "ne alaka anlamadım, sizin bazı şeyleriniz bana uzak ama senin çevren, bildiğin gibi yap" tavrını da gösterebilirsiniz. Sizin olaya bakışınız bu çünkü.
İlişki ilerler ve olgunlaşırsa belki o zamana kadar siz de ortama ısınırsınız veya o aşamada daha farklı bir tavır takınabilirsiniz. Ama bu o zamanın konusu.
+4
akhenaten
(04.05.26)
Cemaat yapılanmasının içine düşmüşsün kolay gelsin. Yıllar içinde baya katılaşmıştır. Aralarına almazlar. Akhenatenin dediği gibi özgüvenini kaybetmeden sağlam basmaya çalış. Artık gerisi seninkine kalmış. Cemaat olarak mı devam edicek yoksa başka bişeyi yaşamaya cesaret edicek mi bakıcaksın.
+5
benim bir gizli bildiğim var
(04.05.26)
Bir sitcom evrenine düşmüşsünüz gibi adeta.
+5
peki madem
(04.05.26)
flortum degil de arkadas cevrem vardi bunlari bir arada tutan seyin ne oldugu belli, ben dayanamadim seviyesizliklerine. aileniz yok diye herkesi aile zannetme olayina bi son verelim ayrica aileler bile bu kadar gevsek olmuyo. biz daha kendi esimizle “me time”lar, kisisel alanlar kavgasi yaparken bunlarin kaynana gibi her dk tepede bitmeleri ciks biz almayalim.
iliski stiliniz ve sikayetleriniz hakkinda acik ve sakin bi diyalog yasanmali. uzaklasirsa da uzaklassin sonrasi adamin kendi tercihi olur uzaklasmazsa da siz yolunuza bakarsiniz. boyle yetiskin ergenlere bir gun bile ayirmak zul
+4
ala09
(04.05.26)
Nasıl olsa sevgililik moduna geçince dört beş aya ayrılırsınız siz de, birbirinizin düzenini bozmayın, bu kişiler neticede sonradan düşmemiş hayatınıza hep varmış, sen de bile isteye bu sisteme dahil olup şimdi de şikayet ediyor gibisin, yapacak bir şey yok.
+3
kizil karga
(04.05.26)
ortam hiç samimi gelmiyor. siz gruba sonradan girdiginiz icin disaridan bir gozle daha net gorebiliyorsunuz ama erkek arkadasiniz maalesef fark etmiyor ya da ortami bozmamak icin bisey demiyor. En ustteki yoruma katiliyorum. Rekabete girip ortami bozan sanki sizmissiniz gibi olmayin ama iliskiniz derinlestikce erkek arkadasiniz da sizi anlayacak konuma gelecektir. Digerleri de yapmaya calistiklari seyden vazgecer gibime geliyor eger sizden istedikleri tepkiyi alamazlarsa.
+1
acelaacedebela
(05.05.26)
of of of, evlerden ırak ortam. sizin de dediğiniz gibi, elemana anlatsanız bile kabul etmeyecek ve bir şekilde siz kötü olacaksınız. en temizi yol yakınken bu toksik ortamdan kurtarın kendinizi (bir özeleştiri olarak bekara karı boşamak kolay diyeyim burada). içinizde kalmasın istiyorsanız da ayrılırken elemana şöyle açıklama yapın: “çok toksik ve vıcık vıcık bir arkadaş grubunuz var ve ben bu yaştan sonra böyle bir ortam içerisinde olmak istemiyorum. sana da tavsiyem, bundan sonra sürdürülebilir bir ilişkin olmasını istiyorsan ya bu gruptan uzaklaş, ya da x/y kaltaklarından (bu lafı söylemeniz lazım, yoksa istenen etkiyi yaratmaz) biri ile birlikte ol. başka türlü ilişki yürütemezsin.”. sonrasında sizi vazgeçirmeye çalışır, “aman gruptan uzaklaştım, arama mesafe koydum vs.” derse de geri adım atmayın, zira dediğini yapıp araya mesafe koysa bile ileride bunu size karşı illaki kullanır. “ben senin için 15 yıllık arkadaş çevremden vazgeçtim” lafını duyarsınız.
son olarak bu elemanın x ve y’nin ilgisini anlamaması, diğer elemanlarla bunun muhabbetini yapmaması mümkün değil. bu ilgi, bu ortam elemanın hoşuna dahi gidiyordur.
+2
shadowfollower
(05.05.26)
öğrenciyken bu kadar okusam mühendis olurdum. bi özet geçeydin abla.
+2
faberkastelli
(05.05.26)
valla bu yazdığınıza göre en normal kişi sizsiniz, sakın kendinizi suçlamayın. temel problem ise erkek arkadaşınız. orada tarikat yapılanması var, kaçın kurtulun.
Erkek arkadaşınız hem patron hem de grubun merkezi olduğu için bu 'hayran olunma' ve 'vazgeçilmez olma' durumundan içten içe besleniyor olabilir. Sınır koymamasının sebebi; ya bu durumun nezaketsizlik olduğunu gerçekten anlamıyor (ki bu daha kötü) ya da arkadaşlarını kaybetme korkusuyla herkesi mutlu etme rolüne aşırı yapışmış durumda.
bir de kendisine ; Senin evinde kahve makinesinin yerini benim değil de bir başkasının bilip bana söylemesi, bizim mahrem alanımızın kalmadığını gösteriyor. Sen benim evime gelsen ve başka bir erkek arkadaşım 'o orada değil şurada' dese ne hissederdin? diye sorar mısınız? valla çok merak ettim yanıtını.
+4
galahad reloaded
(05.05.26)
muhtemelen adaya veda eden isim sen olacaksın. zaten en hayırlısı da bu. habersiz doğum günü için kapıya dayanıp sana haber vermemeleri vs sevgilinin bile rahatsız olması gereken bir durum. ama etmediğine göre o grup içindeki konumun belli zaten.
adamın da kadınlardan gelen ilgi alakanın farkında ve bu durumdan hoşnut olduğuna neredeyse eminim.
ben olsam maddeler halinde bi kağıda yazar, ezberler, sonra sunum yapar gibi karşısına çıkardım. böyle böyle olması normal mi diye kendisini bi sorgulardım. muhtemelen salağa yatacaktır ve ciddi bi adım atmayacaktır. bu da senin gidiş biletin olur.
+2
elorelia
(05.05.26)
siz anlatirken ben sıkıldım.
0
sinematikcrop
(05.05.26)
genelde bu tipler hayatsız oluyor. kabile tipi yaşamayı modernlik, nyc tipi yaşam tarzı olarak görüyorlar.
ilkokul ve lise yıllarından tanıdığım sonra da vine ünlüsü olup patlayıp giden böyle bir arkadaş grubunun birtakım üyeleriyle instagramdan takipleşiyoruz. sizin bahsettiğiniz bir şekilde hayatları var hatta siz öyle anlatınca acaba onlar mı dedim. adeta bir sosyal antropolog gibi inceliyorum onları gangbang tarzı yaşıyorlar.
bence bacım sen kaç kurtar kendini bunlar gün olur birbirleriyle evlenir boşanır çocukları evlenir onlar da boşanır böyle simbiyotik bir yaşam.
+1
Hallegadola
(05.05.26)
muhtemelen çok yıpranıp ayrılmak zorunda kalacaksın zaten. bence şimdiden uzaklaş, adam mı yok memlekette.
+1
antihero
(05.05.26)
@Hallegadola
Gangbang tarzı ne oluyor tam olarak?
Hallegadola
0
himmet dayi
(05.05.26)
Makul argümanlarla sıkıntımı belli ederdim ben olsam. Hani kıskanç sevgili gibi değil de hangi olayların size nasıl hissettirdiği, sizin hayalinizdeki ilişki şekli gibi ve nelerden neden rahatsız olduğunuz gibi. Karşı taraftan saçma bir cevap gelirse de yallah defolsun gitsin.
+3
inawen
(05.05.26)
O ne yahu "friends", "how i met your mother" evi gibi :))
Kendinizi ortama adapte etmek dışında şansınız yok, ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin durumu var.
+1
kimlanbu
(05.05.26)
siz hep sorun "arkadaş" olan kişilermiş gibi anlatmışsınız ama burda ki en büyük red flag erkek arkadaşınızın kişisel alanlarını çizemeyen, alan işgalini normal bulan, arkadaş grubu dinamiği/mahremiyet kavramları yokmuş vb. şeklinde davranması. bütün bu olanlar "arkadaş" kişilerinden bağımsız olarak erkek arkadaşınızın onlara açtığı oyun alanında yaşanıyor. o açıyor yanı bu alanı onlara komple. siz bunu kabullenmek yerine onun açtığı alanda tepinen arkadaşlarına kurulmuşsunuz.
sizin tek bir muhatabınız var, erkek arkadaşınız/onun kişiliği. şapkanızı önünüze koyup ben böyle biriyle olmak istiyor muyum diye soracaksınız, tek dengeli çözüm yolu da bu. boşu boşuna diğerleriyle ilgili durumları zihninizde köpürtüp kendinizi yormayın yani, bu yöntemden sağlıklı bir karar çıkmaz.
Ne kadar çok insan o kadar çok sorumluluk demek mi :(
egerbiryolcu
Komşu ilgi sohbet ve çay bekliyorArkadaş ödev yardımı bekliyor (yaptırma değil danışma)Akraba düğün hazırlığı bekliyorAile yiyecek bir şey yapmamı bekliyorYakın arkadaş dert dinlememi bekliyorYine o kadar çok üst üste geldi ki bu beklentiler ya da insanlar diyeyim (haftaici günde 100 km yol yapinca)
Komşu ilgi sohbet ve çay bekliyor Arkadaş ödev yardımı bekliyor (yaptırma değil danışma) Akraba düğün hazırlığı bekliyor Aile yiyecek bir şey yapmamı bekliyor Yakın arkadaş dert dinlememi bekliyor
Yine o kadar çok üst üste geldi ki bu beklentiler ya da insanlar diyeyim (haftaici günde 100 km yol yapinca) çıldırdım anlık.
Sizin de tahammül seviyeniz düştü mü bu kadar, sadece kendinize vakit ayırmak istiyorsunuz ama size sıra gelmiyor. Sadece bir pazar günü dinlenebilmekti mesele.
0
egerbiryolcu (03.05.26)
hayır demek, sınır koymak önemli beceriler. bunları kullandığınızda insan çokluğu bir sorun değil zenginlik gibi gelir
+3
mezzosprite
(03.05.26)
@mezzosprite aslında hayır demekle ilgili konulardan ziyade sosyal varlıklar olmamızın kaçınılmaz sonları da değil mi bunlar?
-1
🌸egerbiryolcu
(03.05.26)
dinlenemeyecek kadar değil bence ya. evet zorunluluklar vardır elbet, yakın arkadaşın derdi büyükse dünyayı bi kenara bırakmak gerekir, herkes sırasında yemeği yaptıysa bugün de sizin sıranızsa dizinizi kırıp yapacaksınız. diğerleri bi pazar yapılmasa da olur sanki.
0
mezzosprite
(04.05.26)
Ağlamayana meme vermezler sözünün ne kadar gerçekçi olduğunu idrak ettiğimden beri böyle şeyler daha az sorun oldu cidden.
Olup bitene yetişemediğimi hissettiğimde, biri bir istekle geldiğinde direkt beni bu aralar hoş gör, şirazem kaydı, benim kendime faydam yok şu sıralar diyorum. Kimse ne alınıyor ne yanlış anlıyor.
İnsanları illa terslemenize veya olayı çok ciddileştirmenize gerek yok. Bunu gerektiğinde yapın. Cidden o kadar da takmıyor kimse. Kendinize ayıracağınız zamanın kendi kendine gelmesini beklerseniz, biraz zor bu.
Evet insan sosyal bir canlı, ama siz herkesin her an sosyalleştiğini ve hiç yorulmadığına mı inanıyorsunuz ki? Arada uzak kalmak istersiniz, bu normal. Bu sırada gelen isteklere hayır diyebilmek önemli.
+5
akhenaten
(04.05.26)
herkese bu beklentileri yaratmak için beklentiyi yaratırsanız, insanlar bekler. sınır koymak önemlidir.
0
mikahakkinen
(04.05.26)
Evet öyle. Sosyal bir canlıyız ve bir denge söz konusu. Vermeden alınmıyor. Almak için vermek değil konu ama her şeyde olduğu gibi bunda da bir denge oluşuyor.
Son 2 haftada 3 kere bir yakınımı İstanbul havalimanına bırakıp evime geri geldim. Taksi kullan, yok. Arabanı oraya bırak, yok. Hayır diyebilirdim ama bu zamanı sohbet etme fırsatı olarak düşündüm. Acil bir işim de yoktu, benden bir şey eksilmedi, taş attım da kolum mu yoruldu. Bu kafada olunca çok da sorun olmuyor.
10-15 sene önce kardeşim aradı; - abi bir yazlık almayı düşünüyorum, bana destek olma imkanın var mı? bende o zamanlar birikim diye bir şey yok. ucu ucuna yaşıyorum. - kardeşim ne kadar birikmişin var, yazlık ne kadar, aylık taksitleri ne kadar, benden ne kadar bekliyorsun? - abi bende para yok. - kusura bakma kardeşim, şu anda sana yazlık alamam kdashflsd
Dün ablam yazdı, bir piyano almak istiyorum sen de destek olur musun? tabii ablam ne kadar piyano, ne kadar eksiğin var? 600 bin lira kardeşim. ama bende para yok.
ailem için canım feda ama bir yerde denge olmalı. 19 sene önce iş hayatına girdiğimin yaz tatili zamanında ailemin yanına gittim. bir planım yoktu, onlarla beraber olmak ve dinlenmek yetecekti. üç kuruş kazanan bir denetçiydim ve aşırı yıpratıcı bir seneydi. 2-3 gün evde takıldık sonra sıkılmaya başladık. 4 kardeş bir tatil mi yapsak dedik. son dakika tatillere baktık. kardeşim ve ablalarım çalışmıyor henüz. ben 1800 lira maaş alıyorum ve 4 kişi 1 hafta için 5000 liralık bir tatili benim kredi kartımdan çektik. bunu seneye artık yavaş yavaş öderim diye kendimi avutuyorum. sonrasını düşünmemiştim. 4 kişi için yol parası, kılık kıyafet, orada yenilen içilen de ayrı bir 5000 tl tutmuştu. kredi kartımın limiti 12.000 TL'ydi ve 10 bin lirasını doldurdum böyle. sonraki sene aç kaldım ama ödedim bir şekilde :) iki sene sonra ablam 20.000 tl dolandırılmış, bir de 6-7 bin tl kredi kartı borcu yapmış. ben yine tatil diye ailemin yanına gittiğimde bunları öğrendim ve borcu üstlendim. ondan sonra da kardeşim yazlık dedi. jdsfsd güler misin ağlar mısın, kardeşim sana yazlık alacak durumum yok dediğimde kırıldı çocuk ve hala 15 senedir aramız eskisi gibi değil.
hep verici olmak da bir işe yaramıyor. denge, "equilibrium" şart.
+3
gabe h coud
(04.05.26)
komşu ilgi sohbet ve çay bekliyor demişsin, bunu sorumluluk olarak gören sensin. bunu erteleyebilirsin.
+1
duyuruuser
(04.05.26)
Mendebur olduğum için kimse bir şey beklemiyor benden.
+3
peki madem
(04.05.26)
Ben> her sey.
Bekleyebilirler. Ben verdiğim kadar alabilirler. Cok beklentisi olan insanlar zaten cikarci tiplerdir. İstedikleri gibi hareket etmeyince sen de selam sabahi azaltirlar.
Ama senin yazdigin seylerin düzeyi normal geldi bana. Yolculuk seni yormus olabilir.
Hafta içi işe/okula gitmek hariç dışarı çıkma sıklığınız ne? İş çıkışı eve geçmeden yapılan ve zaruri market alışverişi hariç etkinlikler de dahil listeye.Ben spora da bir süreliğine ara verince, ayda bir iki civarına düştü sanırım. Zaten oldum olası evden çıkmayı seven biri değilim, işten eve gelin
Hafta içi işe/okula gitmek hariç dışarı çıkma sıklığınız ne? İş çıkışı eve geçmeden yapılan ve zaruri market alışverişi hariç etkinlikler de dahil listeye.
Ben spora da bir süreliğine ara verince, ayda bir iki civarına düştü sanırım. Zaten oldum olası evden çıkmayı seven biri değilim, işten eve gelince ya da hafta sonları dışarı çıkmak için kendime bir sebep bulamıyorum. Bu cuma tatildi işte, perşembe akşam eve girdim yarın işe giderken çıkacağım ve çok normal benim için bu hiç garipsemiyorum. Diğer insanlarda nasıl durumlar onu merak ettim.
Not: evliyim ama iş gereği şu an tek yaşıyorum. Eşimle bir arada olduğumuzda daha sık dışarı çıkıyoruz ama tek kaldığım dönemde dediğim gibi ayda bir iki falan
0
nundu (03.05.26)
Temel ihtiyaçlarımı bozuk parayla karşılayabildiğim bir ülkede yaşasam eve uyumak, çalışmak dışında girmezdim.
0
sekizdokuzon
(03.05.26)
Ben sanırım evcimen bi insan değilim. Bir etkinlik vs olmasa da illa dışarıya en kötü yürüyüşe çıkıyorum. Bir adet köpeğimin olması da buna neden olabilir :-)
0
euteamo
(03.05.26)
Ayda ortalama 15 gün diyebilirim. İş çıkışı ya da işten önce spor. Dinlenme gününde yemek yemek için ya da alışveriş (giyim) için çıkarım. İlişkim yok 1,5 yıldır. İlişkim olsa daha çok çıkarım.
-5
arbre
(03.05.26)
ufak tefek bir şeyler alınacaksa markete gidip alıyorum. evin karşısında park var bazen çıkıp yarım saat bir saat çay içiyorum, bir şeyler okuyorum. arkadaşlarım bir yere çağırırsa çıkıyorum ama bu ara oldukça az, ben bu ara pek kimseyi bir yere davet etmiyorum. birkaç aydır nadiren. geçen sene evde durduğum az olurdu.
0
black holes in the sky
(03.05.26)
Hafta sonu çıkıyorum ama hafta içi işte hem zihinsel hem fiziksel olarak o kadar çok yoruluyorum ki bi an önce eve kendimi atmak istiyorum. Çok çok nadir işten arkadaşlar çıkışta bir şeyler içelim derse ve hava güzelse anca o zaman ortama uymak için kendimi zorlayıp katılıyorum.
0
truf
(03.05.26)
Haftada 2.
Spora gittigimi saymadim cünkü sosyallesme olmuyor o benim icin. Görev gibi yapip geri geliyorum genelde. Cok nadir arkadasimla gidiyorum.
-1
Purple life
(03.05.26)
hafta içi mesai ile geçtiğinde, hafta sonu evden çıkmayı hiç anlamıyorum. mecbur değilsem çıkmam. bu sebeple hafta içi etkinlikler daha işime gelir. ben de ayda iki falan diyebilirim.
0
lil siztah
(03.05.26)
çocuğu kütüphaneye parka falan götürmek için çıkıyorum haftada 4-5 kere
0
mezzosprite
(03.05.26)
geçici ve ekstra bi durum ama şu ara market dışında hiç çıkmıyorum. yemin ederim kombiyi tamire gelecekler diye heyecanlanıyorum o kadar yalnız ve aksiyonsuz kaldım bu ara. bi daha toplu taşımada şurada burada laf atıp sohbet etmeye çalışan ehtiyarlara kızmayacağım aramızda 30-35 yaş olmasına rağmen şimdiden çok iyi anlıyorum onları.
+1
der meister
(03.05.26)
Hafta içi akşamları 2-3 gün eve yakın stüdyoda yogaya gidiyorum. Onun dışında çok istediğim bir etkinlik olmadığı müddetçe evden işe, işten eve düzenini bozmuyorum. Gece hayatım hemen hiç yok. Canım çok isterse öğle yemeğinde alkol alıyorum. 22:00'den önce evimde olup uyku moduna geçmek istiyorum. Hafta sonu ise hiking veya gündüz olmak kaydıyla sinema/tiyatroya gidiyorum. Sonrasında 'iyileşmem' 3 gün sürdüğü için çok nadir kalabalık insan gruplarıyla bir şeylere dahil oluyorum.
0
auroraaurora
(04.05.26)
Ayda birden azdır ortalamaya vurunca.
0
peki madem
(04.05.26)
haftada en az 3 gün dışarıdayım.
çalıştığım günlerde de en az 3 gün dışarıda oluyordum.
0
rain when i die
(04.05.26)
Güneşli bir günse dışarıdayım. İstanbul yılın 220-240 günü güneşli. Yılın 10-11 ayı İstanbul'dayım. Kalan 1-2 ayda full dışarıdayım. İş dışında + tatil zamanı bütün gün eve girmem.
Gece çıkmasından bahsediliyorsa haftada en az 3-4. Güneşli bir günün akşamında 4-5.
0
gabe h coud
(04.05.26)
tamamen havaya bağlı yağmurlu ve soğuksa zorunlu işlerimi bile erteliyorum veya iptal ediyorum ama hava güzelse bağlasan bile durmam
İş yerinde olmadığım zamanlarda kendime nasıl katlanacağımı bilmiyorum. Belki de bu yüzden mesai bitince eve gitmek içimde tuhaf bir korku yaratıyor. Çünkü insan bazen en çok kalabalıkların içinde değil, dört duvar arasında kendi sesiyle yalnız kaldığında korkuyor. En zoru da, kaçtığın şeyin dışarıd
İş yerinde olmadığım zamanlarda kendime nasıl katlanacağımı bilmiyorum. Belki de bu yüzden mesai bitince eve gitmek içimde tuhaf bir korku yaratıyor. Çünkü insan bazen en çok kalabalıkların içinde değil, dört duvar arasında kendi sesiyle yalnız kaldığında korkuyor. En zoru da, kaçtığın şeyin dışarıdaki dünya değil de kendi zihnin olduğunun farkına varmak.
0
momento (02.05.26)
Kendini sevmiyor musun,bence sevmelisin. Sana senden fazla yararı da zararı da olabilecek insan sayısı oldukça az. Kendi kendine bu kötülüğü yapma,iyi geçin.
0
denizciman
(02.05.26)
bir kere korktum ev arkadaşımın intihar girişiminde bulunduğunu haber etmişlerdi. onun dışında eve gitmek hayatımda en sevdiğim şeylerden biri.
0
redlinetheturk
(02.05.26)
evettt tam olarak bunu yaşadım bi dönem. eve girince düşeceğim boşluklardan, gireceğim bunalımlardan aşırı korkuyordum, uyumaya giriyordum eve. ama geçti, geçer sizinki de, yardım alabilirsiniz
0
mezzosprite
(02.05.26)
her gün eve gitmeyi dört gözle bekliyorum
+1
king lizard
(02.05.26)
Ben de terapi öneriyorum, normal bir sıkılmaktan çekinme gibi değil bence durumunuz, daha derin.
Ben evin boş olduğunu duyduğum an işten bile erken çıkıp eve koşarım, evde yalnız zaman geçirmek kadar sevdiğim az şey var. Sadece evde kimse yokken duş almaktan korkuyorum bunun da temelinde küçükken izlenen korku filmleri, depreme duşta ve yalnız yakalanma korkusu gibi şeyler var.
0
mutekebbir
(02.05.26)
ev değil o. zihninde 4 duvar olarak yer etmiş bir zindan. bir çok sebebi olabilir, orda yaşayıp biriken şeylerden yada seni oraya götüren sebeplerden yada tamamen senin standardlarının altında olmasından dolayı öyle hissediyorsun. değişim şart. sabah akşam aç karna sarı site'ye girmelisin:)
0
buenosdias
(02.05.26)
Komşu gürültüsü sorunun varsa geçmiş olsun sonsuza dek eve gitmek istemeyeceksin.
-2
artıküyeolmakistiyorum
(02.05.26)
Tek başına yaşadığım için eve gitmeyi iple çekiyorum. Ama ailemle ve ev arkadaşıyla yaşadığım dönemlerde benim de gitmek istemediğim oluyordu.
0
peki madem
(03.05.26)
yaşamayan anlamıyor ya. kaçış tabii ki sonuna kadar. ve evle hiç alakası yok. büyük bir zorlanma dönemi, dışarda idare edebiliyorsun ama dört duvar arasında tek başına kalınca zihninden geçenlere katlanamıyorsun. beni kurtaran antidepresan + spor + mindfulness oldu
0
mezzosprite
(03.05.26)
kötü hissettiğim ve alkolün problem olmaya başladığı bir dönemde yaşamıştım bunu. eve gitmek istemiyordum çünkü çok sıkılıyordum ve içiyordum. normalde de öyle aktif yaşayan, farklı hobileri uğraşları olan biri değildim ama o dönem çok basit şeylerden bile uzaklaşmıştım.
o durum ortadan kalkınca geçti benim için problem. ha onun kendisi de başlı başına bir sorun ama bu konuda aşama kaydedebilirsen evde bulunma fikri daha az ürkütücü gelebilir belki. hatta daha iyisi "evden kaçmak" değil ama "faal bulunmak" motivasyonuyla dışarıda bir şeyler yapmak olabilir... istanbul'dayken ismek kursları bu açıdan iyi geliyordu bana akşamları. o tarz kurs olur çevre varsa birileriyle buluşmak görüşmek olur vs.
Merhaba, Son zamanlarda vize randevusu, vize alma vb konulardaki başlıkların çoğaldığını farkettim. Herkes öyle ya da böyle, bir şekilde yurtdışına çıkmaya çalışıyor. Hatta bazıları şu ülke vize vermedi, başka ülkeye nasıl vize alabilirim diyor. Orası olmazsa şurası, öteki olmazsa beriki olsun diy
Merhaba,
Son zamanlarda vize randevusu, vize alma vb konulardaki başlıkların çoğaldığını farkettim.
Herkes öyle ya da böyle, bir şekilde yurtdışına çıkmaya çalışıyor.
Hatta bazıları şu ülke vize vermedi, başka ülkeye nasıl vize alabilirim diyor. Orası olmazsa şurası, öteki olmazsa beriki olsun diyor.
Vizeye başvururken kafanızda gelecekle ilgili, özellikle iş ve yaşam masrafları ile ilgili bir plan var mı merak ediyorum.
1) Başvurduğunuz ülkeye vize çıkarsa gidince ne iş yapmayı, nasıl geçinmeyi düşünüyorsunuz?
2) Başvuru yaparken gidince beni en az 6 ay idare eder diye güvendiğiniz bir birikim falan var mı?
3) Çalışma izni, oturma izni vs nasıl almayı düşünüyorsunuz?
4) Tam olarak amacınız ne? Neresi olursa olsun bir şekilde farklı bir ülkeye yerleşmek mi yoksa kafanızda daha net bir hedef ve plan var mı?
5) İşler planladığınız gibi gitmezse diye yedek bir planınız var mı?
6) Gideceğiniz ülkenin anadilini bilmiyorken resmi işlemleri, başvuruları nasıl halledeceksiniz?
Bu sorular vize almaya çalışan herkese. Cevaplayabilirseniz çok sevinirim.
Ben 8 ay içinde İngiltereye yerleşmeyi planlıyorum. İlgim olan bir bölümde tezsiz yüksek lisansa başvurup gitmeyi düşünüyorum. Ama asıl istediğim gidince orada çalışmak ve kalabilmek. Devamlı gidince ne yaparım ne ederim, nasıl geçinirim, nasıl iş bulurum, okul ücretini nasıl öderim vs diye düşünüyorum.
Ben mi kafaya fazla takıyorum, biraz daha pervasız olup bodoslama harekete geçmek mi lazım bilmiyorum.
0
anaphylacticshock (30.04.26)
ben ve çevremdeki herkes tatil-gezi amaçlı vize alıyor. vize alıp kaçak olarak yerleşmeye çalışan görmedim tanımadım.
kafaya takmak gerek. kolay değil yurt dışına yerleşmek. iş bulup gitmek lazım. kaçak gitmek isteyen oranı gerçekten az. çoğu tatil-iş amaçlı.
+4
jelly bear
(30.04.26)
Vize sorularını soran herkesin göçmek istediğini sanmıyorum. Seyahat için olabilir. İş için olabilir.
+5
peki madem
(30.04.26)
Schengen vizesi ile turistik amaçla bir ülkeyi ziyaret edersin. Bir ülkeye yerleşmek turist vizesi veya öğrenci vizesi ile olmuyor.
İlgin olan bölümde masterı yapıp çok yüksek ihtimalle dönersin Türkiye'ye. Zaman ve para sorun değilse denenebilir, 40 bin pound verip çıkmak koymayacaksa denersin
Herkes yapıyor ben de yapayım kafası hastalıklı bir kafa. Bir ev parası dökp Türkiye'ye geri dönmek şuan en yanlış iş ve Türklerin çoğu bunu yapıyor.
+3
runaway
(30.04.26)
ben de vize alınca sadece tatil amaçlı düşünüyorum . sana ingiltere için bir önerim var . yakın bir arkadaşım ingiltere'de yaşayan kız arkadaşı ile partner vizesine başvurdu ve orada yaşıyor. çalışma izni de var . kız arkadaşının evinde kalıyor . ona sorarsan ; orada yaşanmaz diyor hava hep soğuk hep yağmurlu ve kapalı , sokaklar bomboş insan yok . orada yerleşik çok afgan ve ortadoğulu var kötü işlerde çalışıyorlar , ingiliz halkı da yabancılara 2. sınıf gibi davranıyor diyor yani rahatsızlık hissettiriyorlarmış . saat 16:00 da her yer kapanıyor sokaklar boş kalıyor herkes evinde ya da barlarda zaman geçiriyor diyor . ben hiç gitmedim bilmiyorum onun anlattıkları bunlar .
+2
devilone
(30.04.26)
burada acilan vize sorularinin %99'u turistik amacla alinan vize icin. oturma izni, calisma izni gibi konularla ilgili nispeten az soru geliyor. bence iki vizeyi birbirine karistirmissiniz siz.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.04.26)
Daha önce 2 dönem Polonya'da erasmus yaptım.
Şimdi İngiltere'de bir PgDip programına başvurmayı düşünüyorum.
Öğrenci vizesi ile part time çalışma izni de veriyorlar.
Ama nerede iş bulurum, nasıl geçinirim, bölümü sever miyim vs diye düşünüyorum devamlı.
0
🌸anaphylacticshock
(30.04.26)
Yanlis soru. Is bulup giden zaten oradaki sirketin davetiyle gittigi icin boyle sorunlar yasanmiyor. Soylendigi gibi, bu soruyu soranlarin tamamina yakini turistik amacla ya da seminer konferans vs. amaciyla kisa donemli gitmek isteyen insanlar. Kendi kendinize vizeye basvurup orda yasamaya baslayamazsiniz.
+1
synesthesia
(30.04.26)
herhalde avrupa'da berlin, hamburg, köln, brüksel gibi türkonun, surinin, pakinin harman oldugu ve havanin bok gibi oldugu sehirlerden daha kötü bir yer varsa o da londra'dir :) bari irlanda ya da iskocya düsünün de en azindan sadece havasi kötü dersiniz.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.04.26)
Kategorileri birbirine karıştırmışsın. O soruların neredeyse tamamı turistik amaçlı olan Schengen vizesiyle ilgili ve bu vizeyle Avrupya'ya gitsen dahi orada kalıp çalışamazsın. Kalıp çalışabileceğin (ve senin yıllar önce Erasmus için başvurduğun) vize tipi Schengen vizesi değil, D tipi ulusal vize. Ulusal vize başvurularında da red oranı çok çok düşük.
Yani öyle kafana göre "ben bir Avrupa'ya gideyim de iş bulur kalırım" diye düşünüp başvurduğun vize C tipi (yani Schengen) değil. D tipi vize.
İngiltere işine gelirsek, gidip yüksek lisans yapayıp sonra kalırım diyorsan yüksek lisans süresinde harcayacağın bütün para hesabında varsa (her ülkenin kendi tutar kriteri vardır, aylık 600 sterlindir atıyorum) o parayı gösterip ulusal vize alabilirsin. Zaten o para hesabında varsa da iş bulana kadar nasıl geçineceğin sorusu cevap bulmuş oluyor. O geçinecek para hesabında yoksa zaten vize alamazsın.
edit: Şöyle bir ekleme de yapayım. Turistik vizeyle gidip orada iş bulma durumunda da ulusal vize ya da oturum iznine orada başvuramazsın neredeyse hiçbir ülkede. Sadece Almanya geçen yıl böyle bir esneklik tanımıştı. Onun dışında diğer ülkelerde Schengen vizesiyle orada bulunuyor olsan bile uzun dönem vizeye ikamet ettiğin ülkeden başvurmak zorundasın.
0
himmet dayi
(30.04.26)
Gitmeyi baya niyetlenmiştim. Personeli olduğum firma bir dönem yurtdışına açılacak diye söylendi, o ara baya nasıl gidebilirim diye biraz düşünmüştüm ama yurtdışına açılış öyle kaldı. Hoş açılşa bile düşününce gittiğimde ev iş ekseninde bir hayatım olurdu. En azından burada tek başıma gidiyorsam olsa bile iyi kötü etkinliklere gidiyorum iş çıkışı.
Turistlik vize alıyorum +1. Vize alıp alıp yurtdışına gitmek daha cazip.
0
put it in your appropriate place
(30.04.26)
Sponsor bulma kaygısı 10 sene önceydi. Şimdi maaş kriterini sağlayan iş ve sponsor bulması gerekecek. Bunu yapacak kişi zaten master gibi yollara girmez.
-1
runaway
(30.04.26)
Ingiltere'de "Ogrenci olarak gideyim sonra is bulup yerlesirim" mantigini oldurecek bir suru yasa cikartiyorlar haberiniz olsun. Son iki yildir yasanan gocmen kirizi/politik savas yuzunden tum partiler gocmenleri engelleme pesinde, ozellikle Turkiye, Afganistan, Iran, Pakistan gibi ulkelerden gelenlere buyuk sikinti yasatacaklar.
Diger yazilan, sokaklar bos, kimse yok, sosyal hayat yok vs gibi laflar ise klasik "Ben adapte olamadiysam demek her yer boyle" kafasi. Yerlesebilirseniz, sosyal hayati siz kurarsiniz, baskasinin size kurmasini beklerseniz hayat yok tabii ki.
beğenilenlermodern familybrooklyn 99friendscommunityabbott elementarybeğenilmeyenler himym (fazla karikatürize karakterler)the office (bu tarzı sevmiyorum)life in pieces (modern family gibi ama nedense sarmadı)30 rock izledik bi bölüm ama gülmedik. amazon, netflix, hbo üyelikleri var. bu platformlar
beğenilenler modern family brooklyn 99 friends community abbott elementary
beğenilmeyenler himym (fazla karikatürize karakterler) the office (bu tarzı sevmiyorum) life in pieces (modern family gibi ama nedense sarmadı) 30 rock izledik bi bölüm ama gülmedik.
amazon, netflix, hbo üyelikleri var. bu platformlarda olan benzer dizi önerisi istiyorum. karakterlerle bağ kurulabilen, duygusal bi yanı da olan dizi istiyoruz sanırım.
eklemeyi unutmuşum. scrubs, the good place izlendi beğenildi.
-1
elorelia (30.04.26)
friends hariç sevdiklerimiz ortak gibi. Scrubs tam sizlik hem feel good tarzı komik hem de duygu yoğunluğu da yer yer yüksek tavsiye ederim ama disney'de var şu an sanırım. Ki yıllar sonra yeni sezonu da çıktı.
Onun dışında yine Ted Lasso da güzel bence ama o da apple tv'de ülkemizde yok anca malum yollardan izlenir. Onun da bu yaz yeni sezonu çıkacak birkaç sene sonra.
Bi de Derry Girls'ü tavsiye edebilirim, tipik sitcom gibi değil ama izlerken çok eğlenmiştim. Netflix'te var bu. Bu diğerleri kadar feel good mu tam emin değilim ama Troubles dönemi Kuzey İrlanda'da geçen dönem dizisi tadında bile izlenir. Onun dışında mizahı da bi Office kadar insanı geren bir mizah değil (office, its always sunny in philadelphia tarzı komedileri izleyemiyorum ben maalesef başkaları adına utanmaktan asjdsjd)
0
nundu
(30.04.26)
coupling. platformlarda var mi bilmiyorum.
+4
lemmiwinks
(30.04.26)
Thats 70s show?
0
eja
(30.04.26)
Tabii ki THE GOOD PLACE, komik, duygusal ve bag kurduran her sey var. Basi sonu belli ve cok guzel baglayarak bitirdiler, boslukta kalmadi.
Ted Lasso'yu komedi sinifina koymazdim ben ama Nundu bahsedince fikir belirteyim dedim, cok duygusal ve derinligi olan bir oyku bazen mizahi de olabilen anlarla anlatilmis. Yeni sezon gelmeyecek diye son sezonun iki bolumunu seyretmedim bitmesini istemiyorum cunku o kadar guzel.
+3
warrior princess
(30.04.26)
the office sevmemeniz üzücü olmuş izlediğim en iyi komedi dizisi. ilk sezonu izleyip cringe bulduysanız vazgeçmeyiniz.
The Big bang theory? Modern family'den sonra en sevdiğim sitcom dizisidir.
The good place +1
Bir de tam komedi sayılmaz ama iyi hissettiren bir dizi: nobody wants this
+2
fraise
(30.04.26)
lillyhammer netflix.
0
mikahakkinen
(30.04.26)
Seinfeld
+1
nothing in my way
(30.04.26)
Happy Endings
0
peki madem
(30.04.26)
Hacks ve Two Broke Girls ekleyebilirim gönül rahatlığı ile.
+2
denizmaniaherif
(30.04.26)
Schitt's Creek ve Louie
+2
devilone
(30.04.26)
curb your enthusiasm. fleabag. it's always sunny in philadelphia.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.04.26)
Schitt's creek +994848382 Ara ara dönüp izliyorum kesitleri. The office ve 30 Rock nasıl sevmediniz anlamadım. Bence 30 rock biraz daha zaman verin, gelmiş geçmiş en iyi dizilerden birine bir bölüm biraz az olmuş. Onun dışında biz de hanımla izliyoruz böyle bizim sevdiklerimiz; Raising hope Ghosts ama ingiliz versiyonu Parks and rec What do we do in the shadows The it crowd Black books
Animasyon olursa; Bob's burgers King of the hill
0
logisticsmanager
(30.04.26)
The Good Place +3 Seinfeld +2
Animasyon olursa; Family Guy
0
put it in your appropriate place
(30.04.26)
Coupling yazmaya geldim ama zaten yazılmış direkt +1 vereyim.
eşlerin birbirine kuzum ve tatlım diye hitap etmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? cringe or cute
eşlerin birbirine kuzum ve tatlım diye hitap etmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? cringe or cute
0
yenibirgüzelnick (29.04.26)
çevremdeki eşlerin birbirlerine iki hitabı kullandığını hiç duymadım açıkçası. çoğunlukla 'aşkım' diye diye geziyorlar. örnekteki iki laf da daha çok 50+ teyzelerin genç kızlara hitabı vibe'ı veriyor bana. dolayısıyla oyum cringe'den yana. bir ex bana arada 'gülüm' diyordu (ismimle falan alakalı değil). o zaman çok komiğime gidiyordu ama çaktırmıyordum. fakat ne yazık ki dilime yapıştı; şimdi yeğenlerime kullanıyorum arada :/
0
lil siztah
(29.04.26)
Cringe.
Basbasayken dersin ama baskalarinin yaninda bu iletisim tarzi cok kötü duruyor.
-2
Purple life
(29.04.26)
@lil siztah, gülüm hitabı kütahyada çok yaygın. hem de erkekler birbirine söyler :D bu sevimli bence kötü değil.
0
🌸yenibirgüzelnick
(29.04.26)
Güzel sözün kötüsü olmaz.
+2
kizil karga
(29.04.26)
@yenibirgüzelnick, ona bakarsanız kuzum ve tatlım da birilerine sevimli geliyor muhakkak ki söylüyorlar, ama bana kalırsa cringe. gülüm'de de arabesk bir hava var bence :) ismin suyu mu çıktı yahu :/
+2
lil siztah
(29.04.26)
kuzum cringe
tatlım okey
+1
jülsezar
(29.04.26)
aşkitoşkooo gibi bir şey harici hiçbirini cringe bulmuyorum. her şeye triggerlanmamak lazım öyle. olum bu cümlede neden 2 tane ecnebi kelime var bunları türkçesi ne :D
+2
neira
(29.04.26)
cute bence
+1
Sadece soruyorum
(29.04.26)
eski türk filmlerindeki gibi mi kuzum hehehe
bana biraz samimiyetsiz geldiler ama neden olmasın
0
art cat chocolate
(29.04.26)
kullanılan hitaptan çok kullanırkenki samimiyet önemli. kimisinde çok yapmacık durur, kimisine oturur. mesela ben kuzum değil de guzum derim, eşimin de çok hoşuna gidiyor. buna dışarıdan birileri değil, hitabın muhatabı karar vermeli bence.
+1
faberkastelli
(29.04.26)
@faberkastelli +1 aynı şeyi demeye gelmiştim.
Herkes karakterine uygun konuşup role girmediği sürece cringe olacak bir durum yok bence de.
0
akhenaten
(29.04.26)
Cute ikisi de
0
pembediken
(29.04.26)
tatlim daha cute:)
0
acelaacedebela
(30.04.26)
Kuzumu bir arkadaşım kullanır, kendisi çok samimi harbi bir insandır o nedenle o hitabı seviyorum ben. Tatlım nedense dublaj Türkçesi gibi geliyor bana. Ahh tatttlıımm diye orijinal ağız hareketine uygun olsun diye yayarak söylenen şekli ile geliyor kulağıma. Bendeki izlenimler bu şekilde.
0
peki madem
(30.04.26)
very cute. ama kadınların birbirine tatlım demesi genelde pasif öfke taşıdığı için biraz samimiyetsiz geliyor.
ben fizyonomi denen olayin gercekligine inaniyorum kendi hayat tecrubemden. ornegin komik insanlarin genelde hafif toplu olmasi, gergin insanlarin zayif olmasi, tabak suratli insanlarin ebleh, sivri suratli insanlarin zeki olmasi gibi. ornekler cogaltilabilir.sizin de boyle dis gorunusten yargilamal
ben fizyonomi denen olayin gercekligine inaniyorum kendi hayat tecrubemden. ornegin komik insanlarin genelde hafif toplu olmasi, gergin insanlarin zayif olmasi, tabak suratli insanlarin ebleh, sivri suratli insanlarin zeki olmasi gibi. ornekler cogaltilabilir.
sizin de boyle dis gorunusten yargilamalariniz var mi? yoksa hic yargilamam dis gorunusten bir insan hakkinda cikarim yapamayiz mi diyorsunuz?
-1
antikadimag (29.04.26)
Yargılamam.
+5
rock n roll
(29.04.26)
Hayır
+3
ezkaza
(29.04.26)
İnsan ilişkilerini şekillendiren bir numarali şey dış görünüş. Aksini iddia eden ılık şeyli hümanisttir.
+4
artıküyeolmakistiyorum
(29.04.26)
deliyi 3 km ilerden tanırım. bakışlarıyla yargılarım. bu kesin sıkıntılı derim.
0
mikahakkinen
(29.04.26)
tabii ki yargim olur ama ben yine de hi konusmasini duymak isterim ses ve konusma degerlendirmesi oransal olarak yuksek bende
+4
ala09
(29.04.26)
tipe göre çıkarımda bulunmam ama dış görünüş muhakkak ki ruh halninin yansımasıdır. bunun içine de tavırlar, mimikler, temizlik, kişisel bakım, giyim tarzı vs. girer.
+3
lazpalle
(29.04.26)
yargılamıyorum da seçtiği kıyafetten saçından çantasından ayakkabısından içimde tabi bi kodluyorum. genelde yanlış çıkıyor.
+3
ruhlardan esinlenen karga
(29.04.26)
Ne kadar yargılamam desek de önyargı oluyor.
0
duyuruuser
(29.04.26)
yargılarım ve hepsi de doğru çıkar
0
Hallegadola
(29.04.26)
Hiç yargılamam diyemem çünkü ilk anda illa ki kafaya fikirler geliyor onu durduramıyorum. Ama onları kenara koyup devam etmeye çalışıyorum.
0
peki madem
(29.04.26)
ya ne kadar toysunuz hepiniz kiyamam cidden. o kadar basindasiniz ki hayatin minik bir civciv gibi insanlari dis gorunusleri ile yargilamaya devam edin, o begenip sectikleriniz size iyi kaziklar cakacak.
-4
warrior princess
(29.04.26)
Yuvarlak surat= gerizekalilik, saflik
-2
Purple life
(29.04.26)
jest, mimik, kılık, üslup birinin iyi mi kötü mü olduğu hakkında kuşkusuz fikir verir. elbette dış görünüşe bakarak yargıda bulunurum.
dış görünüş genetik mirasla ilgili iyi koşullarda yetişmiş, güzel eşlemiş insanların aktarımı söz konusu maddi koşullar da iyi oluyor ama yaşadığı hayatı onu nasıl şekillendirdiğini bilmiyoruz genel olarak insanlara güvenmemek gerektiğini düşünüyorum dış görünüşün etkisi altında kalmamak lazım
0
mantık
(29.04.26)
Tamamen yargılaman ama kısmen temkinli olurum . Sadece görüntü değil sesin ince veya kalın olması hatta adeta gırtlaktan da geride konuşuması bile kişi hakkında bir fikir verebiliyor.
0
diyecevaplandı
(29.04.26)
Yargılama değil bence bu. Düzenli gözlem sonucu yapılan bir çıkarım. Yeterince veri elde edilirse bilimsel temellere bile oturtulabilir.
-1
anaphylacticshock
(30.04.26)
Ek yapayım;
Büyük ve iri gözlü insanlar daha masum oluyor genelde. İçleri dışları bir oluyor.
Küçük, kısık ve çekik gözlüler (ırksal özellik olan çekik gözden bahsetmiyorum) daha sinsi ve içten pazarlıklı oluyorlar.
Aşırı heybetli, iri yapılı, kalıplı erkekler genelde iyi niyetli ve masum oluyor. Tipleri insanı korkutsa bile anlayışlı, konuşulabilir insanlar oluyorlar.
Bir de kısa bacaklı, bodur, tıknaz tipler var. Onlar için annem "Dötü yere yakından korkucan" der. :)
MerhabalarSalzburg da 3 gün kalma planımız var(Avusturya )ancak Münih(Almanya) git trenle salzburga geç 2 gece 3 gün kal tekrar münihten geri gel planımız var.Almanya girişte polis oteli sorduğunda Salzburg görse sorun çıkarır mı? Madem Avusturya'ya geldiniz neden münihten girdiniz der mi? Başına ge
Merhabalar Salzburg da 3 gün kalma planımız var(Avusturya )ancak Münih(Almanya) git trenle salzburga geç 2 gece 3 gün kal tekrar münihten geri gel planımız var.
Almanya girişte polis oteli sorduğunda Salzburg görse sorun çıkarır mı? Madem Avusturya'ya geldiniz neden münihten girdiniz der mi?
Başına gelen deneyen varmı? Almanyayı sadece uçağa binmek için kullanacağız.
Bugüne kadar hep girdiğimiz şehirlerde kalıp gezdik bu şekilde ilk defa plan yapıyoruz.
Pasaport yeşil vize yok
0
basond (26.04.26)
Vize olsa farklı cevaplardım ama sormaz bile sorarsa buradan daha ucuza bilet buldum de geç
+1
Mcfly
(26.04.26)
Son olacağını sanmıyorum ben Basel üzerinden Strazburg'a gidip geldim sorun olmadı mesela.
0
peki madem
(26.04.26)
Vize üzerinden gitmediğiniz için kurcalamaz. Sonuçta yeşil her yerden girebilir ve çıkabilir. İyi gezmeler.
0
lil siztah
(26.04.26)
bilet almadıysanız almanya biletleri genelde daha pahalı, viyanaya daha ucuz bilet oluyor.
salzburg'a otobüs/tren geçebilirsiniz viyanadan.
her yeşil pasaportlu viyanaya gitmek zorundadır. kural değil kaide.
Sonsuza kadar bir metronun içinde yolculuk mu yoksa ölmeyi mi tercih ederdiniz
egerbiryolcu
Bugun çok uzun bir metro durağı mesafesinde bu soruyu düşündüm. Ayaktaydim çok yorulmuştum ve bir an önce durağa gelelim de birileri insin belki yer boşalır beklentisindeydim. Ama mesafe o kadar uzun geldi ki sonsuza gider gibi bir türlü bitmedi. (Havalimanı metrosunda İhsaniye duragiydi sanırım)Bla
Bugun çok uzun bir metro durağı mesafesinde bu soruyu düşündüm. Ayaktaydim çok yorulmuştum ve bir an önce durağa gelelim de birileri insin belki yer boşalır beklentisindeydim. Ama mesafe o kadar uzun geldi ki sonsuza gider gibi bir türlü bitmedi. (Havalimanı metrosunda İhsaniye duragiydi sanırım)
Black mirrorde tabi metro olarak değil ama farklı bir döngüye sıkışıp kalmakla ilgili bir bölüm vardı diye anımsadım.
Benim döngüm metro. Metro sürekli seyir halinde olacak. Siz de yolcusunuz. Metro olduğu için haliyle gün yüzü görmek de olmayacak. Sadece sonsuza kadar bir yere gideceksiniz ama hiç varmayacaksiniz. Metroda yapabilecek veya yapamayacaklarımızı detaylı düşünmedim ama mesela oturabilirsiniz. Kitap okuyabilirsiniz. Diğer yolcularla sohbet edebilirsiniz. Yemek yiyebilirsiniz. Oturur vaziyette ne yapılabiliyorsa yapılabilecek yani. Ve tabii ki ayıp şeyler yasak sigara da yasak olacak. Toplu taşıma kuralları çerçevesinde olacak bu yolculuk. Belki sadece beden yorgunlugundan muafiyet olabilir. Çekilir kılmanın bir çözümü de olmalı çünkü.
İşte böyle sonsuza kadar gider miydiniz yoksa ölmek mi isterdiniz?
+1
egerbiryolcu (21.04.26)
Ömür boyu sigara içilmeyen bir ortamda yaşamak kulağa çok hoş geliyor. Ortamda kül tablası gibi kokan kimse de yok, Değil mi?
+3
Mirket
(22.04.26)
ömür boyu metro'da kalmaktansa ölmek daha iyi sanırım. metro istasyonlarını kullanabiliyorsak durum değişebilir ama yine de -sonsuza dek- ifadesi geçen ne olursa olsun ölmeyi yeğlerim.
ama mesela desen ki, klasik hapis mi yoksa metroda hapis mi, sanırım metro'yu seçerdim daha uzun süre olsa bile.
Simülatif ortamda bile yasaklar var. Şerefimle öleyim daha iyi.
+1
yurtsuz john
(22.04.26)
en iyi ve konforlu şartlarda bile sonsuza kadar yaşamak istemez insan.
soruyu "ömrünün kalanını" olarak revize edersek metroda sınırsız yemek ve tuvalet seçeneği de varsa metro olabilir. farklı insanlar gelip gider sıkılmazsın.
+1
duyuruuser
(22.04.26)
Kontroll diye bir Macar filmi var tavsiye ederim.
Cevap olarak ben ölmeyi tercih ederdim.
+1
peki madem
(22.04.26)
Metroda delirirsin o sekilde. Olmek daha cazip kalir onun yaninda.
0
baldur2
(22.04.26)
kanka türkiyede yaşıyorsun daha ne simülasyonu :D gürültü, sigara, yorgun suratlı insanlar, trafik, sosyalleşelim dediğin gürültülü kadıköyl sokaklarında içki içmek, çocuk gürültüsü içindeki sahile gitmek, sigara dumanı altında cafede oturmak vs. daha saymaya gerek var mı? al sana simülasyonun kralı.
0
plastic_angel
(22.04.26)
Doctor who da benzer bir bölüm vardı.trafikte takılı kalıyordun orda araçla ,metro değildi ama benzer.isterseniz bakın. Gridlock bölümün adı da şimdi buldum
+3
denizciman
(22.04.26)
sonsuza kadar yaşanır mı ya şartlar çok iyi olsa bile?
Yaş 33 oldu. Evlilik düşünmüyorum. Çocuk düşünmüyorum. Ölene kadar iş güç. Gezip dünyayı görme kısmı dışında başka ne yapılabilir? Aynı durumda olanlar ne düşünüyor?
Yaş 33 oldu. Evlilik düşünmüyorum. Çocuk düşünmüyorum. Ölene kadar iş güç. Gezip dünyayı görme kısmı dışında başka ne yapılabilir? Aynı durumda olanlar ne düşünüyor?
-9
arbre (20.04.26)
dunyayi gezmek
+1
baldur2
(20.04.26)
gönüllülük çalışmaları, aklınıza yatan bir stk için çalışmak
+1
mezzosprite
(20.04.26)
Çocuk ve eş olmaması acayip bir maddi rahatlık sağlıyor. Ben kendimi seneye erkenden emekli edeceğim yaş 42, gerçekte ise 61 yaşına kadar beklemem gerekiyordu ama prim gün sürem 7 aya bitiyor salacağım gerisini. Yani ölene kadar iş güç kısmından sıyrılabilirsiniz. İşim gereği yıllarca gezdim durdum, zerre bir yere seyahat etmeyeceğim. Sakin bir beldeye müstakil ev yaptırıp, hayvanlarımla birlikte kafa dinlemeyi düşünüyorum.
+2
koskoca kirpi
(20.04.26)
@koskoca kirpi +1
Ben de benzer durumdayım, yaş 37. Bekar isen (en azında resmi evliliğin yoksa, çocuk sahibi değilsen) yaşamında karar vermek çok daha kolay oluyor. Planım 40-41'e kadar biraz daha çalışıp, para biriktirip erken emekli olmak. Sonrasında güzel mevsimlerde Avrupa-Türkiye arası bisiklet ile seyahat etmek, yolda olmak. Havanın soğuduğu zamanlarda da evime gidip sakince kitap okumak var. İnsan kendi amacını kendi yaratır. Ben bu şekilde yaşamayı planlıyorum, siz de kendinize göre bir amaç yaratacaksınız işte : )
+5
burka
(20.04.26)
37 yaşında erkek kişisi olarak; kendimce güzel bir hayat yaşamak. Genel ve yüzeysel olduğunun farkındayım.
42 yaşıma kadar mevcut yaşantımı devam ettireceğim. Sonrasına bakarım.
+2
put it in your appropriate place
(20.04.26)
Ayda bir de olsa çocuklu fakir bir ailenin evini marketten aldıklarında ziyaret et. Şahit olarakta her zaman yanında bir arkadaşın bulunsun. Dua almak iyidir .
-2
diyecevaplandı
(20.04.26)
Birilerinin yararına bir şeyler üretmek olabilir, para ihtiyacı yoksa bir hobiyi buna dönüştürebilirsiniz mesela. ben para kazanma derdi olmadan seramik yapıp bununla ilgili birilerine fayda sağlayacak bir şeyler yapmak isterdim. Sadece bir örnek.
+1
amelie poulain
(20.04.26)
motor al.
0
antihero
(21.04.26)
yaş 34, evlilik, çocuk var. sakince kitap okuyabilmek, işsiz kalmamak dışında hiçbir hedefim yok tamamen bıkmış durumdayım. medeni durum gibi şeyler değiştirmiyor demek ki sonucu.
Sürekli outlook hesabıma giriş yapılmaya çalışılıyor
çabuk kalkan boy stepsi
Yeni telefon aldım bundan dolayı mıdır bilmiyorum ama outlook'umu ona bağladığımdan beri sürekli şu konumdan cihaz bağlanma isteği doğru rakamı seçin bildirimi alıyorum. 2fa açık, şifrem de benzersiz diye düşünüyorum ama kazara elim çarpacak cihazı bağlayacağım diye korkuyorum. ne yapmak lazım bu du
Yeni telefon aldım bundan dolayı mıdır bilmiyorum ama outlook'umu ona bağladığımdan beri sürekli şu konumdan cihaz bağlanma isteği doğru rakamı seçin bildirimi alıyorum. 2fa açık, şifrem de benzersiz diye düşünüyorum ama kazara elim çarpacak cihazı bağlayacağım diye korkuyorum. ne yapmak lazım bu durumda?
0
çabuk kalkan boy stepsi (17.04.26)
Dün benim de şifresi olmayan sadece 2fa bağlı hesabıma giriş isteği atıldı Kenyadan. 2 kere denedi sonra vazgeçti. Sanırım bir yerlerde yeni bir data sızıntısı meydana geldi. Botlarla giriş deniyorlar.
+1
false pretension
(17.04.26)
Bana da sürekli yanlış şifre ile çok fazla sayıda giriş yapmaya çalıştınız hatası geliyor ama doğru şiftreyi girmiş oluyorum.
Mesela marketten yeni bir cips aldınız, 3 tane yediniz beğenmediğinize karar verdiniz. 4.yü yer misiniz yoksa bırakır mısınız?
Mesela marketten yeni bir cips aldınız, 3 tane yediniz beğenmediğinize karar verdiniz. 4.yü yer misiniz yoksa bırakır mısınız?
+1
Bruce (14.04.26)
1 tane yerim beğenmezsem evdekilere itelerim
0
neira
(14.04.26)
begenmedigim seyleri ofise getiriyorum, sagolsun cekirgeler yok ediyor.
+7
cooperr
(14.04.26)
Direkt cope. Hic zorlamam.
-1
Kittie
(15.04.26)
5-10 dk sonra tekrar denerim, yine beyenmediysem ve vereceğim kimse yoksa direkt çöp
-2
artıküyeolmakistiyorum
(15.04.26)
Aşırı biçimde damak tadıma zıt değilse atmaya kıyamıyorum, israf olmasın diye yemeye çalışıyorum. Kendim yemesem bile etrafımda yiyecek olan olur mu diye bakınıyorum. En son yeni denediğim bir cips fazla sert gelmişti. Çöpe atmayıp yedim ama bir daha almam mesela. O ara verebileceğim kimse de yoktu.
+3
Amaranta ursula
(15.04.26)
Kolay kolay çöpe atmam, aşırı berbat değilse yerim, kuşların yiyebileceği birşeyse dışarı çıkınca onlara atıyorum, o da olmadı çöpe tabii.
+1
mbond
(15.04.26)
Şimdi fark ettim, o kadar az yeni şey deniyormuşum ki… Hep aşina olduğum ürünleri alıyormuşum. Gerçi yeni ürün alırken mutlaka içindekilere bakarım. Çok kötü sürprizle karşılaştığımı hatırlamıyorum.
Yenebiliyorsa, midem bulanmayacaksa, yerim. Bir daha almam. Midem bulanmadan yiyemiyorsam, yiyecek birisini bulurum. Ama insan, ama hayvan…
0
dilemma of subscribtionability
(15.04.26)
cok cok cok nadir durumlarda cope atarim; genel olarak yaklasimim “yerim ama bi daha almam” olur.
bu durum giysilerde, sampuanlarda, deterjanlarda, kremlerde, rimellerde, rujlarda, konservelerde, tuvalet kâğıtlarında vs de gecerli.
+1
taurina
(15.04.26)
Bir kaç tane daha yer şans veririm hala beğenmiyorsam kocama itelerim :)
0
ekimoloji
(15.04.26)
Mina Urgan'ın Bir Dinazorun Anıları kitabında, okumaya başladığı kitabı beğenmemesine rağmen bitirmeye çalışması üzerine Fethi Naci'nin; " karpuzu kestin baktın kabak, yemeye devam mı edeceksin?" diye sormasından bahseder. Ben de kitapta bu bölümü okuduğum yıllardan bu yana, hoşlanmadığım şeylerde hiç ısrar etmem.
0
thracia
(15.04.26)
sonra yerim baktım sonra da yemiyorum cope atarim
0
koela
(15.04.26)
pis bogaz bir insan oldugumdan yiyemeyecegim kadar kotu bir seye hemen hemen hic denk gelmiyorum. surekli yeni seyler denerim bu arada. mesela dijon hardali almistim, burnumdan ates cikti. ziyan olmasin diye yogurtla, domates sosuyla, mayonezle falan karistirip suruyorum hamburgere mesela veya cok degil ama bicagin ucuyla suruyorum. tabii burada begenmeme diyemem, yanma diyebilirim. kisacasi atmam, yiyecek bir yol bulurum, sonra da almam. mesela cips ornegini vermissiniz, sosla deneyebilirsiniz.
+1
Sour
(15.04.26)
Kitap, film, dizi vs. bırakırım. Ama yemek olunca öğürerek yemiyorsam bırakamam israf olur diye.
+1
peki madem
(15.04.26)
yurtdışında çok oluyor özellikle. yeni bir ürün denemek istiyorsunuz hayatınızda hiç denemediniz ve tamamen şans. abur cubur cinsindense aşırı şekerliyse ya da içeriği vücudumda alerji yaptıysa malesef direkt çöpe atıyorum. israfı sevmesem de.
0
iwillsee
(15.04.26)
özellikle yiyecek konusunda sevmesem de bitiririm, en azından paylaşırım / yiyecek kişilere itelerim. kaliteli olsun olmasın çöpe gitmesini hiç istemem.
0
MtKrt
(15.04.26)
tadını beğenmediğim şeyi neden yemeye devam edeyim ki? direkt çöpe atarım.
belli ki abur cubur, vücuduma da bir faydası olmayacak yersem. hatta zararı olacak. atsak israf olmayacak yani. aslında en başta alışımız israf o zararlı şeyleri de... bu şeyleri yememizin tek sebebi tadının verdiği zevk. o da yoksa neden yiyelim ki? at gitsin.
"para boşa gitmesin..." e sen o parayı zevk alma umuduyla ödedin. iğrene iğrene yersen paranla rezil olmuş olacaksın. tadını bilmediğin şeyi alarak riske girme o zaman.
ancak sebze meyve türünde gerçekten sağlıklı bir şeyse yemeye çalışırım. birkaç kere denerim.
+1
art cat chocolate
(15.04.26)
ofise getirince 2 dkda eminönü'nde yaşanan izdiham görüntüsü
0
gabe h coud
(15.04.26)
benim birader var ona ogutucu diyoruz. begenmedigim bir sey olursa mutfak masasina birakiyorum ve gecerken mutlaka alip yemis oluyor.
0
arakaali
(15.04.26)
geçenlerde büyük kızımla yengeç ya da karides cipsi gibi bir şey aldık. tadı inanılmaz kötüydü. kalanını küçük kızıma verdik. verirken de 2 paket almıştık diğerini bitirdik bunu da dayanamadık açıp biraz yedik dedik. vallahi gözümüzün öünde hapır hupur bitirdi. tadını çok sevdi. üniversiteye hazırlanıyor, biraz kaygılanmaya başladım :)))
Kaliteli guvenilir zeytin yagi almak istiyorum. siz nereden aliyorsunuz?
Kaliteli guvenilir zeytin yagi almak istiyorum. siz nereden aliyorsunuz?
0
b w n s p (14.04.26)
Aydın'dan getirtiyor annem, markası yok pet şişede geliyor ama yediğim en iyi zeytinyağı diyebilirim. Getirtme imkanınız varsa detayını sorarım, bildiğim kadarıyla kendileri göndermiyor.
0
mutekebbir
(14.04.26)
yok maalesef internetten siparis verebilirim.
0
🌸b w n s p
(14.04.26)
ben boztepe alıyorum beğeniyorum ama gıda mühendisi bir tanıdığım fiyatı o kadar abartmana gerek yok markette satılan komili kristal gibi markalar da gayet fiyat performans ve kaliteli dedi onları denemeyi düşünüyorum
0
tabii lan manyak mısın
(14.04.26)
eğer güvenilir köyden getirtemeyecek gibiyseniz market zeytinyağı olarak kriistal ya da tariş markasını öneririm.
marketlerde belki daha ucuz olarak satılıyor olabilir
0
exlibris
(14.04.26)
evet ben de o yuzden kuskuda kaldim. markette satilanlarla arada cok fark yoksa cok gerek de yok uzun uzun arayip bulmaya. simdi gemlik belediyesi satiyormus onu buldum cok mantikli geldi www.gemtar.com.tr
0
🌸b w n s p
(14.04.26)
Bizim kendi üretimimiz. Kargo satış vs işleriyle uğraşabilsem gönderirdim. Ailem topluyor. Fabrikaya götürüp yağ olarak geri alıyoruz.
Zeytinyağı işinde hile hurda çok fazla. Dikkat edin.
0
jackyr
(14.04.26)
aydında yaşıyorum pazardan pet şişede zeytinyağı aldım ve şüphelendim. il tarımda çalışan kuzenime test ettirdim. zeytinyağında başka yağlarda aldığım yağın içinden çıktı. dünyada sıralamaya giren markalarımız var. hermus, nova vera, oleamea, palamidas. ben palamidas soğuk sıkım alıyorum.
+2
mikahakkinen
(14.04.26)
Çooook kaliteliyse novavera, yok ağam abartma dersen özgün alınabilir bence
+2
wild honey suckle
(14.04.26)
Özem, Kocamaar ve Avilo'yu beğeniyorum, web sitelerine bakabilirsiniz.
+1
fotrsapka
(14.04.26)
Zeytinyağı asidik bir üründür. Su için bile sağlıklılığı tartışmalı olan ped şişelere konmuş zeytinyağından uzak durun bence. Zaten gün ışığından etkilenen bir ürün şeffaf kapta olmaz.
+2
Mirket
(14.04.26)
Yıllardır Özgün'den alırız, gayet memnunuz.
0
10551037
(15.04.26)
pet şişede ise dünyanın en iyi yağı da olsa almayın, açık renkli cam şişeler de bile sıkıntı oluyor zeytinyağında; mümkünse koyu renk cam şişe en sağlıklı olanı, kampanyada ne yakalarsam onu alıyorum bu şartlara uyan :)
+1
sweetoffice
(15.04.26)
Tariş alıyorum ben. Bazen süpermarkette indirim oluyor bazen internette. Biraz takip etmek gerekiyor.
Muhalif olmaktan söz etmiyorum, daha aktif ve ön planda biri. Sendikalara üye olan, yürüyüşlere katılan, protestolar organize eden ve konuşmacı olan, çeşitli siyasi oluşumlarda etkinlikler düzenleyen, geçmişte İmamoğlu protestoları ve Gezi süreci nedeniyle bir süre gözaltında kalmış ya da hapis yatm
Muhalif olmaktan söz etmiyorum, daha aktif ve ön planda biri. Sendikalara üye olan, yürüyüşlere katılan, protestolar organize eden ve konuşmacı olan, çeşitli siyasi oluşumlarda etkinlikler düzenleyen, geçmişte İmamoğlu protestoları ve Gezi süreci nedeniyle bir süre gözaltında kalmış ya da hapis yatmış biri mesela. Çevresindekilere sendikal tepki verme, hakların farkında olma, örgütlenme gibi konularda baskı yapmıyor ama gaz veriyor da diyelim. Az çok anladınız sanıyorum.
Böyle biri ciddi ve uzun vadeli bir ilişki açısından size fazla mı gelir? Biraz fazla hareketli ya da belki saldırgan mı bulursunuz? Yoksa diğer şeyler yolundaysa çok da problem etmez misiniz?
-1
64654942 (13.04.26)
Her şeye atlayan birini sevmem.
-18
arbre
(13.04.26)
Kendisine saygı ve hayranlık duyarım. Başka, daha medeni bir ülkede olsak ilişki de yaşarım.
Ama bizim ülkemizde noo....
Kendisine, ailesine, çocuklarına zararları dokunabiliyor böyle bir şeyin.
Babam sağ-sol olaylarında alevi-sünni olaylarında yeterince savaş vermiş. Annemle boşanmışlar. Olan ilişkisine ve mental sağlığına oldu. Elde var sıfır.
Bizim ülkemizde "bırak sen mi kurtarıcan dünyayı" modunda takılmak lazım eğer düzenli bir hayat kurmak istiyorsan. Gerçi onu da herkes yapamıyor işte içi içini yiyor haksızlıklara karşı.
+1
ananiyimioguz
(13.04.26)
Bana fazla geliyor ya. Önyargısız şekilde söylüyorum. Bir konuda idealleri olan insanlarla vakit geçirmeyi, sohbet etmeyi, hayatına tanık olmayı seviyorum ama ben bu kadar aktif biri değilim. Kendim bu tempoyu ve ateşi kaldıramıyorum. Haliyle ilişki anlamında da böyle birini taşıyamazdım heralde. Yolu bahtı açık olsun deyip geçtiklerim oldu. İyi insanlardı.
Problem etme anlamında, ben problem etmezdim de, problem oluyor ister istemez. Böyle insanların beklentileri oluyor, normaldir heralde.
+4
akhenaten
(13.04.26)
bana çok çekici gelir. doğrunun peşinden giden ve korkmayan biri. bayılırım. bunu yazarken hangi doğruyu savunduğu önemli mi diye sordum kendime, tabi benim doğrularıma uyması lazım. bana uymayan bir doğrunun aktivistine (aynı olgunlukla davranıyorsa) saygı duyarım ama o çekici gelmez.
+1
mezzosprite
(13.04.26)
Geziye katılmış biri yükselmem için ekstra sebep olur. İmamoğlu protestoları zaten… Apolitik, ruhsuz biri olmasındansa şöyle haksızlığa gelemeyen, elini taşın altına koymaktan gocunmayan biri olması yeğdir.
+1
ekimoloji
(13.04.26)
Diğer şeyler yolundaysa hanesine + puan yazar.
0
gabe h coud
(13.04.26)
Hayir.
-5
Purple life
(13.04.26)
Çok yorar.
+1
kizil karga
(13.04.26)
Imamoglu protestolarinda gozaltina alinmasi direkt ilgimi kaybetmeme yol acardi. Sadece gezi falan olsa problem olmazdi.
-11
ghilleinthemist
(13.04.26)
"hakların farkında olma, örgütlenme gibi konularda baskı yapmıyor ama gaz veriyor da diyelim."
Baskı yapmıyorsa güzel. bu ülkede başımıza gelenlerin sebebi karşı tarafın örgütlü olup bizim örgütsüz olmamız değil mi zaten?
Bu derece hareketli arkadaşlar biliyorum. Hatta ilgisi olan da oldu ancak "Böyle insanların beklentileri oluyor" denmiş daha önce de. Evet haksızlıklara gelemeyen bir insanım ama böyle hareketli biriyle olur mu diye bir düşünüyor insan. Sonuçta ben de bu kadar mental ve fiziksel efor harcamak konusunda kendime güvenemem.
Yine de iyi ve tutarlı bir insansa düşünülebilir. Ne derece beklentileri oluyor, yetişememe kaygısı baş gösteriyor mu? Belli bir süreç içerisinde anlaşılır zaten
+1
nerthus_
(13.04.26)
temeline marksizmi ve sosyalizmi almamış aktivizm bana boş geliyor. herhangi bir konuda ses çıkarıp mücadele edene saygım sonsuz, aktivizmi "her şeye burnunu sokmak" olarak gören köle zihniyetinden her türlü iyidir o ayrı bir şey ama ben kendi hayatımda o kadar harala güreleye gelemem kapitalizmi, mevcut düzeni hedef alamayan bir mücadele için. komünist kızla olur, onunla ilişki yaşamakla kalmam onu çok severim ve öperim ama gerçekçi olursak öyle yüreği olan kadın bana bakmaz zaten.
-2
der meister
(13.04.26)
Esas soru aktivist biri benimle ilişki yaşar mı?
+4
sekizdokuzon
(13.04.26)
Şule Aydın gibi akilli bir tipse olur, bombalar altinda sevisiriz. ama depresyon hirkasi giyip, polise molotof atip iceri giriyorsa tesekkur eder kacarim. solculuk parayi bulana kadardir turkiye'de..
-3
cooperr
(13.04.26)
Esas soru aktivist biri benimle ilişki yaşar mı? +1
Saygı duyarım duymasına ama karşılıklı yapamayız. Bu yönden aktif birisi olamadım.
+1
put it in your appropriate place
(13.04.26)
Sendikal faaliyette bulunan birine, diğer kriterlerden bağımsız olarak, amasız fakatsız müthiş saygı duyarım. İşveren olarak söylüyorum bunu ayrıca.
Marksist olduğunu varsayıyorum bu kişinin, öyleyse ciddi bir artı puan.
0
sailor
(13.04.26)
En güzel aşk, en güzel ilişki aktivist insanla yaşanır. Öyle bir insan asla unutulmaz.
0
rock n roll
(13.04.26)
bircogu otistik oluyor, sabah aksam sosyal ve politik meselelerden bahsedip saglam kafa aciyorlar. bu cevabimdaki otistik kelimesinden bile kurtlaniyorlar. hic isim olmaz.
-9
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(13.04.26)
yaşamazdım çünkü onun enerjisine yetişemezdim. fikir olarak okey iyi hoş ama ben evden çıkmayan biri olduğum için muhtemelen o da beni istemezdi. bi de ben öyle birkaç insan biliyorum, kendi hayatlarını tamamen bi kenara bırakarak yaşıyolar. bu da benim açımdan biraz yorucu olurdu. örneğin benim gündemim hafta sonu sevdiğim waffle cıya gitmek, onun gündemi ise eyleme gitmek olurdu ve anlaşamazdık.
+1
Sadece soruyorum
(14.04.26)
Aktivist kişi beni ne yapsın +1
0
peki madem
(14.04.26)
Aktivist insan iyidir, ilişkide insanı geliştirir, benim hoşuma gider.
0
blue rebel motorcycle club
(14.04.26)
Kendisine saygı duysam da, şahsen uzun süreli birliktelik için tercih etmem. Çünkü aktivist arkadaşlarımdan bile bir süre sonra sıkılıyorum. Hayata bakis acilari cok rigid. Her konuyu politik bağlamda değerlendiriyorlar. Her şeye muhalif ve agresif yaklaşıyorlar. Örneğin, onunla sırf kafa dağıtmak için basit bir Amerikan komedi filmi seyredemezsin. İkili ilişkilerde de davası her zaman senden daha önemli olacaktır.
+1
tekdir ile uslanmayan kiz
(14.04.26)
Hayır asla yaşamam. Katlanamıyorum. Sürekli bir yakınma ve isyan oluyor bunlarda..
Bazı ürünlerde dikkatimi çekti. Mesela bir tişört diyelim, otuz tane fotoğraflı yorum var ama hiçbirinde birinin üzerinde giyilmiş hali yok. Sadece koltuğun yatağın üstüne koyup çekilmiş ve hepsi bu şekilde. Garip geldi. Nedeni var mıdır üründen şüphe etmelik?İç çamaşırı falan değil normal gayet giy
Bazı ürünlerde dikkatimi çekti. Mesela bir tişört diyelim, otuz tane fotoğraflı yorum var ama hiçbirinde birinin üzerinde giyilmiş hali yok. Sadece koltuğun yatağın üstüne koyup çekilmiş ve hepsi bu şekilde. Garip geldi. Nedeni var mıdır üründen şüphe etmelik? İç çamaşırı falan değil normal gayet giyilip paylasilacak giyim ürünlerini kastediyorum.
-1
egerbiryolcu (11.04.26)
Sen neden öyle paylaşım yapmıyorsun mesela? Evet işte o yüzden
+6
artıküyeolmakistiyorum
(11.04.26)
Valla ürünün fotoğrafını görsem öpüp başıma koyarım bazı yorumcular manzara resmi bile koyuyorlar.
+7
peki madem
(11.04.26)
Bazı ürünlerde herkesin üstünde ürün gayet paylaşılmış şekilde binlerce fotoğraf varken bazılarında da anlaşmalı gibi hep koltuğun üstünde var ortası yok garip geldi ne alaka benim paylaşıp paylaşmamam...
-4
🌸egerbiryolcu
(11.04.26)
Nasıl ne alaka sen alinca neden giyinip fotoğraf atmiyorsun? Bunu yapmiyorsan nasıl onlardan bekliyorsun?
+4
artıküyeolmakistiyorum
(11.04.26)
Fotoğraftan geçtim üründen çok kargoya yorum yapıyorlar. Hele bir de BEYENDİM diye yazmaları yok mu...
giyimde spor ayakkabi ile kombinleyenler, ne tür spor ayakkabi seciyorsunuz? daha renkli mi, yoksa mümkün oldugunca düz, sadece siyah ya da sadece beyaz gibi mi? bu ayakkabilardan sizce hangisi daha iyi olurdu böyle bir kombine? 1. https://www.intersport.at/p/on-cloud-x-4-laufschuhe-iat.on.3we3007.4
giyimde spor ayakkabi ile kombinleyenler, ne tür spor ayakkabi seciyorsunuz? daha renkli mi, yoksa mümkün oldugunca düz, sadece siyah ya da sadece beyaz gibi mi? bu ayakkabilardan sizce hangisi daha iyi olurdu böyle bir kombine?
yoksa hepten dümdüz siyah bir model mi olsa iyi olur?
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim (11.04.26)
bunlar çok spor. o delikli tabanlar çok spor hava katıyor. business casual altında giyildiğini görsem yadırgarım açıkçası. daha çok aşağıdaki tipleri öneririm.
herkese tesekkürler. substituent ve galahad, bunlar benim de aklima geldi, hatta evde de iki cift benzer ayakkabim var daha yepyeni. ama cok sikildim bunlardan ya. adidas 2000'lerin basindan beri hep ayni modellerde üretiyor, artik gözüme plastik terlik gibi geliyorlar. daha baska tavsiyeleriniz varsa onlara bakayim.
@runaway, kapkaccilar iyi kosar bunlarla lol :D
galahad reloaded
substituent
0
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.04.26)
tanımladığınız tarza, bu ayakkabılardansa, daha klasik markaların (clarks, ecco, geox, legero vd) üstü klasik, tabanı spor olan modelleri yakışıyor bence. üstü şık bir deri kesim olunca mesela, tabanının beyaz köpükten olması batmayabiliyor.
0
lil siztah
(11.04.26)
pantolonum siyahsa siyah ayakkabı, açık renkse açık renk ayakkabı giymeyi seviyorum. bazen monokrom kıyafetin altına tamamen renkli ayakkabı da oluyor ama tek seçimim olacaksa nötr bir ayakkabı seçerdim sanırım. adidas'la ilgili cevabını gördüm ama mağazaya gidip bir "adidas japan" serisine baksana, birkaç model var. ben bir tanesine bayağı tutuldum. işçiliği ve derisi çok iyi. insan eline alınca bir hoş oluyor. bence gazelle, samba, ve spezialden çok farklı. çok daha hafif, narin ve kaliteli.
yukarıdakilere ek olarak veja, onitsuka tiger mexico 66, camper, ve birken'in ayakkabılarına (bunlar sneaker değil biliyorum) da bakardım.
bu arada ilk linteki on'u bir kadının ayağında gördüm, etekle şık duruyordu. seçeneklerinin arasından onu seçerdim.
+1
eileengray
(11.04.26)
Tam aradığınız spor ayakkabı değil sanırım ama ben Vans giyiyorum.
Hangi filmi sinemada izlemeye gitsek? Sarı zarflar / kurtuluş
biravekahve
İlker Çatak'ın Sarı Zarflar filmini mi, Emin Alper'in Kurtuluş filmini mi?ilker çatak'ın önceki filmini beğenmiştim, emin alper zaten iyi bir yönetmen. bu filmlerden birisini izlemiş olan var mıdır acaba aramızda?
İlker Çatak'ın Sarı Zarflar filmini mi, Emin Alper'in Kurtuluş filmini mi?
ilker çatak'ın önceki filmini beğenmiştim, emin alper zaten iyi bir yönetmen. bu filmlerden birisini izlemiş olan var mıdır acaba aramızda?
0
biravekahve (07.04.26)
Hangisine gittiniz? Ben de Sarı Zarflar'a gitmeyi planlıyordum o nedenle merak ettim.
La roche posay kullanıyordum ama bunaldım aşırı sıvı yapısından. Solante ise aşırı yoğun gelmişti bana. Bunun ortası var mı önereceğiniz?
La roche posay kullanıyordum ama bunaldım aşırı sıvı yapısından. Solante ise aşırı yoğun gelmişti bana. Bunun ortası var mı önereceğiniz?
+1
sadakatsiz (06.04.26)
barulab kullanıyorum. memnunum.
0
dedim ben sana
(06.04.26)
Heliocare ve Bioderma'nın ürünleri güzel. Cilt tipinize uygun birini deneyebilirsiniz. ChatGPT'nin yönlendirmelerini beğeniyorum. Markalar ve ürünler arasında detaylı karşılaştırma yapıyor.
-1
auroraaurora
(06.04.26)
Cosrx ve Holika Holika güneş kremlerini öneririm. Ikisi arasında Holika biraz daha sıvı formda. Yıllardır kullanmadığım için La roche ile kıyaslayamıyorum. Cosrx solanteden daha iyi dağılır, ama su gibi akışkan değil.
0
?
(06.04.26)
Doa kozmetik ürünlerine bir bakın isterseniz. Sahibi çok iyi kalpli. Ürünlerin fiyatı makul. foko.com.tr İnternetten siparişler gecikebiliyor ama yaşadığınız yerde mağazası varsa ziyaret etmenizi tavsiye ederim.
-9
duhan
(06.04.26)
Yüz için CeraVe SPF 50 nemlendirici kullanıyorum. İki işi bir arada görsün diye.
+1
peki madem
(06.04.26)
Yves rocher hem yüz hem vücut güneş kremini kullandım yıllarca çok memnun kaldım. Ino'ya geçtim şimdi yüzde gayet iyi çok memnunum.
0
mutekebbir
(06.04.26)
centella
+1
ala09
(06.04.26)
dalba ve barulab
0
juliette
(06.04.26)
Hamilton kullanıyorum, memnunum
0
iustitia omnibus
(06.04.26)
kadınsan missha power block al. sonra teşekkür edersin.
+1
Hallegadola
(06.04.26)
Turkiye'de var mi bilmiyorum (sanki var diye hatirliyorum) Biore UV Aqua Rich benim kullandigim su aralar.
0
hot potato
(06.04.26)
elta md’yi bayağı tavsiye ederim, araştırmanızı isterim en azından. kore ürünleri içinden de beauty of joseon mavi olan, barulab, ve haru haru iyi geldi.
Yurtdışından arkadaş geldi otelde kalıyor 4 gece için. Iki kişilik odada tek kalıyor. Ben de aynı odaya dahil olabilir miyim ve oluyorsa bu durumda ücret farkı olur mu?
Yurtdışından arkadaş geldi otelde kalıyor 4 gece için. Iki kişilik odada tek kalıyor. Ben de aynı odaya dahil olabilir miyim ve oluyorsa bu durumda ücret farkı olur mu?
0
havadakarada (06.04.26)
20-30 euro kahvaltı farkı alırlar en fazla
0
croswell
(06.04.26)
Yurtdışındaki otelde ama aynı durumda arkadaşım benim odaya gelip kalmıştı ek ücret alınmıştı. Kahvaltı yoktu ama sanırım ek temizlik havlu vs gibi durumlar için aradaki farkı istiyorlar.
0
peki madem
(06.04.26)
Odayı tutarken tek kişi sectiyse ikinci kişiden ücret alırlar.
0
artıküyeolmakistiyorum
(06.04.26)
Mevzuata göre ikinci kişinin bilgilerini kayıt etmek zorundalar. Ben resepsiyon değiştikten sonra misafiri odama almıştım kimse anlamamıştı. Risk budur.
Özellikle söyleyebileceğim bir şey yok. Ertelemek benim huyum gibi bir şey maalesef.
0
rock n roll
(05.04.26)
Fotoğraf makinesi almayı erteliyorum hep
-3
arbre
(05.04.26)
Tezim ve ödevlerim. Adeta yokmuş gibi davranıyorum.
+1
Amaranta ursula
(05.04.26)
Kilo vermek
+1
gadlemler
(05.04.26)
araca yapmam/yaptırmam gereken şeyleri çok erteledim havalar düzelsin soğukta uğraşmayayım diye. çok da acil değiller şimdilik ama yapmam lazım bi noktada :D
-teyp ve teyp çerçevesini değiştirmek.(gümrük olayı yüzünden ileride alamayacağımdan alıp kenara koydum çerçeveyi, türkiyede bulunmuyordu teyp çerçevesi. birkaç aydır bekliyor. gümrük yasağı gündeme gelmese acelem yoktu...) -geri görüş kamerasını bağlamak. -kör nokta aynalarını takmak. -yan camlardaki filmleri sökmek. -kısa ve gündüz farlarını değiştirmek. -kaçak kontrolü yapıp park halindeki akü tüketiminin kaynağını bulmak.(gündelik kullanınca sıkıntı olmadığından erteleyebiliyorum da birkaç gün yatsa boşalır akü) -dashcam'e hardwire kiti aldım onu bağlamak(şuan teypteki usb çıkışına bağlı) -dashcamin arka kamerasını bağlamak.
bunlar kendi yapacaklarım bir de yaptırmam gerekenler var :D bunları burada bildiğim usta olmadığından şehir dışına gidip yaptıracağımdan bekliyor, muayeneye az kaldı zaten öncesinde illaki gidilecek ustaya... -z rotları ve viraj demir lastikleri değişecek -şase kablolarına güçlendirme yapılacak -şanzıman yağı değişecek -fren ve direksiyon hidroliği değişecek -klimaya bakılacak gaz dolumu mu başka bişey mi ne gerekiyorsa artık... -kalorifer de az ısıtıyor ona bakılacak, gerekiyorsa petek temizliği filan yapılır. -genel muayene öncesi bakımı ve bilmediğim başka bi sıkıntı varsa onlar filan kontrol edilip yapılacak
0
konetsu
(05.04.26)
Tekrar diyete başlamak Erken kalkmak Kitaplığımı temizlemek
Normalde 43 giyiyorum ama internetten aldığım ayakkabı büyük geldi biraz.https://www.hepsiburada.com/ayakkabi-kucultme-pedi-deri-yuksek-topuklu-stiletto-ayakkabi-kaydirmaz-tabanligi-p-HBCV000079MQHW?magaza=YeferStoreŞundan aldım, ayakkabının ön tarafına koyuluyormuş, bir işe yaramadı. Kullandığınız
Normalde 43 giyiyorum ama internetten aldığım ayakkabı büyük geldi biraz.
Sabah: iki yumurta + yarım avokado + 6 adet cherry domates + 2 adet sivri biber + bir küçük havuç + 8 adet siyah zeytin + kibrit kutusu kadar beyaz peynir + 1 dilim yulaf ekmeği + bir bardak süt (230ml)Öğlen: kepekli pirinç pilavı + 100 gram haşlanmış tavuk göğsü Öğle ve akşam arası: 1 elma ya da 1
Sabah: iki yumurta + yarım avokado + 6 adet cherry domates + 2 adet sivri biber + bir küçük havuç + 8 adet siyah zeytin + kibrit kutusu kadar beyaz peynir + 1 dilim yulaf ekmeği + bir bardak süt (230ml)
Öğle ve akşam arası: 1 elma ya da 1 kivi ve 1 bardak süt (230ml)
Akşam(en geç 5'te): yeşil salata + 1 dilim yulaf ekmeği + yoğurt(200gr)
Her gün bu menü değil ama buna benzer şekilde 4 ayda 3 kilo verebildim.Günde x30 dk tempolu yürüyüş var, bir defa sabah bir defa akşam. Bana az geldi bu. Daha hızlı vermeyi bekliyordum.Hedefim 6 kg vermek. Ne değiştirmem gerekiyor sizce? Eksiklerim neler?
0
huladancer (22.03.26)
ben sabah yemiyorum. kilo verdigim donemlerde oglen sadece 3 yumurta ve aksam yemegine kadar acikirsam meyve, kuruyemis falan atistiriyordum.
insanlar cok yiyor, kilo vermek istiyorsaniz yemeyin. sabah yemek zorunda hissediyor musunuz? ben hic yemiyorum oglene kadar ki erken kalkarim 6-7 gibi. bir yastan sonra 3 ogun yemek cok gereksiz metabolizma hizi dusuyor.
oglen protein agirlikli yerseniz acikmazsiniz. pilav her ne kadar kepekli olsa da sonucta karbonhidrat. ne kadar yediginizi de bilmiyoruz. ben sizin yerinizde olsam sabah yazdiginiz ogunu oglene alir, sabah yemez, ogle yemegindeki tavugu aksama alir pilavi keserdim.
spor bence kalori acigi yaratmak icin kullanilacak bir yontem degil, onu vucut sagligi icin yapin. kilo vermenin en basit ve etkili yolu yemeyi azaltmak. yarim saat hizli tempoyu gectim normal kossaniz 300 kalori falan ancak yaniyor. bir gofreti yakmak icin yarim saat haldir huldur kosmak gerekiyor. insan vucudu vahsi doga kosullarinda mukemmel verimli bir makine haline evrilmis. hoplayarak ziplayarak kilo verme isi yas. yememek lazim.
0
antikadimag
(22.03.26)
yetersiz beslenme bu. vücudun kendini korumaya almış. bu diyet listesiyle yağ yakarsın ama uzun zaman alır. proteini, sağlıklı yağları arttır. kuruyemiş ekle öğününe.
cinsiyet, boy, kilo da bilmiyoruz.
+1
yurtsuz john
(22.03.26)
Cinsiyetinizi, yaşınızı, ne kadar hareketli bir yaşantınız olduğunu, vücut yağ oranınızı, bu listenizin kaç kalori olduğunu, ne kadar, protein, karbonhidrat ve yağ ihtiva ettiğini yazarsanız sağlıklı bir cevap alabilirsiniz. Çok kabaca bakınca gereğinden fazla yağ, yetersiz ptotein alıyor gibi görünüyorsunuz.
+1
Mirket
(22.03.26)
Benim kalori açığıyla öğrendiğim ilk şey (Kaleci, R.I.P.) kalori açığının ölüm orucu olmadığıydı, bir dönem bulk yaptıktan sonra diyete geçtiğim sürece 2200 kaloriyle başlayıp (bu miktar cinsiyete yaşa kiloya göre değişebilir) dönem dönem revize ederek istediğim yağ oranına düşmüştüm, seninki de bu anlamda kalori açığı değil ölüm orucunun bir tık üstü bence o nedenle kilo veremiyor olabilirsin, verdiklerin de büyük oranda ortaklaşa yağ-kas kaybıdır.
0
kizil karga
(22.03.26)
Protein çok az ve ağırlık antrenmanı yok
0
artıküyeolmakistiyorum
(22.03.26)
Boy: 166 Başlangıç kilosu: 62 Hedef kilo: 56 Cinsiyet: Gadın. Yaş: 29 Arkadaşlar ben body yapmak istemiyorum. Ağırlık egzersizini ne yapayım?
Salatada zeytinyagi ve avokado sağlıklı yağ? Kuruyemiş asla eklemem bu diyete. Bir avuç yiyorsun, karnın bile doymuyor cips gibi sırf enerji alıyorsun.
Mirket: 70 gramdan fazla protein var? Daha ne kadar almam gerek? Şu an bana önerilen günlük 50-60 gram.
Normalde de bundan daha çok yemiyordum bu arada. Değiştirdiğim şey şu oldu, akşam yemeklerinde çorba + sebze yemeği yiyordum ve daha geç saatte yiyordum, onu burada dediğimle değiştirdim. Akşamları televizyon karşısında ya çubuk kraker ya cips ya kuruyemiş yerdim, ek olarak da onu kestim tamamen. Bu öğünlerle gayet doyuyorum. Bir de yürüyüş temposunu arttırdım tabii.
Vücut kitle endeksim diyet öncesi de normaldi, gene normal kalacak. Ben kış kilosundan kurtulmak istiyorum.
0
🌸huladancer
(22.03.26)
Kahvaltıyı direkt sil. Öğleden önce bir zeytin bile yeme. Akşam da geç saatte yemezsen başka bir şey yapmana gerek kalmaz
0
nop
(22.03.26)
Chat gpt'ye sordum, bu mönüde ~76gram hayvansal protein ve toplamda ~95 gram bitkisel + hayvansal protein var.
Bence gelen cevaplarin tamami erkek oldugunuz varsayilarak gelmis cünkü ben de yakin boy ve kiloda günde bu kadar yiyorum ve kilomu koruyorum. Bir kadin daha ne kadar yiyebilir? Yukaridaki cevaplari dinleyip daha cok yemek yeseniz 75 kilo olursunuz.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(22.03.26)
ben bu kadarcık şey yesem saatte 4 kilo veririm bu ne ya sende bir sıkıntı var insülin direnci vb baktır
0
neira
(22.03.26)
Arkadaşlar ben body yapmak istemiyorum. Ağırlık egzersizini ne yapayım?
Demişsiniz: kemiklerinizi sağlam tutmak, yaşla gelen kas ve güç kaybının hızını azaltmak. Yaşınız ilerledikçe gelecek eklem ağrılarını ötelemek, bir yerde dengenizi kaybedip düşünce kendinizi toplayabilmeniz ve bir yerinizi kırmamanız. Çocuk istiyorsanız onu kaldırmak, taşımak ve onunla oynama için güçlü olmak, istemiyorsanız da yine de market alışverişini taşımak mesela. Daha uzun süre bağımsızlığınızı korumak.
Bunların kilo vermek ile alakası yok biliyorum ama daha çok sağlığınız için aklınızda olsun diye yazdım.
0
peki madem
(22.03.26)
(Sonradan gelen bilgiyle) proteinde sıkıntı yok. Yine hesaplamadım ama alınan yağda fazlalık olduğunu düşünüyorum. Konuya hakimsiniz. Yağı ve karbonhidratı da hesaplayın. İyi yağları fazla almak iyidir diye birşey yok. Onların miktarı da yağ kontenjanına dahil. Yürüyüşünüzün içine iki tane, nabzı (şimdilik) 120 ye çıkaracak yokuş koyarsanız ve bünye alıştıkça o yokuşlarda hızı ve nabzı arttırırsanız harika olur.
30 küsur sene önce dede diye seslenirmişim babamın babasına.
işin ilginci 90'lık ninem hiç dede sözcüğünü kullanmaz. hep böyük bubam diye konuşur.
0
yurtsuz john
(21.03.26)
babam; babasının babasına büyükbaba derdi. biz babamızın babasına dede derdik ama babamın büyükbabası bizi düzeltirdi "dedeniz benim o sizin(oğlundan bahsediyor) büyükbabanız" derdi. yine de büyükbaba bize geçmedi nedense. ayırmak için dedemize sakallıdede derdik(kendisi tam bir aksakallı dedeydi rahmetli), büyükbabamızdan da isim+dede şeklinde bahsederdik.
karadeniz.
0
late viper
(21.03.26)
Bizde her zaman dede deniyordu ama biraz daha yaşlılar dededen de baba diye bahsediyordu tabii sadece erkek tarafından dedeler için geçerli bu, ayrım yapmak için genelde "Halil deden" şeklinde bahsediyorlardı.
0
mbond
(21.03.26)
Adamı bize dede diye tanıttılar.
Abim ile kuzenlerim çocuklarına kendi babalarını dede diye tanıttılar.
0
put it in your appropriate place
(21.03.26)
ikisi aynı şey değil ki. dedenin ana babası büyükanne büyükbaba oluyor.
0
neira
(22.03.26)
Buyukx diyen zengin ve elittir
0
artıküyeolmakistiyorum
(22.03.26)
Benim için dede demek anne ve babamın babası demek. Büyükbaba ise dedelerimin babasıydı. Bundan başka bir şekilde düşünemiyorum.
Haliyle oy bile veremedim, çünkü ikisi aynı şey değil. En azından ben böyle gördüm.
0
akhenaten
(22.03.26)
Büyükbaba bana dublaj Türkçesi gibi geliyor. Aklıma hemen Heidi geldi mesela.
+1
peki madem
(22.03.26)
Dede. Büyükanne/büyükbaba yaygınlaşamaz çünkü bir ortamda zikrederken ali dedem de şöyle demişti demek kolay iken büyükbabam ali, ali büyükbabam gibi kullanımlar adamın dilini kördüğüm eder. Olmuyor yani.
0
wilhelmwasmuss
(23.03.26)
Valla ben epey büyüdükten sonra ogrendim insanlarin dede dedigini. Dede bizim icin "etraftaki tüm yasli adamlar" demekti. Büyükbaba ise bize ait olanlar xd
Selamlar,Beyazlara ve renklilere ayrı deterjan kullanıyorum. Chatgpt ye sordum, çok gerek yok diyor. Persilin universal deterjanın çok iyi olduğunu söyledi. Ama koyularda uzun süreçte solma yapabilir diyor. Koyu kıyafetim çok olduğundan emin olamadım şimdi. Sizler nasıl yapıyorsunuz? Tek tür deterja
Selamlar,
Beyazlara ve renklilere ayrı deterjan kullanıyorum. Chatgpt ye sordum, çok gerek yok diyor. Persilin universal deterjanın çok iyi olduğunu söyledi. Ama koyularda uzun süreçte solma yapabilir diyor. Koyu kıyafetim çok olduğundan emin olamadım şimdi.
Sizler nasıl yapıyorsunuz? Tek tür deterjan kullanan var mı aramızda, ya da herkes aslında öyle mi yapıyor :)
Teşekkürler!
0
substituent (20.03.26)
Tek deterjan kullanıyorum.
0
rock n roll
(20.03.26)
Benim makinem otomatik alıyor deterjanı bu sebeple renkliler için olan deterjanı dolduruyorum deterjan tankına. Tek istisna siyahlar oluyor onlar için de siyahlara özel sıvı deterjanı çamaşırların arasına koyup otomatik deterjan almayı kapatıyorum. Renkliler, beyazlar, 60 derecede yıkadığım havlu-çarşaf için renkli deterjanı gayet performanslı sonuç veriyor.
0
cilekli pasta
(20.03.26)
ben yıkarken de ayırmıyorum renkli beyaz siyah vs. diye. tek tip deterjanla ne varsa birlikte yıkayıp geçiyorum bi sıkıntı yaşamadım.
0
konetsu
(20.03.26)
Hayatımda hiç farklı deterjan falan kullanmadım. Hatta 2 hafta önce ilk defa yumuşatıcı aldım, süpermiş. Arkadaşlarıma bu keşfimden bahsedince 10 dakika kadar ilk insan muamelesi gördüm. Tek deterjan iyidir.
0
cay koy geliyorum
(20.03.26)
Hangi deterjan kullanıyorsunuz bu arada?
0
🌸substituent
(20.03.26)
Rengine göre ayırmıyorum. Renkli detarjan hangisi ucuzsa onu alıyorum, özel bir marka tercihim yok. Bir sorun yaşamadım şimdiye kadar. Sadece bir tane renk koruyucu mendil koyuyorum, özellikle koyu renk kot vs. varsa anca kararıyor.
0
inheritance
(20.03.26)
Hangi deterjan vegan ve cruelty free ise onu kullanıyorum. Benim için önemli olan tek şey bu.
0
rock n roll
(20.03.26)
genelde sıvı persil alıyorum migros'ta şu eşantiyon olarak sepette hediyeydi, tekli paket olarak bedavaya geliyordu. son bikaç yıkamada bundan kullandım www.migros.com.tr
0
konetsu
(20.03.26)
Beyazlar için ariel toz deterjan, siyahlar ve renkliler için omo sıvı deterjan kullanıyorum. Beyazlar en iyi toz deterjanla yıkanıyor gibi geliyor.
0
ekimoloji
(20.03.26)
Yünlüler için ayrı deterjan (domol) diğerleri için tek deterjan (bingo).
0
peki madem
(20.03.26)
Her şey için tek sıvı deterjan.
0
black holes in the sky
(20.03.26)
Siyahlara özel sıvı. Diğerlerine omo toz.
0
jackyr
(20.03.26)
Beyaz ve renkliler için aynı sıvı deterjan, tursil leylak bahçesi
0
Hallegadola
(20.03.26)
Beyazları yıkama tekniğim farklı deterjanı da farklı. Renkliler ve siyahlar için de ayrı ayrı deterjanım var ama tek tür yumuşatıcı kullanırım.
Benim türk kahvesi ile başlayıp ( standart) ve maalesef aç karnına, sonrasında 2-3 americano/ filtre ile devam eden bir rutinim var. Yalnız mıyım?
Benim türk kahvesi ile başlayıp ( standart) ve maalesef aç karnına, sonrasında 2-3 americano/ filtre ile devam eden bir rutinim var.
Yalnız mıyım?
0
tuborg yesili (19.03.26)
Günde 2
+1
basond
(19.03.26)
Günde 2. Birincisi antrenman öncesi ikincisi mutlaka saat 16.00 dan önce, şeklinde planlıyorum.
+1
Mirket
(19.03.26)
Günde 2-3, 14.00 öncesi. Sonrasında içersem uykumu olumsuz etkiler.
+1
auroraaurora
(19.03.26)
1 sabah, 1 öğle yemeği sonrası americano.
+1
awlmi
(19.03.26)
1, nadiren 2 double espresso. en geç saat 3-4'e kadar içmiş olurum aksi halde gece uyku kalitemi düşürüyor.
+1
orpheus
(19.03.26)
hemen her sabah bir latte.
+1
antikadimag
(19.03.26)
Evdeysem günde 3-4 türk kahvesi. 4. yü iciyorsam kafeinsiz.
Ofisteysem sabah yolda giderlen bir cappucino, öglen de 1 americano
0
Purple life
(19.03.26)
Sabah iki Amerikano yapıyorum termosa koyuyorum. Öğlene kadar içiyorum.
+2
gabe h coud
(19.03.26)
Son 3 yıldır hafta içi günde 3 espresso, hafta sonu ise 2 espresso artı 1 v60 kahvesi, evet tek bağımlılığım.
+1
blue rebel motorcycle club
(19.03.26)
Her sabah kupada bir filtre kahve. O da kahvalti bogazdan gecsin diye. Gun icinde cay, kahve aramam, aklima bile gelmez.
+1
tantamount_to_equivalent
(19.03.26)
Sabah Türk kahvesi öğleden sonra filtre kahve. Günde 2
+1
ekimoloji
(19.03.26)
Evde genelde 0 nadiren 1 ofise gidiyorsam genelde 3 ama o da cappucino, ya da kendim sut goturup espressoyla karistiriyorum.
+1
mbond
(19.03.26)
sıfır. kahve içmem.
ne diyor sting abimiz şarkısında ''I don't drink coffee, I take tea, my dear.''
+3
yurtsuz john
(19.03.26)
Aç karınla 2 (4 saatlik falan uykuyla iş yapmak zorunda kalıyorsam 3) filtre kahve içiyorum ama öğlene kadar. Çok az uyuyabilen bir insan olduğum için sonrası uykumu etkiliyor benim de.
+1
truf
(19.03.26)
2 tane latte, 300ml civari her biri. ucuncuyu icersem titrek oluyorum.
+1
cooperr
(19.03.26)
Gün içinde toplam 2 litre oluyordur.
+1
kizil karga
(19.03.26)
Günde bir, sabah saatlerinde.
+1
rakicandir
(19.03.26)
Normal günlerde 2 americano bi Türk kahvesi. Yoğun ve stresliysem daha fazla kahve
+1
euteamo
(19.03.26)
Günde 5-6 bardak.
+1
peki madem
(19.03.26)
bazen 1 bazen 5 ama kafeinsiz içtiğim için içim rahat ediyor
+1
mezzosprite
(20.03.26)
Bu soruyu gördüğüme çok sevindim, kendim sormayı düşünüyodum, ben sabah kahvaltı sonrası ve öğlen yemek sonrası birer kahve içiyorum, kendim yapıyorsam genelde sade bazen sütlü, dışardaysam bilmediğim bir kahvecideysem latte, çay bahçesi tarzı bir yerdeysem türk kahvesi içiyorum.
+1
Gı
(20.03.26)
Günde dört fincanı geçmemeye çalışıyorum, son zamanlarda bu konuda daha başarılıyım. Genellikle americano içerim, nadiren filtre.
Tablolarınızı (poster, tablo vs.) ve duvar dekorasyon ürünlerinizi nereden alıyorsunuz?En son posterleri Duwart ve Yaris'ten almıştım, tablo dışında dekoratif duvar objelerine de açığım.İskandinav, modern, minimal, pastel renkler seviyorum. Çatlak patlak canlı renkler olmaması tercih sebebi :)Tenk y
Tablolarınızı (poster, tablo vs.) ve duvar dekorasyon ürünlerinizi nereden alıyorsunuz? En son posterleri Duwart ve Yaris'ten almıştım, tablo dışında dekoratif duvar objelerine de açığım.
İskandinav, modern, minimal, pastel renkler seviyorum. Çatlak patlak canlı renkler olmaması tercih sebebi :) Tenk yu
0
mor oje (16.03.26)
Kitaplığımdaki duvarda Koçtaş'tan aldığım minik ayna, geyik, hamsa gibi sembollerin yanında gidip beğendiğim oyunların afişleri var, bunları çerçevelere koyup astım. Odamda yanlış hatırlamıyorsam Greenpink'ten aldığım Kieslowski'nin renk üçlemesi var uygun çerçeve alıp astım. Bir tane Jeanne Dielman posteri var onu da bastırıp uygun çerçeveye yerleştirdim.
Ben genelde sevdiğim görselleri kendim çıktı alıp çerçeveye koymayı seviyorum, hazır olarak sevdiğim tablo yok pek, yani sevdiğim tablolar tabii var ama orijinalini almam mümkün olmadığı için tercih edemiyorum :)
Yukarıda saydığım dekorları çok uzun yıllar önce aldım Koçtaş'ta hala bu tarz şeyler var mı bilmiyorum, İkea'da bazen güzel şeyler görüyorum, eskiden tepe home'da şahane ürünler olurdu ama tepe home hala var mı onu da bilmiyorum, Mudo conceptte istediğiniz tarzda ürünler bulabilirsiniz bence.
0
mutekebbir
(16.03.26)
@mutekebbir, tablo deyince ben de aslında daha çok poster vs alıp üstüne çerçeveliyorum, o yüzden tablo, poster diye detaylandırdım. hazır tablo yerine öbür türlüsü daha pratik ve çeşit anlamında daha iyi geliyor bana da. :)
mudoya baktım ama çok beğenmedim, tepe home'a mobilya bakmıştım, bakayım objeye, mağazaları çok azaldı ama, eskisi gibi değil. belki online'da vardır çeşit bakayım.
selam,bir cook club'a katildim. herkes birer yemek yapip getirecek, benim de tatli goturmem gerekiyor. yemekten baya anliyorlar. o yuzden hem tadi guzel olsun hem de goruntu olarak guzel bisi olsun istiyorum.aklima kabak tatlisi geldi. hem daha once farketmedikleri bir seydir, hem de kabak - tahin i
selam,
bir cook club'a katildim. herkes birer yemek yapip getirecek, benim de tatli goturmem gerekiyor. yemekten baya anliyorlar. o yuzden hem tadi guzel olsun hem de goruntu olarak guzel bisi olsun istiyorum.
aklima kabak tatlisi geldi. hem daha once farketmedikleri bir seydir, hem de kabak - tahin ikilisi goruntu olarak da hos olur gibi - ustune de kaymak nefis. sizce yabancilar kabak tatlisini sever mi ? siz olsaniz ne yapardiniz?
tesekkurler!
0
fakyoras (14.03.26)
Kabak tatlısını yapardım ama fırın versiyonunu. Kesinlikle kabak tadı daha belirgin hoş geliyor rengi de daha koyu hoş oluyor bence. Tabii denemediyseniz diye söylüyorum.
Onun dışında alternatif olarak fırın sütlaç olabilir.
Aşure de sunum olarak rengarenk güzel olabilir.
Hepsinin de riski var sonuçta bizim milletimizde de kabak tatlısı aşure sevmeyen çok insan var.
0
egerbiryolcu
(14.03.26)
bu mevsimde kabak bulabilecek misiniz öncelikle? kabak tatlisina taparim ama tahin rezil ediyor.ki tahini de tek basina cok severim. kendi suyunda pismis iyi bir kestane kabak + kaymak üstüne tatli tanimam. (tahin her palate icin uygun degil bu arada, yabancilara yaparken opsiyonel birakirdim).
ayva tatlisi, kabak tatlisi, asure gibi tatlilarin sevilip sevilmeyecegi yabanci kisinin geldigi kültüre göre cok degisiyor. gözlemim, vietnam, kambocya, cin gibi asya ülkelerinden insanlarin bu tip tatlilari daha cok sevdigi yönünde. avrupali daha cok sütlü tatlilarimiza hasta. kazandibine bayiliyorlar mesela.
ben sahsen kabak tatlisi yapardim ama en cok kendim icin yapardim :D olmadi kaymakli incir tatlisi. yemek.com evde kazandibi kim ugrasacak?
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.03.26)
benim aklıma şekerpare geldi. böyle yuvarlak, her birinin ortasına fındık dürtülmüş.
aşurenin içinde fasulye nohut var, sütlaçta pirinç var. bunlar yabancıların tuzlu yemekte kullandığı malzemeler, önyargıyla yaklaşılması muhtemel ürünler.
kabak tatlısı güzel, fakat bence basit, çok etkileyici gelmedi bana, herkesin bildiği balkabağını şekerde kaynatmışsın.
hepsine ayrı ayrı bayılırım, o ayrı.
0
kibritsuyu
(14.03.26)
Kıbrıs tatlısı diyorum ben. Hem yapımı çok zor değildir hem de katlı falan görünüşü güzel. Şerbetli kısmı, muhallebi kısmı, antep fıstığı derken ağız tadımızı genel olarak yansıtıyor diye düşünüyorum.
0
peki madem
(14.03.26)
Parodiydi belki bilmiyorum ama çinlinin biri sütlaç yiyip video çekmiş, pilava naaptınız, sütlü şekerli pilav mı olur diye sinirli sinirli konuşuyor. Adamın bir numaralı yiyeceğini farklı formata sokunca irrite olabilir diyorum.
Gittiğin ülkede yaprak sarmasına şeker döküp yeseler öeehh naaptınız lan sarmayı ne hale getirmişsiniz demez misin mesela?
0
kibritsuyu
(14.03.26)
O kısmı sildim sonra ama o Çinli arkadaşın bireysel tepkisidir diye düşünüyorum. 1 milyar insan yaşıyor orada da ve yerel mutfakları çok farklı.
Mesela Filipinlerin Champorado'su var çikolatalı pirinçli sütlaç. Ya da özellikle ay yeni yılı kutlamalarında kırmızı fasulye ezmesi dolu tatlılar yapılıyor. Onlar için çok yabancı değildir demek istediğim buydu.
Sütlaca pirinç koymak yaprak sarmasına şeker dökmek gibi değil ama asma yaprağından tatlı yapmakla eşdeğer olur bence.
0
peki madem
(14.03.26)
Bize özgü kadayıf, baklava, lokum, kazandibi, pişmaniye vs var. Özellikle minik ebatlı baklavaları kürdanla servis edebilirsin. Yine aynı şekilde sert kadayıfı 4 e falan bölüp aynı şekilde servis edilebilir.
0
ground
(14.03.26)
sütlü tatlı en garantisi.
0
gurur
(14.03.26)
Her kabaktan iyi tatlı olmuyor kabak bence riskli. Ben de irmikli şerbetli tatlılar denerdim
merhaba. yarın uzun yola çıkacağız. 2 yaşındaki oğlum yolda 1 saat sonrasında kusmaya başlıyor. her seferinde mola vermek de zor oluyor. bunun için kullanılan bir şurup, ilaç rahatlatıcı bir öneriniz olur mu?
merhaba. yarın uzun yola çıkacağız. 2 yaşındaki oğlum yolda 1 saat sonrasında kusmaya başlıyor. her seferinde mola vermek de zor oluyor. bunun için kullanılan bir şurup, ilaç rahatlatıcı bir öneriniz olur mu?
0
summerjam0306 (13.03.26)
doktorumuzla konuştuk onzyd 4 mg dedi. yolculuktan 1 saat önce 1 tane yeter dedi. sonradan bakacak olanların da işine yararsa diye bırakıyorum.
+1
🌸summerjam0306
(13.03.26)
Beni araba tuttuğu için uzun yolda emedur alıyorum. 200 mg tablet için prospektüsü buldum orada şöyle diyor:
Pediyatrik popülasyon: Mutad çocuk dozu: Çocuğun vücut ağırlığı dikkate alınarak 1-4 doz halinde uygulanan 15 mg/kg /gün’dür. 15-45 kg arası çocuklarda günde 1-4 defa 1 film kaplı tablet kullanılır. 15 kg’ın altındaki çocuklarda 100 mg’lık EMEDUR suppozituarın kullanılması tavsiye edilir.
Çocuğunuzun kilosuna göre karar verebilirsiniz diye düşünüyorum. Gerçi fitil çok ekstrem gibi geldi şimdi.
Büdüt: Bulmuşsunuz zaten umarım rahatlıkla geçer yolculuk.
Hayatta kalma mücadelesinde eski sen ile şimdiki arasında ne kadar fark var? Risk alma eşiğin değişti mi?Eskiden dikkat ettiğin etik, ahlâk, yasalara, kural ve kaidelere uyma eğilimin ne durumda?Ben 20 sene önceki ben değilim. Siz ne durumdasınız?
Hayatta kalma mücadelesinde eski sen ile şimdiki arasında ne kadar fark var? Risk alma eşiğin değişti mi?
Eskiden dikkat ettiğin etik, ahlâk, yasalara, kural ve kaidelere uyma eğilimin ne durumda?
Ben 20 sene önceki ben değilim. Siz ne durumdasınız?
-1
birdirbir (13.03.26)
bu ne kadar downvote böyle. ben size derdimi anlatıyorum siz beni yargılıyorsunuz :/
-1
🌸birdirbir
(13.03.26)
eksilemek ata sporu burada bak şimdi buna da en az 7 bekliyorum :P
Eskiden birileriyle tanışma konusunda filtresizdim. Şimdi hayatıma almıyorum. Onun dışında ahlak, yasa, etik konusunda fazla bir değişiklik yok.
+3
gabe h coud
(13.03.26)
Eskiden de garanticiydim şimdi de garanticiyim. Daha risk alabilen birisi olsaydım keşke.
+1
peki madem
(13.03.26)
milletin ağzı açık kalıyor, ne yaptığımı öğrendiklerinde hala...
+1
duyurukullanıcısı
(13.03.26)
Alamamak
Sorumluluklarım son 1 yılda tavan
+1
baldan kaymak
(13.03.26)
çok fazla cesaret seven birisi değilim. fazla risk beni aşırı geriyo. daha garanticiyim
+1
chanandler bong
(13.03.26)
Eskiden de risk alırdım hala risk alıyorum ama hiçbi zaman da güvenmediğim sularda yüzmedim :) Bu nasıl risk almak böyle diyeceksin şimdi de mesela görece iyi bir konumda çalışıyorken sana fayda etmeyip, seni ileri taşımayacağını düşündüğün bir kurumdan ayrılıp tamamen ülke değiştirip dilini bilmediğin bir yerde yaşayıp çalışmak gibi şeyler. Gittiğin yerde şans sana ne kadar fayda sağlar bilmiyorsun (şanssız insan kategorisinde top çekebilirim :D), etrafındaki insanlar sana nasıl davranır bilmiyorsun ama beterin beterini sürekli görmekten o kadar yorulmuşsun ki alayım bu riski diyorsun gibi. Hani bir dürtü, yap diyor, git diyor ya da tam gaza gelmişken tamam artık şimdi dur diyor gibi.
Ama artık risk almadığım tek bir yer var sanırım o da trafik. Önceden akan trafiğin içine atlayıp yürüyüp geçebilecek cesaretim vardı ama sonra bazı rahatsızlıklar vs sebebiyle daha dikkatli olmam gerektiğinden ve boooomboş yolda yaya yoluna 90la dalan ehliyeti olmaması gereken ama bir şekilde olan sürücüler sebebiyle artık hiç araba yoksa bile 2-3 defa sağa sola bakıp geçiyorum.
Sağlık konusunda da hayatım boyu hiç risk almadım.
+1
truf
(13.03.26)
daha temkinli daha riskten kacinan birine dönüstüm.
0
Purple life
(13.03.26)
- Hayatta kalma mücadelesinde eski sen ile şimdiki arasında ne kadar fark var? + Fazlasıyla. Sanki Pararel evrendeyim. Öyle bir fark var.
- Risk alma eşiğin değişti mi? + Epey düştü.
- Eskiden dikkat ettiğin etik, ahlâk, yasalara, kural ve kaidelere uyma eğilimin ne durumda? + Bunlar zaman içerisinde oluştu, evirildi. Belli bir etik, ahlâk, yasalara, kural ve kaidelere uyma içerisindeyim her zaman.
- Ben 20 sene önceki ben değilim. Siz ne durumdasınız? + İlk sorunun cevabı. 20 sene önceki halim olsaydı; kendi mahallemden, kendi ilçemden dışarı çıkamazdım. Hayatımda yeni ve farklı deneyimler olmazdı.
+1
put it in your appropriate place
(13.03.26)
35 yasina kadar risk almaktan nefret ederdim, sonra baktim risk almadan ilerlemek mumkun degil, almaya basladim.
boomer cetesi - dediklerini kesinlikle dinlemiyorum, gulup geciyorum. ne zaman dinlesem boka battim cunku.
kural - "rule of thumb" denilen seyleri artik iplemiyorum, hatta bilerek tersini yapiyorum.
yasa - mumkun oldugu kadar yasal kalmaya calisiyorum ama surekli yasalarda delik ariyorum, 11-12 sene vergisel olarak tecavuze ugradim ve karsiligini alamadim. artik bir dolar vergi veresim yok. cevremde vergi kaciran adamlarin hicbirine yasal olarak birsey olmadi, tersine cebe attiklari vergiler ile birsuru yatirim yapip yuruduler.
etik/ahlak - eskiden cok dikkat ederdim, artik cok da fifi kafasindayim. namuslu kalmanin ne devlet ne de insanlar gozunde "enayi lan bu" damgasindan baska faydasini pek gormedim.
eger onumuzdeki 10 senede emekliligi garanti altina alamazsam, piyasayi buyuk patlatasim var...
+1
cooperr
(13.03.26)
nasıl bu kadar düzen insanı kalabildiniz dediğim kadar, benimkine paralel değişimler de okudum. her bir cevap çok iyi. teşekkürler
selamlar, doğum sonrası eşim yaklaşık 1 senedir izinli, yıl sonuna kadar da izin devam edecek. tek başına pek dışarı çıkmıyor, anca gündüz parka bahçeye sağa sola gidiyorlar. hafta sonları beraber çıkıyoruz imkanlar dahilinde. bu süreçte de iş çıkışı direkt eve gitmeye çalışıyorum. hem bebişle zam
selamlar, doğum sonrası eşim yaklaşık 1 senedir izinli, yıl sonuna kadar da izin devam edecek. tek başına pek dışarı çıkmıyor, anca gündüz parka bahçeye sağa sola gidiyorlar. hafta sonları beraber çıkıyoruz imkanlar dahilinde. bu süreçte de iş çıkışı direkt eve gitmeye çalışıyorum. hem bebişle zaman geçirmek hem eşimi yalnız bırakmamak adına. bu döngü nasıl normalleşiyor? örneğin, iş çıkışı spora gitmek ne zaman normaldir? şmdi iş çıkışı plan yapmak da bencilce geliyor, diğer türlü 7/24 eşim hem bebekle yalnız, hem onunla da zaman geçirememiş oluyorum. bu sayede spor falan iptal ettik, göbek de ilerledi orası ayrı da. ya da evde x bir konuda çalışacağım zaman yine bencilce geliyor sanki evdeki telaştan uzaklaşıp kendi dertlerime yoğunlaşıyor muşum gibi. siz bu dönemi nasıl yönettiniz?
+2
kondansator (13.03.26)
Babanne/annanne gibi birileri etrafta yoksa genelde normallesmiyor. Maddi imkanlar varsa bir sure sonra cocukla oynayacak birileri ayarlanabilir. Esiniz uzun vadede calisacaksa zaten muhtemelen bakici gerekecektir. Benim hayatimda etkisi buyuk oldu, tatil bile cocugu eglendirecek birseyler icermeli ki devam edebilesin, yoksa cocukla sehir yuruyusu falan zor.
+1
mbond
(13.03.26)
eskiye ne zaman dönecek sorusuyla cebelleşirken artık kendi hayatınıza dair "eski günler" inşa etmeye başladınız. bir süre sonra bu üzerine düşündüğünüz şeyler gücünü yitirmeye başlayacak. ara ara damara giden kan gibi, spora gitmek veya arkadaşlarla program yapmak gibi aktiviteler aklınıza gelecek, yapamadığınız için belki üzülecek belki sinirleneceksiniz ama şimdikinden daha hızlı unutacaksınız, diye tahmin ediyorum. en azından benim deneyimim buna benzer olmuştu.
artık bunların üzerine düşünmediğiniz faza girdiğinizde, haftasonu beykoz sahilde (istanbuldaysanız :) güneşli bir günde birlikte gezmenin ne kadar da huzur verici olduğunu damarlarınızda hissedeceksiniz. artık keyif onlarsız düşünülemeyecek. artık siz sadece siz değil, bir aile babası rolünü tamamıyla içselleştirmiş olacaksınız.
+2
birdirbir
(13.03.26)
Eşiniz sürekli bebekle olduğu için suçluluk duyuyorsunuz gibi geldi bana, Yani eşinize kişisel zaman yaratsanız, çocukla siz tek başınıza ilgilenseniz sonrasında sizin kenid kişisel zamanınızı oluşturmanız hem sizin açınızdan hem de eşiniz açısından gayet mantıklı olur gibi geldi bana.
+6
kumandanim
(13.03.26)
eşim maalesef tek başına program yapma tekliflerini red ediyor. çıksın havası değişsin istiyorum ama red ediyor. sadece beraber çıkıyoruz.
0
🌸kondansator
(13.03.26)
5 yaşını geçtik. ne anane ne babane yardımcı oldu. eşimde bende 2 dk oturamıyoruz. ancak çocuk 9.30 10 gibi yatıyor o zaman kendimize zaman kalıyor. onda da genelde öbür güne hazırlıkla geçiyor. er kişisi olarak yarım saat yürüyüp yatıyorum. eşimle ortak bir şey yapmayı unuttuk. kendine zaman ayırma diye bir kelime artık hayatından çıksın. sakın eşine gidipte benim kendime zamanım yokta deme. kadınlar çocuğunun yükünün çoğunu alıyor zaten. aynen bencilce geldiği için iş yerinde kendime döndüm.
+1
mikahakkinen
(13.03.26)
Eşinizin tek başına plan yapmayı reddetmesi ile ilgili mesajınız şu videoyu aklıma getirdi:
Bebeğiniz sağlıkla büyüsün. İçinde bulunduğunuz durum normalleşmiyor maalesef. Yeni normaliniz bu oluyor. Yürüme işini bir süre erteleyin. Evde spor yapmaya çalışın.
Siz işe gidiyorsunuz yine bir süre kafanız farklı şeylere yoğunlaşıyor, ama belki wc'ye gitmeye vakti olmayan eşiniz var karşınızda. Şu dönem ne yaparsanız yapın ona batacak zaten, o yüzden spor vs aksiyonlara girmeye gerek yok:) Çocuk sahibi olmak bu mu, evet direkt bu. Bakacak kimsesi olmayan biz de, siz de, herkes bu yoldan geçiyor. Önemli olan en az kayıpla geçmek.
+3
artci sarsinti
(13.03.26)
Kızım ve oğlum da biraz nefes alsın, çocukla biraz ben ilgileneyim diyen büyükanneler ve büyükbabalar yoksa, asla normalleşme olmuyor. Böyle bir destek olsa, siz de eşiniz de kendiniz için ayrı plan yapabilirsiniz. Gerçi çocuk ne kadar büyürse büyüsün hayat eskisi gibi olmuyor, o ayrı konu.
0
pro9it9is9
(13.03.26)
Eşin aynı oranda ne zaman sosyalleşebilirse o zaman normal olur. Muhtemelen uzunca bir süre olmaz. Zaten şöyle bir hayat olmuyor. İki gün sen çık, iki gün ben çıkayım, kalan günler ailecek vs gibi… olmuyor yani. Hele yardımcı olacak aile büyüğü vs yoksa çok zor.
Sakın gidip de ne zaman spora gideyim ya filan diye sormayın.
Evde tek başına bebek bakmanın ne demek olduğunu hiçbir erkek anlayamaz ya. Hani o tuvalete bile zor gidiyorum hikayeleri gerçek yani. O sebeple bence bir süre bu düşüncelerden ziyade eşiniz ve çocuğunuza odaklanın. Onların hayatını nasıl kolaylaştırırsınız, onu düşünün.
Belki bi daha hiç spora gidemeyeceksiniz, ama çocuğunuz hep sizinle olacak. Artık normaliniz bu.
Öncelikle güle güle sağlıkla büyüsün bebeğiniz. Çok şanslı olduğunuzu unutmayın. Şu videoyu izlemenizi öneririm :) bana çok iyi geliyor bu hocanın ayarları :) youtu.be
0
duhan
(13.03.26)
çok zor bir dönem. karşılıklı anlayış gerekiyor. şunu unutmayın, annelik, hele hele 7/24 annelik, sizin çalışacağınız tüm işlerden çok daha zor bir iş. bol bol görev paylaşımı yapın. üzerinden bol bol yük alın. bebekle bol bol vakit geçirin. bir daha ele geçiremeyeceğiniz zamanlar bunlar. bebeğe bakmanız gerektiği kadar anneye bakmanız da gerekiyor.
bir de aslında sizin bir çift olduğunuzu da unutmayın. yavaş yavaş bebeği bir kaç saatliğine birine bırakıp, köşedeki kafede bari olsa iki kişi dışarı çıkın.
+1
co2s2
(13.03.26)
bence ilk önce hiç bir zaman önceye /eskiye dönmek diye bir şey yok onu kabullenmek gerekiyormuş bu süreçte bizim öğrendiğimiz bu oldu :) artık yeni bir normal yaratmak gerekiyor , bazen ufak ufak bazen de büyük alanlar açmaya çalışarak, bakıcı yada anneanne/ babaanne yoksa gerçekten çok daha zor. ama bebek anneden biraz daha ayrılır hale gelince mutlaka eşinizle birlikte zaman yaratmaya çalışın önce, çünkü her ne kadar destek olsak da sandığımızdan daha fazlasına ihtiyaçları oluyor. ardından da dönüşümlü olacak şekilde kendinize bireysel alanlar bırakabileceğiniz bir plana geçmeye çalışın- bu arada çocuğun hastalanması, diş çıkarması, atakları falan onlar hep plan bozucu zaten saymıyorum dahi ama yine de kendiniz için ve birbiriniz için bir şeyler yapabileceğiniz hissi veren planlamalarınız olsun, sonrası yapabildiğiniz kadar zaten
Ön edit: burada kimseyi tanımıyorum, başlıkları birleştirip benimle ilgili fikir yürütmeyin zaten bunun önemi ne anlamıyorum. Arkadaşlarım için de başlık açıyorum. Bu benim içindi, dışında kalanlar değil. Yine soru gelince detaylandırdım bazı kısımları, bu sebeple üst alt karmaşası olmasın. Kimin su
Ön edit: burada kimseyi tanımıyorum, başlıkları birleştirip benimle ilgili fikir yürütmeyin zaten bunun önemi ne anlamıyorum. Arkadaşlarım için de başlık açıyorum. Bu benim içindi, dışında kalanlar değil. Yine soru gelince detaylandırdım bazı kısımları, bu sebeple üst alt karmaşası olmasın. Kimin suçlu kimin suçsuz olduğunu aramıyorum ki red flag green flag sorayım, nasıl hayatlarınız var.
Peşin: erkek kişisiyim.
Dün, çalışma arkadaşımın da çağırmasıyla iş yerinde bir arkadaşımın sunum gösterisine katıldım.
Gösteri kadınlara yönelikmiş ama ben bunu oturana kadar bilmiyordum, sonradan fark ettik. Çıkamadım da hemen, gösteriyi sunan arkadaşım da herkesin için de ilgi gösterip gelip desteklediğim için teşekkür etti. %99 kadın gelenlerin, biz sohbete daldığımızdan farketmedik bile.
Sonunda da gösteriye ithafen bir paket verildi tüm katılımcılara. Kız arkadaşım yani partnerim için aldım bende.
Günü konuşurken akşam telefonda: partnerime anlattım ve paketi ona getireceğimi söylediğimde 'Vay efendim sen ilgi istiyormuşsun' mu dersiniz 'Avcılık' mı dersiniz sonunda da 'Ilık birisin herhalde' diyince benim şartel attı.
Arada o bana: 'sana göre biri bana yazsa ben yanıt vermeliyim' dedi, bende 'en iyi seçeneği elbette seçmeli, kıyas istiyorsan yapmalısın ama ben bu sebepten ötürü etkinliğe gitmedim, bilmiyordum bile içeriğini' dedim. Böyle diyince de 'sen kadınlarla ilgili şeyleri anlatıp, bak bana da ilgi var' dedirtiyorsun ve egonu tatmin ettirip, bana kendi içimde seni kaybetmemeli havası veriyorsun dedi, bende 'umursamıyorum bile ben bu tür şeyleri, başkası yazsa ben dönmem, yapıma aykırı, bana ters' dedim. Sonra o kelimeye takıldığım 'ılık' kelimesine döndüm. Bana 'böyle bir profille yapamam ben' dedi ve iyice çıldırdım 'Neredeyse 1 yıla yakın bir aradayız, bunu şimdi mi söylüyorsun' dedim. Sonrası kıyamet. Kavga ettik. Küfür falan etmedim elbette ama çok yükseldim, o da yükseldi daha da üstüne basa basa, sonunda da o şiddetli konuşmaya direnemedim. O kadar ki sesleniyorum, duymuyor bile sıfır iletişim. Çok rahatsız oldum, kapatabilir miyiz dediğimi hatırlıyorum. Birkaç sefer, lütfen kapatalım dediğimi hatırlıyorum sonunda ciddi olduğumu ve çok rahatsız olduğumu anlayınca durdu. Bende kapadım.
Kapadım ama çok üzüldüm. O öyle demese yükselmezdim. Dışarı çıktım, içim daraldı ama o kadar üzgündüm ki bi anda titremeye başladım, yok toparlayamıyorum ve içim rahat değil. Aradım 15 sn sürmemiştir belki; özür diledim, hoşçakal dedim.
Sonra bir daha konuşmadık. Siz olsaydınız ne yapardınız, vicdanıma rahat olmasını söyleyeyim mi?
bir kadına yada erkeğe öyle denmemeli. Hayır avcılık yapsam daha az gam yerdim. Böyle söylemesi de dokundu gururuma amk, biz onu düşünelim o da gitsin ne desin. Bak yine sinirlendim. Size partneriniz ılık/oynak (kadınlar arasında bunun karşılığı ne bilmiyorum) dese ne tepki verirdiniz?
0
baldan kaymak (12.03.26)
saygısızlığa tahammül edersen daha büyüğünü görürsün mutlaka. benim başıma gelse partnerime anlattıktan sonra güler eğlenirdik bu duruma.
+6
antihero
(12.03.26)
Ne dediğine çok da takılacağımı sanmıyorum. Sorun dediği bir şeyde değil, bunları demesinin altında yatan agresif, suçlayıcı güvensizlikte. Sıradan bir olaya verdiği anlamsız yoğun tepkide.
Ama ılık demesindense avcı demesi daha sorunlu aslında. Kız arkadaşınız var ve erkekseniz eşcinsel değilsinizdir, bu da bunu sadece sinirle söylenmiş boş bir söz yapar. Avcı peki? Bu neden daha az sorun olsun ki? Gerçekten avcı olduğunuza inanıyor olabilir. Sorun bu değil mi?
Sırf iş yerinden bir arkadaşımın sunumuna katıldım diye bu kadar kurduysa nasıl olur bilmiyorum. Bilmeden katılmış olmam da önemli değil, canım istemiştir katılmışımdır. Güler eğlenirdik +1
Not: Bu cevabı olayın geçmişinde yatan ek sebepler olmadığını varsayarak veriyorum. Bu olayı tetikleyen sebepler olabilir, örneğin siz bilerek veya bilmeyerek kız arkadaşınızı sürekli kıyaslayan veya kıskandıran, kaşıyan biri olabilirsiniz; o da nihayet böyle bir tepkiyle patlamış olabilir. Bu onu tek başına haklı yapmaz, ama verdiği tepkiye bir anlam yükler. Şu an çok manasız duruyor. vs. vs.
0
akhenaten
(12.03.26)
fevri hareket ettiğinde haklı bile olsan kaybediyorsun, bunu öğrenmiş oldun. bir krizi-haksızlığı o an çözmek zorunda değilsin.
0
orpheus
(12.03.26)
Tam anlayamadım kız arkadaşınız sizinleydi ve bu dediklerinizi o mu size söyledi? Yoksa çalışma arkadaşınız ile beraber gittiniz siz kız arkadaşınıza vermek üzere hediyeyi aldınız ve bunun üzerine arkadaşınız mı bu lafları söyledi?
Büdüt :şimdi anladım galiba hediyeyi kız arkadaşınıza vermeniz üzerine olmuş.
Konudan bağımsız bana veya başkasına "sen de biraz ılıksın" gibi şeyler söyleyen insanlar ile zorunlu olmadıkça (iş gibi durumlar yani) konuşmam. Benim için kırmızı çizgi diyebiliriz.
0
peki madem
(12.03.26)
öncelikle o kadar kopuk bi anlatım olmuş ki anladığım şeyi doğru mu anladım emin değilim. kıskanmış ve agresif biçimde saldırmış.
0
deartheodosia
(12.03.26)
saka misin böyle biriyle yuva mi kurulur ömür mü gecer. bittigi iyi olmus.
ama sen de sinirini kontrol etmeyi düsünerek tepki vermeyi ögrenmelisin. ben de. herkes. :)
-1
Purple life
(12.03.26)
ben de tam anlayamadım. şu kısımda olay örgüsü kopuyor:
"Sonunda da gösteriye ithafen bir paket verildi tüm katılımcılara. Kız arkadaşım için aldım bende. 'Vay efendim sen ilgi istiyormuşsun' mu dersiniz 'Avcılık' mı dersiniz sonunda da 'Ilık birisin herhalde' diyince benim şartel attı."
anladığım kadarıyla bunu kız arkadaş diyor, ama nerde diyor, ne zaman diyor. neyi kapadınız? telefonda mı diyor? neye ithafen diyor? ona ne anlattın da böyle bir tepki verdi?
ama genel olarark iş yerinde bir sunuma (konusu ne olursa olsun) katılmakla avcılık, ılıklık ilişkisi kurulması çok absürd. sevgilim öyle bir şey dese o kadar şaşırırdım ki tepki veremezdim ilk başta ama sonra ayrılırdım heralde. ayrıca ılıklık filan hiç hoş değil, tam bir argo ve kezban ağzı.
yaptığın şey o kadar normal bir şey ki, yani istersen bile isteyerek katıl sunuma, hiçbir şey sevgilinin o düşünce yapısını haklı çıkarmaya yetmez. ben de erkek ve heteroseksüel olduğum halde, kadınlar günü sunumları olsun, lgbt kulübünün sunumları olsun her şeye katılıyorum. maksat çalışmamak ve networking yapmak.
+1
king lizard
(12.03.26)
vicdanınız rahat olsun bence, yaşadığınız durum nereden bakarsanız saygısızlık. sebebi ve konumu ne olursa olsun sizinle bu şekilde konuşan biriyle zaten anlaşmanız pek mümkün görünmüyor zira karşı tarafın konuşma şekli bel altı vurmak ve direk saldırıya geçmek gibi görünüyor, bu sadece basit bir kıskançlık yada öfkeyle açıklanamaz. kabul ettiğiniz / edeceğiniz her böyle durum da bir başka duruma yol açacaktır. anlatımınızdan anladığım kadarıyla kendinize şunu sormanız yardımcı olabilir; eski kız arkadaşlarım/ yada varsa eski eşiniz veya ailem yada arkadaşlarımın kız arkadaşları yada hatta burada yazan kişiler bu duruma böyle bir tepki verir miydi, ben gerçekten bunu mu hak ediyorum ? sadece buradaki cevaplar bile hak etmediğinize kanıt niteliğinde görünüyor. sizi olduğunuz haliyle kabul etmeyen ve sizi anlamayan, anlamak istemeyen insana hoşçakal dışında bir kelime söylememek kendinize borcunuz bence..
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(13.03.26)
Siz haklısınız hocam, bence ayrılmanız sizin faydanıza.
+2
kumandanim
(13.03.26)
Seni tanidigim kadariyla (evet burada okuduklarim) olayin anlattigin gibi olmadigini ve kadinin hakli oldugunu tahmin ediyorum :)
+1
üğpoıuy
(13.03.26)
herkes burayı kaçırmış:
"Arada o bana: 'sana göre biri bana yazsa ben yanıt vermeliyim' dedi, bende 'en iyi seçeneği elbette seçmeli, kıyas istiyorsan yapmalısın ama ben bu sebepten ötürü etkinliğe gitmedim, bilmiyordum bile içeriğini' dedim."
ılık değil de ga... mı deseydi acaba bilemedim. sevgilinin, başka erkek seçeneklerini değerlendirmesine açık birisin. kadın bunu bildiği için sinirli ve güvensiz. ona izin verdiğine göre böyle şeyler senin için normal ve demek ki sen de hala arayışta ve değerlendirme sürecindesin.
sen kendin red flagsin, sevgilin ne olsun?
+4
art cat chocolate
(13.03.26)
Orayı kaçırmadık birkaç kişi anlamadık yazınca sonrada eklenen bilgi.
art cat chocolate
+1
peki madem
(13.03.26)
Abi boyle kavga nedenleri sadece bizim Turk milletinde oluyor nedense.Soyle iki adim geriye cekilip baksaniz o kadar sacma sapan kavga nedenleri ki bunlar.Sebebin sacmaligi yuzunden mantikli bir ogut vermek de zor.
Merhaba, 5.5 yaşındaki çocuk gelecek dönem okula başlayacak. Okuma yazma bilmiyor ama harfleri düzgün bir şekilde yazıyor rakamları da . Kalem tutuşu çok farklı ama elini içe bükerek yazıyor .Resim fena değil ama aile müdahale ettikten sonra bozulmuş , ( çok iyi dahi olayı yok tabi görece iyi ) Sa
Merhaba, 5.5 yaşındaki çocuk gelecek dönem okula başlayacak. Okuma yazma bilmiyor ama harfleri düzgün bir şekilde yazıyor rakamları da . Kalem tutuşu çok farklı ama elini içe bükerek yazıyor . Resim fena değil ama aile müdahale ettikten sonra bozulmuş , ( çok iyi dahi olayı yok tabi görece iyi )
Sanırım tr de okul öncesinde okuma yazma işlerine hiç girilmiyor , ama uk da falan çocuk alıyorsa veriliyormuş .
Sizce ilkokul 1 . Sınıf kitapları alınıp yazın değerlendirilebilir mi ? (Türkçe matematik hayat bilgisi , MEB) En fazla aile yapması gerekenleri anlatır yapabildiği kadar yapar , fakat sizce çok yanlış bşr eğitim mi olur ? Kendi fikrinizi yazabilir misiniz ? Eğer eğitimci biri varsa fikrini belirtirse sevinirim.
0
dunyatuhaf (09.03.26)
hiç bilmemesi daha iyi. eğer okula başlamadan okuma yazma öğrenirse en başta avantaj gibi görünen bu konu ömür boyu eğitimini etkileyebiliyor. şöyle ki okuma yazma bildiği için ilk aylarda dikkati çok dağılıyor ve merak içgüdüsü kaybolabiliyor. onun için dersler sıkıcı bir hal alabiliyor. ve bu kalıcı hale gelebiliyor. okul öncesi işletmeciliği yaptık uzun yıllar. harfleri tanımak, rakamları tanımak birden ona veya yirmi otuza kadar saymak gibi faaliyetlerle sınırlıyorduk.
+1
ground
(09.03.26)
bence her şey zamanında güzel. hızlı koşan çabuk yorulur.
kardeşim sınıfında okumayı ilk söken çocuktu. elifbayı da üç günde çok hızlı sökmüştü mesela. ama eğitim hayatı iyi değildi. sıkılgan ve bıkkın bir öğrenciydi. lise son sene çalışmasa açıkta kalıyordu. besyocu oldu o da.
0
Hallegadola
(09.03.26)
ben anaokuluna başladığımda okuma yazma biliyordum. ilkokul 3'e kadar falan hiç ders dinlemedim. hayatım boyunca da hiç ders çalışmadım.
+1
co2s2
(09.03.26)
ben de okula başlamadan önce okuma yazmayı ve 4 işlemi biliyordum. anaokulna falan gitmedim. eğitim hayatına direkt 2. sınıftan başlatıldım seviyem çok ileri diye.
sonuç? bok gibi bir eğitim hayatım oldu. dünyanın en sıradan öğrencisi oldum her zaman. ayrıca bulunduğum tüm ortamlarda hep en küçük yaşlı olmanın gereksiz ezikliğini yaşadım çocuk yaşlarda.
çok da elzem bir şey değil yani. her şey zamanında güzel bence de.
+3
yazar yazmaz yazan yazar
(09.03.26)
benim kız yazı yazmaya başladığı zaman, göktürk yazıtlarını ya da mısır hiyerogliflerini çözmek bana daha kolay geliyordu. ilk sene sonuna kadar yuvarlak harf çizemedi filan. şimdi inci gibi yazıyor.
çok sıkıntı yapmayın / önden öğretmeyin. sınıfta bilmeyenler çoğunlukta olacağı için, onlara konu aktarılırken sıkılabilir ya da bunalabilir okulda.
+1
galahad reloaded
(09.03.26)
ben 1.sınıfta okuma yazma öğrenirken kardeşim de hep yanımda oturduğu için öğrenmişti, çok kötü bi eğitim hayatı vardı hiç ders çalışmazdı. ama tek sebebi bu mu bilmiyorum. illa başka etkenler de olmuştur tabi. bence de öğretmeyin.
0
Sadece soruyorum
(09.03.26)
Okuma yazmanın ilkokuldan önce öğretilmesine sıcak bakmazdım. Gittiği okulun el değiştirmesi sebebiyle kızımızı anaokulunun son senesinde (hazırlık sınıfı) okuma yazmayı da öğreten bir anaokuluna verdik. Bence bilinçsiz olarak aldığımız en doğru karardı.
En büyük endişemiz okulda sıkılma ve ders dinlememe ile sınıf arkadaşları arasında sevilmeme ihtimaliydi. Minik isyanlar dışında (Ben yine mi harf yazacağım, biliyorum ama vb.) korktuklarımız başımıza gelmedi. Ömrün boyunca yazacaksın dedik, geçti gitti :)
Bizce en büyük faydası, okumayı yazmayı 3 ay gibi kısa bir sürede öğrenmek zorunda hissetmedi; zaten bildiği için strese girmedi. Evde ödev kavgası daha az oldu, o süreç daha kolay aktı. Bilmenin verdiği özgüvenle okumayı daha da çok sevdi. Şu an 2. sınıfta, yeni bir kitap ver eline hemen okumaya başlar, kitapla yemek masasına gelir. Bitiremediyse okula götürür teneffüste okur vs.
Bir de artık eskisi gibi değil. Eskiden okumayı yazmayı bilen olmazdı sınıflarda; varsa da anne baba evde öğretirdi, kendi öğrenirdi ancak öyle. Okul ararken çoğu ilkokul 1. sınıfta okumayı yazmayı anaokulunda öğrenip gelen öğrenci olduğunu, hatta özel okullarda , okumayı bilenlere ayrı sınıf açtıklarını biliyorum.
Özetle, çocuk hazırsa, alıyorsa bence öğrenebilir.
-4
kaymaktutmayansicaksut
(09.03.26)
konuya başka bir yerden değinmek istiyorum.
okulsuz, ödevsiz, ders çalışmasız son çocukluk yılını rahatça yaşasın. zaten öğreneceği şeyleri birkaç ay önceden öğretmekle uğraşmak yerine, eğlenebileceği aktivitelerle mutlu edilmesi daha güzel olur.
+1
art cat chocolate
(09.03.26)
güncel eğitim formatı hakkında bilginiz var mı? muhtemelen yoktur. harfleri öğrenme sıraları bile farklı şu an. siz bir şeyin temelini atacaksınız ama okulda bambaşka bir şeyle karşılaşacak. bence hiç gerek yok aksine riskli.
-1
elorelia
(09.03.26)
hiç tavsiye etmem ben de okula 5.5 yaşında başladım ve başladığımda yazmayı okumayı biliyormuşum. hayatım boyunca okulu hiç sevmedim hiç başarılı bir öğrenci olamadım. her şey kendi zamanında güzel.
+1
matilda
(09.03.26)
Çocuk zaten ölene kadar çalışacak, boş verin okulda zamanında öğrensin derim.
0
peki madem
(09.03.26)
eğitimciyim, okul öncesinde evde öğretim olayını potansiyel olarak zararlı, zararlı olmasa bile gereksiz görüyorum. kendi çocuğuma renkleri sayıları bile öğretmedim. kalem tutuşuna müdahale etmedim. şu anda bu becerileri kazanması gerekmiyor, gerektiği zaman yaparız. kitap okuyoruz ama doğduğundan beri, onu önemsiyorum. bence ders kitaplarına falan hiç girmeyin, akademik bir şey yapmaya çalışmayın, geleceğe yatırım yapmak istiyorsanız yaşına uygun hikaye kitapları okuyun bolca. emin olun birlikte yaşına uygun kitapları okumanız kendi kendine okumayı öğrenmesinden çok daha önemli şu anda pek çok açıdan.
ve ne kadar iyi biliyorsunuz، ne işinize yarıyor? teşekkürler.
ve ne kadar iyi biliyorsunuz، ne işinize yarıyor? teşekkürler.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum (09.03.26)
ingilizce- derdimi anlatacak kadar. yurtdisinda yasamama olanak sagliyor. turkce - derdimi anlatacak kadar. arada small talk imkani veriyor, psikolojik olarak ayakta tutuyor. fransizca - derdimi anlatamayacak kadar. hicbir isime yaramiyor.
0
cooperr
(09.03.26)
türkçe anadil ingilizce akıcı rumence başlangıç
ingilizcenin çok faydasını gördüm.
0
rain when i die
(09.03.26)
türkçe dışında ingilizce iyi biliyorum. dizi/film/anime vs. ingilizce veya ingilizce altyazılı izleyebiliyorum. japonca öğrenmeye çalışıyorum şimdi.
0
inheritance
(09.03.26)
derdimi anlatacak kadar türkçe bilmiyorum.
0
dilemma of subscribtionability
(09.03.26)
Türkçe: Anadil İngilizce: İş ingilizcesi, bu sayede para kazanıyorum diyebilirim. Dünyanın her tarafındaki bağlantılarımla İngilizce konuşarak anlaşıyor ve iş yapıyorum. İtalyanca: Orta düzeyin başlangıcı, ağırlıklı hobi. çok az işe de katkısı var.
0
kumandanim
(09.03.26)
ingiliççem var, tüm dünya ile ticaret yapıyorum. hayatım boyunca başka bir dil öğrenmeye niyetlenmedim bile.
0
co2s2
(09.03.26)
almanca günlük ilk dilim. günlük hayatimin %95'i. bachelor'i avusturya'da almanca okudum. akademik düzeyde de kullanabiliyorum.
ingilizce günlük ikinci dilim. film, dizi, kitap, makaleler, vs. master'imi ingiltere'de yaptim. akademik düzeyde kullanabiliyorum.
türkce zaten anadilim. gün icinde eksi platformu harici yazip kullanabildigim hicbir yer yok. annemle ve babamla günde 15 dk sohbet ediyorum bir de. 7 sene aradan sonra duyuruya dönmemin tek sebebi buydu. son 1.5 senede faydasini gördüm. zorlanarak yazdigim seyleri artik tak tak yaziyorum. yakinda gene ara veririm.
ispanyolca c1 aldim seneler önce. herhangi bir yerde kullanmiyorum. cesitli yerlerden arkadaslarim var. bir tek onlarla konusuyorum. sadece arkadas ortami yani. cok sevdigim icin ögrendim. kardesim bu yaz ispanya'ya tasiniyor. git gel daha cok kullanma firsatim olur artik.
bir de aile icinde kullanilan iki baska dil var ama akademik olarak da is yasantisinda da 0 getiri. yazmiyorum bile.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(09.03.26)
İyi ingilizce biliyorum. Çok işime yaradı, yarıyor.
0
cay koy geliyorum
(09.03.26)
ingilizce, anadil ayarinda oldu artik.
hayatimi bastan asagi sekillendirmeme vesile olan sey, internet erisimi ile birlikte ingilizce ogrenmek oldu. dunyada neler varmis, nasil meslekler mumkunmus, belli bir alanda nasil uzmanlasilirmis, nerede ne yenirmis ne icilirmis, burs/egitim/gocmenlik/is programlari ne ise yararmis, sosyal yetenekler nasil gelistirirlirmis, ayni dertten muzdarip yuzlerce insan isin icinden nasil cikmis, finansal isler nasil yurutulurmus vs butun bunlari ingilizceye ve internete borcluyum. eksisozlugun de hatiri sayilir katkisi var, ancak internetin geri kalani x10000 gucnde. ingilizce ogrenmemek, iskenderiye kutuphanesini atese vermek misali, bir insanin kendine yapacagi en buyuk kotuluklerden biri gibime geliyor. gerci chatgpt filan cikti, herseyi tercume ediyor lazim oldugunda, o kadar kritik olmayabilir belki artik, bilemedim.
hos bir de ben iniglizce konusulan bir ulkede yasiyorum, cin'e fln gitsem daha az faydali olurdu kesin.
turkce anadil zaten, ama zaman zaman ingilizce one geciyor gibi hissediyorum, bu da tamamen bazi iceriklerin sadece ingilizcesine hakim olmamdan kaynaklaniyor. bazi konulari hic turkce dusunmemisim daha once, o da benim essekligim olsun.
bunlara ek olarak okudugumu anlayacak kadar, ve derdimi anlatacak kadar arnavutca ve sirpca biliyorum, yasadigim yerdeki diaspora komunitelerine karismama olanak sagliyor ama pek de bi faydasini gormedim. ablam ama balkanalara ihracat yapan firmalarda calisiyor, bu dillerin ekmegini ordan yedi.
0
taurina
(10.03.26)
ingilizce (bardan karı kaldıracak kadar)
0
plastic_angel
(10.03.26)
türkçe ana dilim.
ingilizce c1 belki c2- işte evde internette arkadaş çevresinde sürekli okuyorum kullanıyorum. fransızca: c1 var ama uzun zamandır öyle kenarda duruyor. belki bir gün yine işe yarar kim bilir. ispanyolca: a2 civarındadır. como te llamas der hablo un poco deyip gülüşür ingilizceye geçerim. eski türkçe metinleri de çok karmaşık değilse okuyabiliyorum. ama bu bir dil sayılmaz bence.
0
yedigimiztavuk
(10.03.26)
Türkçe ve İngilizce. Çalışma dilim de Türkçe ve İngilizce karışık. İkisini de kullanıyorum yani ama Türkiye'de yaşadığım için tabii ki Türkçe ön planda.
0
peki madem
(10.03.26)
+ Yabancı dil olarak sadece İngilizce + Vardır B2. En azından yakındır.
+ Yurtdışına - Özellikle Avrupa - tek başıma gidebiliyorum İngilizce sayesinde. Buna bağlı olarak Avrupa'da Fine Dining restoranları, Casino ve Strip barlara gittim, Bungee Jumping Yaptım. + Filmleri ve dizileri İngilizce altyazılı izleyip kelime oyunlarını anlıyorum.
Neler aldınız? Memnun musunuz? Fikir olması için soruyorum. Bilmediğim bir şey öğrenebilirim.
Neler aldınız? Memnun musunuz? Fikir olması için soruyorum. Bilmediğim bir şey öğrenebilirim.
-5
arbre (08.03.26)
Belki 30 yıl sonra Adapazarı'na gittim. Bayram yaklaştığı için yeğenlere oyuncak, kuzenlere ve enişteye tesbih, halaya eşarp, gelin hanıma iki adet şal, babaya bir kazak aldım. Yarın da annemin doğum günü, muhtemelen bir de çıkıp ona bir şeyler alacağım.
0
rakicandir
(08.03.26)
Belki alacak olan varsa faydalansın diye yazıyorum; 400 adet kapsül kahve alana kapsül kahve makinesi hediyesi vardı Tchibo da. Az önce bunu aldım. Çok kahve tüketiyoruz ama bazen de yazık oluyor diye acaba bazı anlarda tek bardak için kapsül kahve de mi yapsak diyorduk. Kahve israfını azaltmak için deneyeceğiz.
+1
a perfect lie
(08.03.26)
Xiaomi air purifier aldım, elle tutulur gözle görülür bir etkisi yok, yine de bir ferahlık var. Placebo kesinlikle değil, faydasını hissediyorum.
Ev tipi yürüyüş bandı aldım. Şimdiye kadar neden almamışım, kesinlikle faydalı.
0
love and trust
(08.03.26)
İş için gittiğim yerden hediye olarak magnet aldım. Yaratıcılığın öldüğü bir alışveriş hahaha
0
peki madem
(08.03.26)
Mop işini bu sefer çözdüm diye umuyorum. app.hb.biz
0
Bruce
(08.03.26)
Bruce, bundan ben de aldım. Şöyle bir sıkıntısı var. Islak havlunun sadece bir tarafını (yere değen) kullanabiliyorsun. Aparata takılı tarafı kullanamıyorsun. O açıdan çok verimsiz.
-4
🌸arbre
(08.03.26)
tv ünitesi aldım. memnunum. -Calvin Hazeran Tv Ünitesi, 180 Cm-
0
potsdamer
(08.03.26)
Bir evde olması gereken ne varsa 1 hafta içinde hepsini aldım; mutfak gereçleri, beyaz eşya, halı, perde, mobilya bir sürü ihtiyaç. En son bu sabah uzatma kablosu aldım, aynı anda type c ve usb girişi bulunandan. Bunu önerebilirim, çok kullanışlı
0
purplee
(08.03.26)
gardırop aldım. şimdi de bisiklet alacağım ama bisiklet fiyatlarını görünce o paraya motor alırım diyorum.
0
dr doofenshmirtz
(08.03.26)
Xiaomi'nin masa üstü su sebili var onu aldım. Anında kaynar su veriyor, soğuk su deposu da var içinde sıcaklığını kendin ayarlayabildiğin düzeyde soğuk su da veriyor. Fena değil ama biraz gürültülü çalışıyor ve soğuk suyun en yüksek sıcaklığı 15 derece benim için hâlâ bir tık soğuk, yine biraz soğuk biraz oda sıcaklığı su karıştırıyorum.
0
nundu
(09.03.26)
elektrikli bisiklet. asiri memnunum, en son ne zaman bisey icin bu kadar heyecanlandim hatirlamiyorum. calisirken acip resimlerine filan bakiyorum asdgasdfas
bir vize sorusu daha - pasaport fotokopisi mevzusu
semaforo de medianoche
uk vizesi başvuru sürecindeyim. pasaportun tüm sayfaları taratın diyolar da 40 sayfa pasaport bende sadece 2 sayfası dolu. 40 sayfa çek çek bitmez baya boyut da kaplar sisteme upload ederken o da sıkıntı çıkarabilir. bunun hepsini çekmemiz gerekiyor mu gerçekten sadece dolu kısımları çekmek yerine?
uk vizesi başvuru sürecindeyim. pasaportun tüm sayfaları taratın diyolar da 40 sayfa pasaport bende sadece 2 sayfası dolu. 40 sayfa çek çek bitmez baya boyut da kaplar sisteme upload ederken o da sıkıntı çıkarabilir. bunun hepsini çekmemiz gerekiyor mu gerçekten sadece dolu kısımları çekmek yerine? veya götürüp onlara versek oluyor mu self upload seçeneğiyle ilerliyorum ama.
bir de biyometrik foto götürücem ama bunu sanırıp upload etmiyoruz direkt fiziksel olarak götürüyoruz sadece?
0
semaforo de medianoche (07.03.26)
dolular yeterli
0
ahoy kaptan
(07.03.26)
Hepsini çekmeniz lazım diye biliyorum. Bunu özellikle eksik sayfa var mı diye istiyorlar. Ben başvurduğumda tüm sayfaları çekip yer kaplamasın diye worde yapıştırıp pdfe çevirip öyle yüklemiştim. Self upload dediyseniz sizin yüklemeniz gerek.
0
Amaranta ursula
(07.03.26)
hayır sadece dolu sayfaları çekeceksin. foto orda çekmişlerdi ben götürmedim. sadece randevu kağıdı ve pasaport yeterli.
0
jelly bear
(08.03.26)
İlgili ekranda uyarı var. Boş da olsa tüm sayfaları çekin diye.
Galiba online vizeye geçtiğinden beri tüm sayfaları istiyor (ya da vfs'ye geçtiğinden beri.). Önceki başvurularda uyarı var mıydı hatırlamıyorum ancak en son kasımda baktığımda boş da olsa diye özellikle belirtmişlerdi.
Geçtiğimiz 3 yılda başvurularda sadece dolu sayfaları vermiştim. Ama sayfada uyarı yoktu.
0
nickini vermek istemeyen uye
(08.03.26)
Yakın zamanda arkadaşım başvurdu. Dolu boş tüm sayfaları çekmesi gerekti.
Ergenlikte, gençlikte. Yetişkin olup da bunu yapan yoktur di mi?
Ergenlikte, gençlikte. Yetişkin olup da bunu yapan yoktur di mi?
-1
michael_knight (27.02.26)
ben Kermit'in posterini asmistim. hala saklarim onu.
millet de simdi sadece kermit'e ilgim vardi zannedecek. ek olarak Enrique Iglesias, Ricky Martin, Vahsi Güzel'deki Ivo ve Antonio Banderas gibi latino hottie'lerinin posterlerini asmistim. büyüdügümde kani kaynayan, civil civil, sicak iklim insani bir latino ile evlenicem ve denize yakin bir yerlerde yasicam zannediyordum.
avusturyali ile evlendim. dagda yasiyorum.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.02.26)
Metallica - James Hetfield (Solist)
Blue Jean dergisi posterler verirdi, hey gidi günler.
+4
kimlanbu
(27.02.26)
Kişi posteri vs asmadım ama ben de @eileengray gibi dünya haritası asmıştım Atlas'ın sayılarının birinde verilmişti.
+1
Amaranta ursula
(27.02.26)
Şahıs posteri asmadım da bir tane panom vardı, ona antin kuntin elime geçen şeyleri asardım. Aile evinde duruyor hatta hala. Bir de her sene penguen/uykusuz takvim verirdi onu asardım
0
cay koy geliyorum
(27.02.26)
Gs takim posteri ve Kiraç :( allah affetsin
+3
üğpoıuy
(27.02.26)
İlkokul - Kenan Doğulu (Üzerine kalp de çizmiştim.) Ortaokul - Brad Pitt Lise - Che Guevera (Solcu zamanlarım.)
+2
auroraaurora
(27.02.26)
asanlara özenmişimdir ama hiç asmadım. ailevi yapı ile alakalı herhalde
-1
kondansator
(27.02.26)
2002 dünya kupası kadrosu maç öncesi fotoğrafı
0
artıküyeolmakistiyorum
(27.02.26)
Üniyi bitirip arkadaşlarla eve çıktıktan sonra kendi odam olmuştu. Baya 21 yaşında falandım heralde. Tavana Teoman' ın tam boy posterini asmıştım, yatağımın tam üstüne. odanın duvarı da a4 e bastığım şarkı sözleriyle doluydu, straight erkeğim :)
+3
kumandanim
(27.02.26)
depeche mode 37 yaşındayım asılıdır.
+2
HellKeePer
(27.02.26)
Tarkan
+1
black holes in the sky
(27.02.26)
Banu Alkan
+1
yurtsuz john
(27.02.26)
Tarkan'ın dev posteri ve Luke Perry re: evimiz hollywood'da :-)
+1
euteamo
(27.02.26)
f1 dergisinin verdiği renault r25 posteri vardı. onu çerçeveletip asmıştım. hala duruyor.
+1
inheritance
(27.02.26)
@kimlanbu Blue Jean diyince bi duygulandım yaaa bi dergi daha vardı öyle ama adını unuttum. ne kadar popülerdi böyle şeyler. dergiye yazı gönderenler olurdu onlar da yayınlardı falan.
ben o zamanlar tokio hotel grubunun hayranıydım onun posterini asmıştım.
+1
Sadece soruyorum
(27.02.26)
Poster sayılır mı bilmem ama Küçük Prens ile Harry Potter ahşap tablosu var.
0
m e b
(27.02.26)
Aile evinde izin yoktu poster asmama şimdi kendi evimde her yere astım o nedenle :) Çerçeveledim ama en azından. Misal:
Ayrıca üzümlü kekim Lee Ryan'ın tek başına olduğu bolca posterim de vardı
0
sadakatsiz
(27.02.26)
lee ryan fanlari toplaniyor
blue, leo di caprio ve tiziano ferro
0
ala09
(27.02.26)
Ortaokul-lise döneminden hatırladığım sadece Kevin Garnett var poster olarak astığım, NBA tarihinde en sevdiğim oyuncu. Onun dışında aklıma gelmedi düşündüm de. Üniversitedeyken de bi ara, henüz bu kadar çorabından çarşafına her yerde karşımıza çıkmıyorken the great wave off kanagawa posteri asmıştım.
+1
nundu
(27.02.26)
athena, şebnem ferah, hayko cepkin, lebron james.
utanarak: gökhan özen.
+1
summerjam0306
(27.02.26)
Çok poster astım Ortaokul; burakkut, ricky martin, leonardo dcaprio Lise; backstreet boys, the beatles, the cranberries, rem, no doubt, Üniye geçince; dünya haritası ve sanatsal işler
0
love and trust
(27.02.26)
ha bu arada daha okula gitmediğim dönemden itibaren duvarımda altında ülke bayrakları olan dünya haritası hep asılıydı. Onu saymadım poster olarak ama şu an coğrafya nerdü biri olmamın ilk uyaranlarından biri odur muhtemelen :d
0
nundu
(27.02.26)
avril lavigne ozalitte a2 çıktılar alıp odanın 4 bir tarafına asardım. 2005-2008 arası mal zamanlarım.
+1
plastic_angel
(27.02.26)
poster denebilir mi emin değilim ama 25 yıldır Moonspell solisti Fernando Ribeiro nun 1 metreye yakın güzel bir fotoğrafı odamı süsler . not: yetişkinim
0
devilone
(27.02.26)
Evanescence Linkin Park Red Hot Chili Peppers Şebnem Ferah Teoman vs... Alakasız isimler de vardı, Beyonce gibi, Gwen Stefani gibi, o kadar çoktu ki hepsini hatırlayamam. Aile evinde buna iznim yoktu yıllarca Blue Jean'den çıkan posterleri sakladım, üniversitedeki odama hepsini astım, nasıl yokluktan çıktıysam ilk yıl odamda postersiz tek bir cm bile yoktu, duvar kağıdı gibi döşemiştim. Yurtta kapıyı çalıp "odana bakabilir miyiz" diyenler oluyordu ilk zamanlar.
+2
mutekebbir
(27.02.26)
Freddie Mercury
0
turkuaz
(27.02.26)
Micheal Jordan ağırlıklı Chicago Bulls posterleri vardı odamda. O zamanlar jordan'ın prime dönemiydi. Scotie Pippen, Dennis Rodman falan güzel kadrosu vardı Bulls'un. Hey gidinin 90'ları
Hayali bir senaryo;10 yıl ülkenin başına geçecek ve önemli kararları siz vereceksiniz. Göreviniz sırasında da sonrasında da başınıza bir bela gelmeyeceğini de garanti ediyorum. Görev sonunda aşırı zengin veya fakir de olmayacaksınız, mevcut halinizde devam edeceksiniz. Kabul eder miydiniz?Bir şirket
Hayali bir senaryo; 10 yıl ülkenin başına geçecek ve önemli kararları siz vereceksiniz. Göreviniz sırasında da sonrasında da başınıza bir bela gelmeyeceğini de garanti ediyorum. Görev sonunda aşırı zengin veya fakir de olmayacaksınız, mevcut halinizde devam edeceksiniz.
Kabul eder miydiniz?
Bir şirkette 10 kişinin müdürü olmanın bile ne kadar stresli olduğunu, dört yakın arkadaşınıza netflix’ten filmi siz seçince beğensinler diye nasıl ter döktüğünüzü de hatırlayarak karar verin. 10 yıl boyunca birilerini ölmesi, sakat kalması, işsiz kalmasına sebep olacak kararları da almak zorunda kalacaksınız. Kabul ediyor ve yarın göreve başlıyor musunuz?
-1
michael_knight (26.02.26)
Yazdım yazdım sildim. Geçmem ülkenin başına. Başkası alabildiğine s.çacak ben temizleyecem, yok öyle bok. Bana destek olmayacak halkın sorumluluğunu almam.
0
yaren
(26.02.26)
ulkeyi bundan daha kotu bir duruma sokmak cok zor, o yuzden tahminim ortalama ya$, zeka ve egitime sahip her akli basinda adam/kadin kabul eder bunu.
+8
cooperr
(26.02.26)
bu yetkilerle kesinlikle geçerdim. 10 seneye de ülkeyi düze çıkarırdım.
0
gercekdunya
(26.02.26)
o iş bize kalmaz. kalırsa da bu kadar lümpenin derdini çekemem. ülke çok büyük ve geri kafalı.
0
mikahakkinen
(26.02.26)
Tabiki geçerim. Ülkeyi yönetebilecek zeki ve milletin refahını düşünüp kendini düşünmeyen kaç kişi olur ki benim gibi?
+1
etna
(26.02.26)
abi şu an başkalarının kararları yüzünden ölen, işsiz kalan vs. bizler değil miyiz zaten? kaç kişi yarına sağ veya cebinde rahat edeceği kadar parayla çıkabileceğinden emin ki? saydığın olumsuzlukları zaten vatandaş yaşıyor, sen üstüne 10 sene ülke yönetimi deyip dokunulmazlık veriyorsun. ben talibim göreve hehe.
+1
der meister
(26.02.26)
Evet.
+2
gabe h coud
(26.02.26)
Başına geçer, iyi manada da içinden geçerdim, sonrasında bırakın beni seçmeyi can güvenliğim olmayabilirdi. Bizim toplumun anladığı tek şeyin ceza olduğunu düşünüyorum, alabildiğine disipline etmeye çalışırdım baştan sonra, kendim de dahil. Edebilirsem sonrasında da hakediyorlarsa sonsuz sevgi gösterirdim ama önce di sip lin.
+1
kumandanim
(26.02.26)
geçmem. klavye başından eu4 yönetir gibi yönetme şansım varsa olur yoksa bırak 5 seneyi 1 sene bile dayanmaz ülke.
10 yıl boyunca seçimle ya da darbeyle iktidardan inmeyeceksem yaparım. çünkü bu ülkenin en büyük problemi uzun vade düşünememek.
+1
co2s2
(26.02.26)
Ben bu haliyle de geçerdim ama ülkeye sanırım çok radikal kalırım. Rüşvet vs alanlara savaş açardım. Eğitimde dinsel olguların hepsine savaş açardım. Cemaat ve tarikatlerin tüm işletmelerinin canına okuyacak derecede denetimden geçirirdim. Trafik cezaları ve diğer kamusal alanda işlenen suçlara müdahalede rütbesi farketmeksizin polislere yakaladıkları her suçlu için prim veririm, dava açılıp ceza aklanırsa da primi geri alacak bir kontrol balans mekanizması kurarım. Ve bu parasal cezalar çok yüksek olur.
+1
Unde bach canim
(26.02.26)
eskiden olsa geçmem derdim ama şu anki halimle geçerdim.
alacağım kararların hiçbiri ama hiçbiri siyasi yönde olmazdı, tamamen sıradan bir vatandaş olarak tamamen sosyokültürel yönde olurdu. siyasi sayılabilecek tek kararım mutlak anlamda işinin ehli olanları o alanda yönetici yapmak olurdu. geri kalan kararlarımın kısmı türkiye'yi tamamen kocaman bir "çoğunluğun rahatlığı için aşırı kuralcı ülkeye dönüştürmek üzerine olurdu. hiç şaka yapmıyorum, sahil boyunca halay çeken kıroların ev hapsi, yüksek sesle keko şarkıları açan tiplere zorunlu çöp toplama görevi, yürüyen merdivende solda bekleyenlerin toplu taşımaya bilinmemesi, ülkenin imajını zedeleyen her türlü taksici, turizmci, keko-mafya kırması köpeklerin toplumdan izole edilmesi ve mal varlıklarına el konulması, toplumsal refahı yerinde olmayıp da ülkeye düşman kesilen ama hala üremekten geri kalmayanlara doğum yasağı getirilmesi, belli bir zümreye genellenebilecek suçları işleyenlere aile boyu müebbet vermek, bir alanda artık insanların yapmaktan korkacağı iyilikleri veya günlük rutinleri bozanlara idam getirmek gibi şeyler ne güzel olurdu.
+2
m e b
(26.02.26)
geçerdim. ve iyi de yönetirdim bence ya. %100 adil davranırdım herkese ve her şeye.
-1
matilda
(26.02.26)
10 yıla gerek yok. Hukuk sistemi düzeltip bağımsız hale getirsem, suçlunun cezasını çekeceği bir sistem kursam yeter. Gerisi zaten düzelir. Böyle bir sistemi kurup tam anlamıyla işletmek en fazla 1 senemi alır. Hukuk sistemi düzelirse, eğitim, sağlık ve ekonomi düzelir. Cezayı gören suç işlemekten korkar ve her şey yoluna girer.
0
scudman1
(26.02.26)
Hayır
0
peki madem
(26.02.26)
Bu ülkenin sorunu eğitim. Eğitim de ailede başlar. Çocuğunu eğitecek eğitimli aile için 10 sene yetmez, en az bir kuşak gerekir.
+1
Mirket
(26.02.26)
Ben bunu yaptım gibi bir şey. Democracy diye bir oyun var. Oyun diyorum ama metin bazlı bir şey. Öyle çiftçiyi koyunlara yolla, şuraya fabrika kur gibi bir şey değil. Bir ülkenin başına geçip, yönetiyorsunuz. Vergi politikası, müfredat, atıyorum eşcinsel evlilik legal olsun mu falan baya her şeye karar veriyorsunuz. Verdiğiniz kararlara göre de olaylar şekilleniyor. Örneğin içkinin vergisini çok düşürdünüz, toplumdaki bağımlılık oranı yükseliyor gibi. Geçtim Türkiyenin başına. Arkadaşlar kolay olmadı ama sıfır şaka, belli bir süre sonra ilim irfan yuvasına çevirdim. Uçuyordu memleketimiz uçuyordu. Nobeller yağıyordu topraklarımıza. Derken bir gün bir uyarı baloncuğu çıktı karşıma. Süikasta uğradım lan. Ciddi ciddi süikaste uğradım. "Neden okullarda çocuklarımıza evrim teorisi öğretiliyor" diye adını hatırlamadığım sakallı bir örgüt süikast düzenlemiş bana.
Yani hayır, geçmem.
+3
cay koy geliyorum
(26.02.26)
mevcut halimle devam edeceksem hayır. bi çiftlik evi, bir yaz çiftliği ve daimi şoförlü araç isterim. kesintisiz on yıl, seçim yok, bitince de güzel bi emekli paketi de eklerseniz, hepinizi piremsesler gibi yaşatırım köftehorlar.
0
klassno
(26.02.26)
Çok isterdim ya bazen hayalini kuruyorum, şunu şöyle düzeltirim, şuna şu görevi veririm, şunu şöyle değerlendiririm gibi. İdealist bi öğretmenle konuşuyorum mesela onu milli eğitim bakanı yaparım diyorum içimden, o tarz
yeni çıkan yasaya göre 15 şubata kadar bankalar kart limitlerini düşürecekti. şu ana kadar benim limitlerimden değişen olmadı. sizde durum nedir ?
yeni çıkan yasaya göre 15 şubata kadar bankalar kart limitlerini düşürecekti. şu ana kadar benim limitlerimden değişen olmadı. sizde durum nedir ?
0
orpheus (17.02.26)
değişmedi. benimki yasal sınırlarda.
0
gabe h coud
(17.02.26)
benim de değişmemiş. sağlık ve eğitim harcamalarını ayırmak için bankalara 3 ay süre verildi diye okumuştum. bir ihtimal o süre sonuna kalabilir gibi geldi limit düşürme işlemleri.
0
hobolo
(17.02.26)
@gabe bunu sormadığımın çok açık olduğunu düşünüyorum. yasal sınırda olan bir kartın limiti neden düşürülsün ?
0
🌸orpheus
(17.02.26)
değişmedi. Sadece yapı kredi kararın ilk iletildiği gün limitleri değiştirmiş. sonrasında tüm bankalara mayısa kadar süre berildi zaten.
0
nuevo
(17.02.26)
3 ay süresi var
0
jelly bear
(17.02.26)
Şöyle bir ilginçlik oldu ki banka rutin olarak benim limiti arttırıyor. Limiti x'e yükseltmek istiyor musun diye soruyor hayır diyorum 3 kere hayır deyince kendiliğinden yükseltiyor (ki limitimin taş çatlasa en fazla %40'ını kullanmışımdır yani problem harcamalarım da değil) ben düşürüyorum. Ama en son fark ettim ki bu sefer verdiği x öncekilerin 3te biri gibi. Bu şekilde bir düşüş oldu yani.
0
peki madem
(17.02.26)
Ykb geçen ay yarı yarıya düştü. kart kullanımı düşürülen limitin % 15 i
0
obscure
(17.02.26)
Benim gecen haftalarda degisti. Yari yariya dusurduler.
0
ghilleinthemist
(17.02.26)
Bazıları değişmiş, hiç kullanmadığım bir kartım vardı hiç değişmemiz. değişenler de haberde yazan %20'ye düşecek yerine daha az düşmüş, %30-%60 aralığında gibi geldi .
Mevcut işimi yapmaya devam edeceğim ek olarak 2 ekip arkadaşım da bana bağlanacak ama üst yönetim senin maaşın zaten yüksek müdür seviyesinde bi iyileştirme yapamayız diyor. Böyle bi müdürlük pozisyonunu ister miydiniz? Soru kabul eder miydiniz değil, çünkü sorulduğu zaman bence yok yapamam demek m
Mevcut işimi yapmaya devam edeceğim ek olarak 2 ekip arkadaşım da bana bağlanacak ama üst yönetim senin maaşın zaten yüksek müdür seviyesinde bi iyileştirme yapamayız diyor. Böyle bi müdürlük pozisyonunu ister miydiniz? Soru kabul eder miydiniz değil, çünkü sorulduğu zaman bence yok yapamam demek mümkün değil :)
+1
Mcfly (16.02.26)
o şirketten 1 yıl içinde ayrılıp pozisyonu koruyarak daha iyi maaş ile devam edebileceksen olur.
+8
orpheus
(16.02.26)
Sorsalar istemezdim, çoğu kimse istemez. Ama mecburiyse, durumu yani maaşı değiştiremeyeceğinize yüzde yüz eminseniz boşuna kendinizi de, yöneticilerimizle ilişkinizi de yıpratmayın.
Yeni title’ınızla birlikte hem başka işlere bakmaya başlayın hem de şirkette maaşı yükseltebileceğiniz fırsat ne zaman olur diye bekleyin.
Elbette sorumluluk artıyor, baş ağrısı artıyor ama mecbursa bu durumdan kazançlı, keyifli çıkmak için elinizden geleni yapın.
0
michael_knight
(16.02.26)
sen müdür olduktan sonra ekibe bir kişi daha katılacak mı? öyleyse yeni iş bakmak için iyi bir fırsat. almayacaksalar da yeni bir işe geçene kadar sabredilebilir, işleri biraz da diğer arkadaşlara aktarmanız gerekecek.
0
ahmet oturum cerezi
(16.02.26)
istemezdim
0
abelardo
(16.02.26)
Yaparım. Yaptım. Bir sene sonra ya piyasa fiyatına getirirler ya da başka iş bulursun. Mis.
Eğer "Müdür" ünvanı kısa sürede daha iyi şartlarda başka bir şirkete geçmemi sağlamayacaksa istemezdim. Aynı işi yapan üç çalışandan biri olmak varken neden durup dururken neden arkadaşlarımın performansının sorumlusu olayım?
0
salihdt
(17.02.26)
Hiçbir şekilde yönetici olmak istemiyorum o nedenle hayır.
0
peki madem
(17.02.26)
İstisnai olarak yöneticisi seviyesinde maaş alan çalışanlar olabiliyor. Onlardan biriysen olabilir. Bir sonraki zam döneminde yeni pozisyonuna göre değerlendirme yapılacaksa neden olmasın.
0
burfak
(17.02.26)
burfak iyi bir noktaya barnak basmış. kariyerinde ilerlemek isteyenler için iki yol var beyaz yakada. sme olacaksın, subject matter expert ya da mödür. sme olan bir kişi örneğin sap basis için, canavar gibi para alır. direktör maaşı bile alır ama ekiple beraber çalışır, emrinde kimse yoktur. sor soruyu al cevabı insanıdır. müdürlerin de her konuyu uzmanı gibi bilmesi gerekmez (bazı saykolar bilir ama onlar istisna) onların da ekibi yönlendirmesi, eğitim ihtiyacı varsa aldırması, verilen hedefi verilen kaynaklarla yakalaması gerekiyor. gerekirse kolları sıvayacak ama gerekiyorsa ya müdürlüğü yapamıyor ya da şirketin eksik bir yanı var. neyse olay bu değildi. aklıma gelmişken yazdım. mansplaining gibi de duruyor. silmiyim dursun bari. bitti tamam.
0
gabe h coud
(17.02.26)
Kabul ederdim.Turkiyede isler title ile ilerliyor. O title'i almak onemli gelecegin acisindan.Bir de istemiyorum dersen ne olacagini dusundun mu? Belki basina yeni biri gelecek daha kotu olacak.
biten bir ilişkinin son demlerinde, kadın kişiyi cuma akşamı yemeğe davet edeceğim. ikimiz de maslakta yaşıyoruz. şarap sever kendisi. abartı bir ambiyans olmasın istiyorum, ama güzel, keyifli bir yer olsun.şans lokantası dedi birisi, ismi garip hissettirebilir karşı tarafa.kanyon'daki gina nasıldır
biten bir ilişkinin son demlerinde, kadın kişiyi cuma akşamı yemeğe davet edeceğim. ikimiz de maslakta yaşıyoruz. şarap sever kendisi. abartı bir ambiyans olmasın istiyorum, ama güzel, keyifli bir yer olsun.
şans lokantası dedi birisi, ismi garip hissettirebilir karşı tarafa.
kanyon'daki gina nasıldır? deneyen var mıdır?
sarıyer, levent vs. taraflarda önerilerinizi alırım.
cuma akşamı 8-8.30 civari düşünüyorum
0
kojonotsuki (12.02.26)
seraf vadi
0
gabe h coud
(12.02.26)
@gabe ofisim serafın dibinde. ayağıma çağırmak gibi dursun istemedim. başka öneri alırım ama
0
🌸kojonotsuki
(12.02.26)
Venge Tahtasaray Luna Rossa
0
gabe h coud
(12.02.26)
Venge -1 diyorum zira baktım o akşam GS maçı varmış o nedenle aradığınız ortam olmayabilir.
0
peki madem
(12.02.26)
abartı olmadan keyifli bir yer olarak apartıman’ı (yeniköy) önerebilirim.
0
eileengray
(12.02.26)
@peki madem, şansa GS maçı varmış evet...
0
🌸kojonotsuki
(12.02.26)
@konusma ben,
mikla güzel evet. buluşmadan caydırmayacak, gelirken onu çok yormayacak bir lokasyon istiyorum ama. biraz uzak maalesef
Yabancı filmlerde görüyorum sadece. “ şu tarihe kadar şu kitabı okuyup bitiriyoruz sonra bir araya gelip üzerine konuşuyoruz” temalı bir etkinlik biliyor musunuz?
Yabancı filmlerde görüyorum sadece. “ şu tarihe kadar şu kitabı okuyup bitiriyoruz sonra bir araya gelip üzerine konuşuyoruz” temalı bir etkinlik biliyor musunuz?
0
michael_knight (12.02.26)
Bir zamanlar Feyste dünya kadar öyle grup vardı. Bir bak bence. Hala vardır belki.
0
Mirket
(12.02.26)
Melikşah Altuntaş Flu TV Begüm Çakır Ebru Aykaç
Şu an aklıma gelenler bunlar. Youtube ya da Instagram sayfalarına bakarsanız bulursunuz.
online mı yüz yüze mi, hangi şehirde? detay verebilirseniz daha nokta atışı önerilerde bulunabiliriz. Örneğin İzmir derseniz Yakın kitabevinin ve farklı organizasyonların kitap/okuma kulüpleri var.
0
Phoebe
(12.02.26)
Çok teşekkürler arkadaşlar. Bol bol varmış. @phoebe katılmak için değil de genel olarak merak ettiğim için sormuştum.
0
🌸michael_knight
(12.02.26)
Orhan Şener Deliormanlı yutup kanalı.
0
yurtsuz john
(12.02.26)
emrah sefa gürkan codex adlı program ile her hafta yapıyor. önceden kitap ismi veriyor sonra o kitapla ilgili çok güzel bir program yapıyor. flu tvdekini tavsiye etmem çok uzun ve ilker hoca sulandırıyor.
0
ground
(12.02.26)
İş arkadaşımın arkadaşlarıyla bir grubu var böyle. Sırayla seçiyorlar. Arada anlatıyor ben de oradan biliyorum.
0
peki madem
(12.02.26)
Dahil olduğum iki kulüp var, eğlenceli ve güzel oluyor. Az kişi ile yüzyüze olan grupları daha verimli buluyorum kendi açımdan. Online olanda devamlılık sağlayamadım.
0
hayalhayal
(12.02.26)
kulüp var da klüp yoktur bence. bol bol oku bence de işine yarar belki.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(12.02.26)
@yazar yazmaz, ne dediğimi anlayabiliyorsan kurduğum cümle amacına ulaşmış oluyor. Böyle gereksiz konularda kurallara aşırı sıkı bağlanıp başka insanların kalbini kırıp canını sıkacak kadar ileri gidenlerin çok mutsuz ve zeka konusunda sorunlu insanlar olduğuna inanıyorum. Umarım sen öyle biri değilsindir. Kib, bye.
-2
🌸michael_knight
(12.02.26)
tabii canım ne dediğini anlıyorsam her şeyi yanlış yazalım ne olacak sanki. çok haklısın ebu cehil.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(13.02.26)
eger felsefe, sosyoloji ve psikoloji seviyorsaniz pelin dilara colak'in athenaum kitap kulubu var. okunan kitaplar ve bulusmalar icin buraya bakabilirsiniz: www.athenaum.tr
Çocukken mercimek çorbasının içine ekmek parçalayıp yiyordum. Çok seviyordum. Yaş ilerleyince çorba sevmez oldum. Keyifsiz, tatsız bir şeye dönüştü. Allah affetsin, fakir yemeği gibi geliyor. Neden böyle oldu? İlkokulda hep sağlıklı olduğu söylenirdi.
Çocukken mercimek çorbasının içine ekmek parçalayıp yiyordum. Çok seviyordum. Yaş ilerleyince çorba sevmez oldum. Keyifsiz, tatsız bir şeye dönüştü. Allah affetsin, fakir yemeği gibi geliyor. Neden böyle oldu? İlkokulda hep sağlıklı olduğu söylenirdi.
-14
arbre (09.02.26)
İçerim severek içerim hatta sadece 2 tabak çorba içip bitirdiğim öğünler olur. Ama sevdiğim güzel çorbalara. Bazısı gerçekten kötü oluyor
0
basond
(09.02.26)
Kendim yapmayı pek sevmem. Uzun süredir mercimek hariç de yapmadım. Ama annemin yaptığı hemen her çorbayı içerim. Hastayken muhakkak çorba içerim. Yapamayacak durumdaysam dışarıdan söylerim.
0
black holes in the sky
(09.02.26)
En köylü özelliğim çorba sevmem olabilir.
+1
kizil karga
(09.02.26)
İçmiyorum, sevmem de.
Hasta olduğum zamanlarda sadece kelle paça çorbası içiyorum.
0
purplee
(09.02.26)
Domates çorbasına bayılırım kaşar ile.
Bu arada dinlenme tesisi soğuğunda somun ekmekle içilen mercimek çorbasına bayılırım o lezzet sadece o ayaz havada güzel.
+2
Hallegadola
(09.02.26)
Bizzat kendim yaptığım, yapmışken de en az 10 kavanoz da konserve olarak ayırdığım çorbalar; Kelle İşkembe Ayak Dil/beyin Mercimek Ezo Et çorbası
+1
ground
(09.02.26)
Çorba sağlıklıdır sulu yemektir mideyi de bağırsakları da ağır yemekler kadar yormaz ama fakir yemeği olmakla ne alakası var merak ettim. Bir arkadaşım var çorbayı çok seviyor, bir akşam ani bir kararla onlara gitmiştim ve evde yemek yoktu, bi çorba yapıverdi bata çıka içtik. Muhteşemdi hatta. İyi bir şey.
yayla çorbasını da severim. ayran aşı da güzel olur yazın.
+1
art cat chocolate
(09.02.26)
Çorbanın hemen her türlüsüne bayılırım.
+1
wilhelmwasmuss
(09.02.26)
çorba bir kültürdür ben çorba erkeğiyim :)
+1
anon1m
(09.02.26)
Evde pek sevmem, belki kremali mantar. Ama haftada 2 gece gec saatte giderim corbaciya. o kadar severim ki tezgahta 2 saat karar veremem. Kelle, paça vs hepsine bayilirim.
0
duster
(09.02.26)
Ramazanda iftar sofrasının olmazsa olmazıdır. Diğer günlerde de ana yemeğe göre olur ya da olmaz. Etli çorbalar özellikle çok severim.
0
duhan
(10.02.26)
İyi yapılmış süzme mercimek çorbasını çok severim, domates, tarhana favori çorbalarım, hastayken tavuk suyu. Ekmekle birlikte yemekten hoşlanmam varsa kruton.
0
mutekebbir
(10.02.26)
yemek dedigin corbadir, sindirimi kolay bunyeyi yormayan cok guzel bir yemek. turk mutfaginda mercimek ve yogurt corbalarina bayilirim. baska bircok seyin corbasi oluyor. sogan corbasi, vietnamlilarin pho'su bunlar hep harika seyler.
+3
antikadimag
(10.02.26)
Çorba severim çünkü güzel yaptığımı düşünüyorum. Brokoli, mercimek, kabak, köz domates… hele beyran off! Tam bir akşamdan kalma çorbası. Alkol sonrası ekşiyen mideye şifa.
0
ekimoloji
(10.02.26)
Corbaya bayilirim.
Türk usülü mercimek, ezogelin, misir, hep cok severim. Okul yemekhanesinde hep corba verirlerdi ben bayilirdim.
Vietnam pho da cok iyi.
Sevmedigim tek corba kremali ve etli bir arada onlar bir de minestrone.
-2
Purple life
(10.02.26)
İşkembe, kelle paça vs çorbaları özellikle lokantada gider içerim, diğer türlü mercimekmiş ezogelinmiş bunları aramam misafirlik haricinde içmiyorum. Bir de halen ekmek doğramadan çorbayı bitirememe özelliğim var.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(10.02.26)
hizli yemek kulturunun etkileri.
0
warrior princess
(10.02.26)
Çorba severim ama evde yapmıyorum çünkü tek başıma bitirmem zor. Ama varsa içerim mesela ofisteki yemekte çıkıyor içiyorum. En sevdiğim çorba bol limonlu, karabiberli ve pul biberli ezogelin.
0
peki madem
(10.02.26)
Çok aramam. Sevdiğim birkaç çorba var yemekhanede falan çıkınca yediğim ama evde canımın çorba çektiği çok az olur. Sakatatlı çorbaları sevmem pek normalde sakatat yiyen biriyim. Bi de çorba içmekten çok yemeyi severim yani çorba taneliyse tanesi bol severim. Zaten normalde de çorba içmek tabirini anlamsız bulurum çorba yemek denmeli bence :D
Yani saysam birkaç tane sayarım sevdiğim çorba ama hiçbirine olsa da yesem demem. Ha Eskişehir'in tatarlardan kalan sorpa çorbası var bak o baya iyi, sırf denemek için eskişehire gitmelik bir lezzet.
0
nundu
(10.02.26)
Arkadaş hemen evde Vietnam pho yapar :) Ben de yazayım, conch chowder çok güzel. Tavsiye ederim. Eminim çok işine yarar.
En güzel çorba sabah içilendir. Sabah içmeyi dene @arbre.
Birkaç Britanya yapımı polisiye dizi izledim, yerel polis silah taşımıyor sanırım, hatta son izlediğim bi İskoç dizisiydi, adam polise sopayla girişti dövüp kaçtı, yani orada bu işler böyle şüphelinin/suçlunun insafına mı kalıyor teslim olup olmama aşamasında işler nasıl yürüyor tam olarak, elektro
Birkaç Britanya yapımı polisiye dizi izledim, yerel polis silah taşımıyor sanırım, hatta son izlediğim bi İskoç dizisiydi, adam polise sopayla girişti dövüp kaçtı, yani orada bu işler böyle şüphelinin/suçlunun insafına mı kalıyor teslim olup olmama aşamasında işler nasıl yürüyor tam olarak, elektro şok cihazı falan da yok düz insan gibi polislik yapıyorlar.
0
kizil karga (09.02.26)
line of duty dizisinde operasyon oldu mu silah alıyordu. tam bilmemekle beraber silahlı birimler ayrı.
Elton john gibi bir çok cinayetin bıçakla işlendiği sebebinin silah taşıma ruhsatının çok çok zor verildiği hatta polislerde bile olmadığını okumuştum.
0
ground
(09.02.26)
Britanya ülkeleri deyince Kanada'yı Avusturalya'yı Britanya ülkesi zannedecek kadar cahil olup aynı zamanda "Kanada'da yaşadığını belli etmezse ölecek" hastalığına kapılıp kendini engelletecek bi dallama illa ki baş veriyor sivilce gibi.
Kafamda Deli Sorular - 4 / Zeka Düzeyi İle Mizah, İlgi Alanları Gibi Şeyler İlişkili Mi?
burka
Önceki sorularımı aşağıya iliştiriyorum, olur da yanıtlamak isteyen çıkar:Kafamda Deli Sorular 1: https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1610416/kafamda-deli-sorular-1-insanoglu-dogada-bir-anomali-miKafamda Deli Sorular 2:https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1610496/kafamda-deli-sorular-2-bir-sektorun-globa
Önceki sorularımı aşağıya iliştiriyorum, olur da yanıtlamak isteyen çıkar:
Bir insanın zeka seviyesi, algılama becerisi ile ilgi alanları arasında bir ilişki var mı? Örneğin kavga, gürültülü kadın programları; yarışma formatında yayınlanan çatışmalar vb. şeyleri artık alışkanlık haline getirerek izleyen ya da tabiri caizse osuruğa gülen insanlardan söz ediyorum.
0
burka (08.02.26)
ilişkili. saydıklarını embesiller ve idiotlar izliyor. moronlar sinema izliyor. zeka arttıkça sarkazm artıyor.
+1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(08.02.26)
bence doğrudan ilişkili değil, kötü emeller diye bi youtube kanalı var, kadın baya bildiğin entelektüel bir insan, kısmetse olur izleyen bi arkadaş grubu varmış :) izleyip psikolojik analizler falan yapıyorlarmış.
0
Sadece soruyorum
(09.02.26)
Sınıf ve sosyal statü ile daha alakalıdır.
+1
peki madem
(09.02.26)
bütün o dediklerini izliyorum, tescilli zekiyim, hayatım akademik başarılarla dolu.
peki madem'e katılıyorum. +1
0
Hallegadola
(09.02.26)
Öyleyse sorumu size yönelteyim;
Ben kendi adıma bu programlarda keyifli bir şey bulamıyorum ve açıkcası algıları açık, yorum yapabilen sağlıklı bir insanın (yoruma açık olmakla birlikte zeka ile ilişkilendirdiğim kısmı burası aslında) kendiliğinden, doğal olarak bu tür içeriklerden uzaklaşacağını düşünüyorum. Özellikle bu tür programların zeki insanlara hiç bir şey sunmadığını, aksine onları itmesi gerektiği kanısındayım. Bu tür programların (suç, ekstrem yarışma vb.) nitelikli muadillerinin (suç belgeselleri ya da ciddi survivor yarışmaları gibi) de pekala bulunduğu kanısındayım. Sizi bu programlara çeken nedir?
Not: Her akademik kariyerin zekanın bir ölçüsü olmadığını düşünüyorum.
Hallegadola
+1
🌸burka
(09.02.26)
diğer sorularınıza da referans verdiğiniz için onlara da cevap yazmış olabiliyoruz. arada onlara da bakın :)
çevremde sosyo-kültürel ve entelektüel açıdan yüksek bir statüdeki hiçbir insan bu programları izlemiyor. ancak akademik çerçevede sosyolojik bir gözlem yapacak olanlar belki bakıyordur. bu programlar algılama becerisinin düşüklüğüyle mi ilgili bilmiyorum ama davranış becerilerini etkilediği aşikar. o programları izleyen çoğunluk günlük hayatta da oradaki tipler gibi entrikalı, kavgacı bir davranış sergiliyorlar. hayatta karşımıza çıkan deneyimleri, farklılıkları bir çerçeveyle çevrili gibi düşünürsek kendilerini o programlara maruz ederek o tip bir çerçevenin içinde hapsettiklerini düşünüyorum. jargonları, dilleri, sokakta hareketleri bile o yöne doğru evriliyor. kısaca, zeka ile ilişkisine bir korelasyon desek bile zamanla maruz bırakıldıkça zeka seviyesini eksi yönde etkiliyor bence.
burka
+1
eileengray
(09.02.26)
bir kere bu programlar ekmek alırken,markete giderken, benzin alırken karşılaştığımız bütün o saçma insanların bir karışımını sunuyor. insan ilişkileri karmaşık. bu tür programlar insanların aldatmaya, insan kandırmaya ne kadar açık olduğunu gösteriyor, sıradan insanlara karşı yaklaşımınızı ona göre şekillendirebilirsiniz.
yoksa merhaba poğaçacı diyenden farkınız kalmaz.
ya da şu tür bir şeyle aynı fikirde olduğunuzu anlayamazsınız, gerçeklerle yüzleşince hayalleriniz yıkılır: www.youtube.com
hangi ürünleri götürürdünüz? aklıma antep fıstıklı çikolatalar geldi ilk. sizin tercihiniz ne olurdu..
hangi ürünleri götürürdünüz? aklıma antep fıstıklı çikolatalar geldi ilk. sizin tercihiniz ne olurdu..
+1
iwillsee (08.02.26)
lokum, pişmaniye
0
mezzosprite
(08.02.26)
Saray helvası
+1
kisa
(08.02.26)
- meşhur bebek badem ve fıstık ezmesi (başka marka olmaz) - divan antep fıstıklı lokum - divan çikolata kaplı lokum - marsel lokum (farklı aromalı olanları)
0
eileengray
(08.02.26)
Gofrik, tadelle, çay olabilir ama siyah çay bizim yaptığımız şekilde içerler mi bilmiyorum, o yüzden Çaykur Yeşilçay olabilir mesela. Kaliteli fındık ezmesi. Bulunmayan birşey değil ama kuru incir, kuru kayısı falan. Kategori olarak abur cubur sınıfında olmayan örnekler oldu bazıları ama farketmez sanırım.
0
mbond
(08.02.26)
ben tuğba kuruyemişten karışık lokum tabakları oluyor onlardan geitiryorum çokta memnun kalıyorlar.
+1
dirildimde geldim
(08.02.26)
Bizim Yunanistan'da tanıdıklar var, sucuğa bayılıyorlar. İyi bir kasap sucuk hepsinden iyi bence.
-1
etna
(08.02.26)
Sucuk +1
Bizde satılan çikolatalar çikolata değil (belki gofrik hariç). Adamlar alasını yapıyor zaten çikolatanın, tatlının. Belki hakkı verilerek yapılan baklava olabilir.
-1
orient blue
(08.02.26)
Market abur cuburu değil ama Batılılarsa mesela kaliteli lokum götürmek iyi oluyor zira Narnia'dan dolayı sürekli dolaşan bir geyik var.
0
peki madem
(08.02.26)
yakın zamanda amerikaya götürdük market abur cuburu. ülkerin istanbul çikolatası çok sevildi, onlar da dubai'den bıkmış :D ama en popüler ürün doritos alaturca, orda bi ton çeşit var ama alaturca türkiyeye özel ve aşırı seviyolar iki yıldır paket paket alaturca taşıyoruz.
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler
basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.